Pasaport Krizi ve Hanau Katliamı Arasında

Geçtiğimiz hafta bu sütundan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadığı “pasaport krizi” ile ilgili önemli uyarılarda bulunmuş ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerine çağrıda bulunmuştuk. Çağrımıza şu ana kadar Dışişleri Bakanlığı kanalıyla resmi bir açıklama ile yanıt verilmese de, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın yoğun bir ilgi gösterdiğini ve karşılık verdiğini belirtmem gerekiyor.

Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızdan çok sayıda dönüş aldık. Konu ile ilgili istişarelerde bulunmak üzere görüştüğümüz Saadet Avrupa Genel Başkanı Sayın Samet Sami Temel ve Genel Başkan Yardımcısı Murat Gürbüz beylerden aldığımız bilgiler de bu ilgiyi teyit etti.

Dolayısıyla aslında vatandaşlarımızın önemli bir sorununu onlar adına gündeme getirmiş olduğumuzu görmüş olduk.

Memnuniyetle belirtmek isterim ki, duyumlarımıza göre yazımızın ardından yetkililer de çözüm konusunda somut adım atma ihtiyacı hissetti. Elçilik ve konsolosluklarda pasaport işlemleri başta olmak üzere resmi işlemlerden ötürü mağduriyet yaşanmaması için ilave personel görevlendirmeleri yapıldığı bilgisi tarafımıza ulaştı.

Böyle bir gelişme oldu ise yetkililere teşekkür etmek ve bundan sonra yapacağı işlerde aynı hassasiyetle davranmalarını beklemek vazifemizdir.  Okuyucularımızın ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerimizin gelişmeler konusunda birer gönüllü olarak bu süreçleri takip edeceklerini biliyoruz. Bize düşen de onların taleplerini buradan yetkililere ulaştırmak.

Pasaport krizi aslında bizlere unutmamamız gereken bir noktayı yeniden hatırlatmaktadır. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın gerçekten çok önemli problemleri bulunmaktadır. Dahası onlar bu hengamenin içerisinde bir de ırkçı saldırılar ve düşmanlıklar ile adeta tek başlarına mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Bu süreçte onlara verilecek en büyük destek samimi bir ilgi ve yakınlık göstermektir. Sorunlarını belki hemen çözemeyebilirsiniz ama bunun için çaba gösterdiğinizi bilmeleri dahi çok önemlidir. Aidiyet tek taraflı bir olgu değildir. Ait olmak için ait olan ile olunan arasında etkileşim kanallarının açık olması gerekir. Kanallardaki tıkanıklık aidiyet krizini ortaya çıkarır.

Ait olduğu yere aidiyet hissedemeyen bir insan, rüzgar önünde savrulan bir yaprağa dönüşür. Ama bu onun açısından hazin bir son anlamı taşır. Zira bilinmeze doğru gittiği bu yolculukta karşısına çıkan başka aidiyetler hiçbir zaman gerçek aitlik hissi oluşturamaz.

Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının 60 yıldır yaşadığı topraklarda hala “yabancı” olarak görülmeleri tesadüfi değildir. Geçtiğimiz sene Hanau’da olduğu gibi ırkçı saldırılar ile öldürülen insanlarımızın katillerinin bir türlü bulunmayışı ve daha birçok ayrımcılıklar yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın aitlik bilincini bu yüzden sıcak tutmaktadır.  Onun için pasaport krizi ve benzeri hadiselerde dile getirilen talepleri küçümsemek ya da önemsememek vatandaşlarımızın anavatan ile olan bağlarını zedeleyecek vahim hatalar olacaktır. Bu durum ise, peşi sıra çok daha büyük kayıpları beraberinde getirecektir.

Halbuki bunun tam aksi gelişmelere ihtiyacımız bulunmaktadır.

İhtiyacımız olan şey; yurt dışında yaşayan ve kendisini orada kalıcı olarak gören insanımızın özgüven içerisinde hareket etmesi ve şartlara teslim olmak yerine şartları teslim almaya niyetlenmesidir. Zira 21.yüzyıl Avrupa’sının ve dahi tüm dünyanın şekillenmesinde Müslümanlara büyük vazifeler düşmektedir. Avrupa’nın batıldan kopup Hak eksenli bir siyaset yürütmesi, Avrupa Müslümanlarının atacağı doğru adımlara bağlıdır. Farklılıklarla bir arada yaşayabilme erdemini Avrupa toplumlarına öğretmek, bu bilincin kazanılması için Avrupa ülkelerinin eğitim ve medya politikalarını değiştirtmek Avrupa Müslümanlarının bir bütün halinde olmasına bağlıdır.

Bu yüzden Avrupa Müslümanları arasında önemli bir yeri olan vatandaşlarımızın yeniden özgüvene sahip olmasını sağlama yolunda atılacak tüm adımları desteklemek hepimiz için vazifedir.  

Dolayısıyla pasaport kriziyle gündeme getirmek istediğimiz esas husus; yetkililerin yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza gerçekten ilgi göstermesi meselesidir.

Bu anlamda Dışişleri Bakan Yardımcısı Sn. Yavuz Selim Kıran Bey’in Hanau’da öldürülen insanlarımızın ailelerini ziyareti önemli bir adımdır. Bu adımı güçlendirecek olan ise vatandaşlarımızın aidiyet duygusunu artıracak somut girişimlerde bulunmak ve onları diplomatik desteklerle aktifleştirmekten geçmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hidayet Kocak - Tsk ederiz sayin yazarimiz elinize sahlik ! Cok basit usleri bile krize götürmesini cok iyi biliyoruz olmamasi grrektir ayip yani passport sorun llursa

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 05:17


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?