Reklamı Kapat

Bir anahtardır sevgi

“On yaşındayken evimizin yakınındaki camiye gider ve burada namaz için gelen amcalarla sohbet eder, oynardım. Hiç unutmuyorum bir gün namaz sonrası yaşlı bir amca öfkeli bir tavırla geldi ve gürültü yaptığımı, namaz kılanları yanılttığımı söyleyip elinin tersiyle yüzüme vurdu. Zayıf bir çocuktum sendeledim ve yere düştüm. Uzun süre düştüğüm yerde kaldım, gururum çok incinmişti ama herhalde günaha girdim, şimdi Allah beni sevmeyecek diye düşünüp kendimi suçladım. Bu olay beni o kadar etkiledi ki aradan 25 yıl geçti, nerede sakallı bir yaşlı görsem içime korku düşer ve yüzüme sert bir tokadın ineceğini zannederim… ” (Emre Y.)

Emre kardeşimizin hatıralarında yer verdiği bu ifadelere pek de yabancı değiliz aslında. Zira bize çocukluğumuzdan itibaren cehennem ve ceza kavramları hikâye edilmiş ve din üzerinden yoğun bir korku pompalanmıştır. Ninelerimizin, dedelerimizin zihinlerinde sadece cezalandıran ve korkutan bir din tasavvuru vardır ki, bu, İslam’a yapılabilecek en büyük iftiradır. Bu, Allah’ın varlık âlemini kuşatan şefkat ve rahmetini görmemek, körleşmektir. Zannımca bu kişiler çoraklaşmış yüreklerinde biriktirdikleri öfkeyi dine yamayarak savunma mekanizması yapıyor ve nefislerini tatmin etmeye çalışıyorlar.

Çocuklar dokuz yaşına kadar olayları somut göstergelerle değerlendirirler, doğal olarak ahiret, ceza ve mükâfat gibi kavramları da somut örnekler üzerinden algılayabilirler. Çocuklara Allah, peygamber, ahiret kavramları aktarılırken bu durum dikkate alınmalı ve doğal olaylardan örnekler verilerek Allah’ın rahmet ve şefkatine vurgu yapılmalıdır. Çocuklara değerler eğitimi verilirken de aynı şekilde onların dimağları değil duyguları ve gelişim süreçleri dikkate alınmalı ve şiddete değil sevgiye, cezaya değil mükâfata odaklanılmalıdır. Zira çocuklar soyut kavramları ancak 12. yaştan sonra kavramaya başlarlar. Dolayısıyla on iki yaş öncesi çocuğa daha ziyade Allah ve peygamber sevgisi, doğru-yanlış kavramları ve temel davranış kalıpları aktarılabilir.

EĞİTİMİN ANAHTARI SEVGİDİR

Rivayet olunur ki, Hz. Peygamber döneminde bir çocuk müezzinin taklidini yapıyor ve ezanla alay ediyordu. Resullullah çocuğun bu tavrına şahit oldu fakat azarlamadı, onu rencide edecek bir yaklaşımda bulunmadı, duygularını örselemedi. Resulullah çocuğun yanına yaklaştı ve onun alayvari tavrını hiç anlamamış gibi davrandı ve “çok güzel okuyorsun, bir de bize okur musun” dedi. Çocuk önce utandı sonra başını kaldırdı ve itina ile ezanı yeniden okudu. Resulullah çocuğun sırtını sıvazladı ve onu takdir etti. Çocuk Resulullahın bu tavrından o kadar etkilendi ki, büyüdüğünde müezzin olmaya karar verdi ve uzun yıllar Mekke’de müezzinlik yaptı.

Eğitim şiddetle değil sevgi ile verilmelidir. Etkin bir anahtardır sevgi ve bu anahtarla açılmayacak hiçbir kapı yoktur. Yeter ki biz o anahtarı doğru kullanmayı bilelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Nurettin Gedikoğlu - Eyvallah kardeşim çok güzel kaleme almışsınız

Zaten İslam sevgi ve muhabbet dinidir sevgi üzerine kurulmuştur

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 14:54


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?