Reklamı Kapat

Lebaleb…

Propaganda demek halihazırda kendi gerçeğini dillendirmek, ortaya koymak demektir. Tek parti yönetimlerinin sergiledikleri yoğun propaganda veya propaganda bombardımanı ise kendi gerçeğini pompalamak kadar asil gerçeği gizlemek, göstermemek, kamuoyundan uzak tutmak amacını da güder. Eldeki propaganda makinesi marifetiyle yoğun ve istikrarlı bir şekilde kitlelere tekrar edilen “üretilmiş gerçekler” vasıtasıyla toplum gerçek sorular sormaktan alıkonur, gerçekleri değil de “bilmesi istenenleri” öğrenmekle yetinir.

Aklıselim herkesin hayretle ve gülerek izlediği iktidar medyasındaki, haber ve programlardaki dil ve üsluptan işlenen konulara kadar her ayrıntı da sistematik bir propaganda faaliyetinin ürünüdür. Bu medyada, siyasi iktidarın kitleleri galeyana getiren ve kutuplaşmayı artıran söylemlerinden bildik “Cehape” ezberlerine ve hamasi nutuklara kadar bu iletişim ve toplum mühendisliğine harfiyen uyulmaktadır.

Medyanın büyük bölümünün iktidar kontrolünde olması ve tek sesliğin de açıkça tek bir merkezden yürütülmesi, en sıradan bir konuşmanın veya açıklamanın bile medya organları tarafından büyük bir iştahla veya zorla canlı verilmesi gibi tuhaf durumları ortaya koymaktadır. Bakanların her konuşmalarında muhakkak aynı standart ve “gücü yücelten” ifadeleri kullanması bile bu “tek merkezden yürütülen” propaganda faaliyetinin neticesidir.

Ancak bugüne kadar belli oranda işe yaramış gibi gözükse de bu propaganda bombardımanı ve yöntemleri artık toplumun çoğunu etkilemediği gibi rahatsız ediyor. Yandaş tabir edilen medyanın yapay gündemlerine toplum itibar etmiyor. Anlı şanlı haber kanallarının kadrolu “her şeyi bilir” isimlerini kimseler izlemiyor, dinlemiyor. Yandaş tabir edilen medyanın hükümet destekli gazeteleri satmadıkları gibi bazıları belli aralıklarla kapanıyorlar. İnsanlar üretilmiş gündemler ve propaganda bombardımanına maruz kalmak yerine kendi meselelerini dile getiren alternatif haber alma kaynaklarına yöneliyor.

Buna rağmen siyasi iktidar aynı iletişim yöntemlerinde manasızca ısrar ediyor. Bir dönem belki seçim şarkısı veya reklam videosuyla bile gündemi belirleyebilirken, bugün artık bütün kanalların “hazırolda bekler” vaziyette canlı yayına geçtikleri ve günde birkaç defa yayınlanan konuşmalar ve açıklamalar bile vatandaşın gündemini belirleyemiyor. Halkın gündemine yani sorunlarına sıkıntılarına hitap edemeyen, çözüm üretemeyen siyasi iktidar bunun yerine hala bildik propagandaları ve içi geçmiş polemikleri insanları bunaltacak yoğunlukta pompalamak dışında hiçbir şey yapamıyor. Bunu bir de “halkın kaynamayan tenceresi” meselesini göstermemek için yapınca daha da mantıksız bir işe girişmiş oluyor.

Aman dileyen, sıkıntısını dile getiren insanları bir şekilde “öyle demedim, böyle dedim”e zorlayan atmosferi herkes tahmin ediyor artık. Kendilerinden önce buzdolabı, araba, bardak vs olmadığını iddia edecek kadar tuhaf bir halet-i ruhiye ile yeri geldiğinde aman dileyenlerin ağzına lafı tıkayan bir halin söz konusu olduğunu herkes biliyor.

Salgın nedeniyle 1 senedir bütün herkes yoğun kısıtlamalarla yaşamaya çalışırken ve birçok kişi ve sektör de kısıtlamalar nedeniyle batmış veya batmanın eşiğine gelmişken, siyasi iktidarın düzenlediği tıklım tıklım il kongrelerini tüm kanallardan canlı yayınlatmanın mantığı nedir acaba? Bundan maksat, kan kaybeden siyasi iktidarın topluma karşı gövde gösterisi yapmak istemesi midir yoksa? Kamuoyunun “herkese yasak ama bazılarına değil demek” diye düşüneceğini tahmin edememek neyin nesidir? Toplumun gerçeğini propaganda bombardımanı marifetiyle pompalamak, üretilmiş gerçeklerle bastırmak mı amaçlanmaktadır? Amaç buysa başarısız olduğu açıktır.

Herkese yasak varken birilerine ayni kuralların geçerli olmadığını iftiharla söylemek ve bunu neredeyse hemen her gün yinelemek toplumdan kopuşun ta kendisi değil midir? Bu durumu hangi propaganda bombardımanı ters yüz edebilir? Bindirilmiş kıta mantığıyla miting meydanı veya spor salonu doldurabilme imkanı olan iktidar partisinin, hiç başka bir mesele yokmuş gibi sıradan bir il kongresinde “lebalep” dolu salonlarla böburlenmesine ne denebilir ki?

Halbuki spor salonlarına gelene kadar iş basvurusu, sosyal yardım veya ucuz sebze meyve kuyrukları da lebalebdolmaktadir. Halkın meselelerinden uzaklaştıkça, ne söylenildiğine bile bakmadan alkışlayıp eline tutuşturulan kağıttan slogan atan kalabalıkların lebaleb doldurduğu salonlarla övünülür ancak.

Kendisine medya diyen ama uzaktan yakından ilgisi olmayan birtakım kuruluşlar da canlı yayınlarla lebaleb dolu salonları gösterirler, lebalep sıkıntıyla dolmuş olan halka...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Ismail Aslan - Hangi parti gelirse gelsin yandaşlar mutlaka olacak. İnsanlara makam ya da mevki verilirken liyakatı göz önünde bulunduracak bir oluşum görünmüyor malesef , iktidar olunca kimse kimseyi duymuyor , yani anlattıklarınız bir çözüm üretmiyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 22:08
01

Nurettin Gedikoğlu - Eyvallah kardeşim güzel tesbitler Allah razı olsun

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 14:56


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?