Şiir kapitalizme kafa tutar

Şiir yazmak insanı kapitalizmden korur. Çünkü kapitalizm de kendisini şiirden korur. Şairi hükümsüz kılar. Üretime ve tüketime yönelik kendi kutsallarını egemen kılmak için kutsalla direkt ya da dolaylı anlamda ilişkili ne varsa hepsine karşı savaş açıp tavır geliştirir. Adına dünya dediğimiz pazarda insanın elini kuvvetlendirmeyen her şey gibi şiir de değersiz ve itibarsızdır. Octavia Paz’ın diliyle söyleyecek olursak, “Şiir kentsoyluyu ne aydınlatır ne de eğlendirir. Bu nedenle sürgüne gönderir şairi. Onu asalak ve aylak kılar. Şairlerin tarih boyunca ilk kez çalışmalarının meyvesiyle yaşamamaları buradan ileri gelir. Şair hiçbir işe yaramaz. Öyleyse hiçbir şey getiremez. Şair başka bir uğraş edinmeli, diplomat ya da üçkâğıtçı olmalı ya da açlıktan ölmelidir”.

Aslında bu durum dünyanın realitelerine rağmen şiir yazan şaire bir tür had bildirme biçimidir. Zavallı şairin pazara sürecek bir mahsulü yoktur ki satsın. Kapitalizm bütün uğraşları işe, bütün ödülleri paraya indirgeyen sistemin adıdır. Şairin emeği ve de mahsulü ne pazara sunulabilir ne de beğeniye ve pahaya odaklanmış nazara. Varsıl bir şairin uzaktan nasıl göründüğünü, yaklaştıkça nasıl da görünmez olduğunu bir düşünün.

Şair oyunbozandır, savaşı ve kavgayı hayattan öğrenmiştir. Bu yüzden hırlıdır. İsmet Özel gibi Sevgilim Hayat derken bile masaya oturmaz: “Çünkü biz savaşmasak / Uzak Asya’dan çekik gözlerimiz / Küba’dan kıvırcık sakallarımızla / savaşmasak / güm güm vurur mu kömürün kalbi Kozlu’da / Ke San’da, Kandehar’da ümüğüne basılır mı vahşetin / Ve sen boynunu öperken beni / sarhoş bir okyanusla titreyen hayat / sevgilim olur musun.”

Kapitalizm yavuklumuz olan hayata sarkıntılık etmiştir. Bu yüzden fıtratımız ona muhaliftir. Sevgilimiz olan hayata sarkıntılık etmeye kalkmıştır, bu sebepten şairin kapısının önünden geçemez. Şair kapitalizme bir tenha sokakta ya da duvar dibinde rastladığında onunla hiç göz teması kurmadan sıkılmış yumruklarını çenesine geçirir. Zaten bir tek ağzı ve çenesi vardır kapitalizmin. Edip Cansever gibi şairler ona söyleyecekleri sözü onun anlayacağı dilden söylerler. Külden Adamlar şiirinde olduğu gibi: “Koşar bakışları külden adamlar / Ordan oraya / Soğuk etlere, sosislere, yumurtalara / Konservelere ve jambonlara /  İtişirler, üşüşürler, saatlerine bakarlar / Koşuşurlar masalara, bardaklara, ayakta durmalara / Bir sosisli sandviç peynirli bir sandviçle.”

Elbette şiir karın doyurmaz, fakat hayatı karın doyurma mücadelesine indirgeyenlerle her zaman görülecek bir hesabı vardır. Karın doyurmayı, doğal ihtiyaçları gidermeyi, çoluk çocuğunu geçindirmeyi problem haline getiren kapitalizmden başkası değildir. Şiir kapitalist sistemle anladığı dilden konuşur. Bu dil şiirin şiir dışının penceresinden kafasını uzatarak söylediği kalbi değil kafayı muhatap alan bir dildir. Zira kapitalizmin kalbi yoktur, kazanmaya dönük bir kafası ve öğütmeye yönelik bir midesi vardır. Kalbi ile tanışan midesinin kalp olmadığını anlar. Vicdanı ve insafı bir organ gibi bünyesinde taşıyan kişi altında ezildiği yaşamsal ağırlığın omuzları üzerinde taşıdığı kafanın sıkletinden kaynaklandığını fark eder.

Cimrilik, bencillik, kibir, haset, ihtiras, kıskançlık, kan dökme ve gelecek kaygısı hep kapitalist sistemin uyandırdığı kavramlardır. İslam fıtratı üzere saadet sürecini yaşayan insanın çocukluk çağı, ergenlik, gençlik ve yetişkinlikle birlikte yoğun kapitalist uyarıcılarla biriktirme, doymama, daha çoğunu isteme, yetinmeme ve kişisel iktidar gibi negatif özellikleri fıtratı haline getirmiştir. Dolayısıyla bugün kapitalizm denilen doktrin iktisadi sistem kisvesi ve maskesiyle dolaşan bir çağdaş dindir. Yani dine karşı dindir. Edebiyat ve özellikle şiir bu maskeyi düşürecek güçtedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?