Reklamı Kapat

Saklı bir hazine Emin Saraç Hocaefendi

Osmanlı ulemasının yetiştirdiği son kuşak âlimlerimiz bir bir aramızdan ayrılırken bizler kendimizi her geçen gün daha fazla yalnız ve kimsesiz hissediyoruz.  Zira onların izi üzere giden âlim yetişmiyor. Bu âlimler Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sadece ilminin değil, aynı zamanda onun ibadet, sülûk, edeb ve ahlakının da varisi idiler. Geleneği korumaya,  ilmi üstatlarından aldıkları şekilde öğretmeye çok özen gösteriyorlardı. Konuşmalarında derinlik, sözlerinde tesir, duruşlarında vakar vardı. Onlar aramızda feyiz ve bereket kaynağı idiler.

Üstadımız Emin Saraç Hoca Efendi hafızlığını memleketinde yaptıktan sonra 1943 yılında yani CHP zulmünün din üzerindeki baskısının zirvede olduğu bir dönemde 14 yaşında babası tarafından İstanbul’a Nakşibendi şeyhi Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin yanına gönderilir. Zira babası Ali Haydar Efendi’nin şeyhi İsmet Efendi’nin Erbaa’daki halifelerinden Bahrullah Efendi’ye müntesiptir. Böylece onun ilim yolculuğu başlar. Bu tarihten 1950›ye kadar Üçbaş Medresesi’nde kalarak başta Ali Haydar Efendi olmak üzere, Fatih Camii Başimamı Ömer Efendi, Gümülcineli Mustafa Efendi, Muhaddis İbrahim Efendi, Arnavut Hüsrev Efendi, Süleyman Hilmi Tunahan ve daha başka âlimlerden ders alır. Üstadımız kendisiyle yapılan bir söyleşide bu dönemden bahsederken şu notu özellikle düşer:

“Fatih Camii’ndeki o derslere zaman zaman gelen biri vardı ki onu rahmetle ve ismini zikretmeden geçmemek lazımdır. O da Necmettin Erbakan Beyefendidir. Ayrı bir ilim tahsil etmesine rağmen Fatih Camii’nde şer›i ilimleri okumak için vakit ayırır, bizlerle beraber ders alırdı. Bu, o dönem için çok mühim bir hadisedir. Bugün cemiyet hayatımızda yaşadığımız pek çok müspet kuruluş onun cehdi, gayreti ile olmuştur. Bunu söylemekte fayda vardır. Ali Haydar Efendi ile Ömer Efendi’den başka Gümülcineli Mustafa Efendi, Muhaddis İbrahim Efendi gibi zatlardan da ders okumaya devam ediyorduk.” (Bizim Evimiz Kur’an Medresesiydi, Kitabın Ortası dergisi, Temmuz 2018)

Üstadımızı onbeş yılı aşkın bir süredir yakinen takip ediyor, özellikle Pazar sabahları okuttuğu Şifa-i Şerif derslerinde hazır bulunmaya gayret ediyordum. Fatih Camii’nin tamire alındığı bir kış camlardan gelen dondurucu soğuğa rağmen sırf Fatih Camii’nde ders halkası devam etsin diye derslerini bırakmamıştı. İnşaallah üstadımızın bu dersleri kendisinden sonra talebeleri tarafından devam ettirilir. Bu konuda herkesin gözünün Halil İbrahim Kutluay hocamızda olduğunu da belirtelim.

Derslerinin arasında mezhep imamlarına, meşayıha ve Osmanlı hanedanına devamlı rahmet okur, İslam hilafetini kaldıranlara, İslam harflerini değiştirenlere, Ezan-ı Muhammedi’yi yasaklayanlara karşı buğzunu dile getirip tel’in etmekten kendisini alamazdı. Babasının kendisine ve diğer kardeşlerine küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i nasıl öğrettiğini ve hafızlığı gizli, gizli nasıl yaptırdığını sürekli anlatır rahmetle anardı. Hocası Ali Haydar Efendi’nin İstiklal Mahkemelerinde yargılanmasından da sıkça bahsederdi.

Üstadımız, Türkiye’de ehl-i sünnet inancını tavizsiz bir şekilde savunan gelenekten gelmekte ve bu konuda çok hassas davranmakta idi. Bu geleneği Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi,  Zahid el-Kevseri, Mustafa Sabri Efendi ve onların talebeleri olan Ahmet Davudoğlu, Ali Yakup Cenkçiler, Enver Baytan, Emin Saraç kuşağı temsil etmekteydi.  Diğer bir çizgi ise daha çok ilahiyat çevrelerinde yeşeren ve gittikçe de güç kazanan Fazlurrahman, Abduh ve Afgani çizgisidir ve bu çizgi çok tehlikeli bir şekilde ilahiyat çevrelerinde güç toplamaktadır. Nitekim bir dönem üstadımızdan ders okumuş ve önceleri imam iken daha sonra ilahiyat profesörü olunca bazı fikirleri değişmiş eski bir talebesinin “Nüzulü İsa’yı inkâr ettiği” kendisine söylendiğinde çok celallenmiş ve “insan nasıl böyle bir şey söyler, ona hakkımı haram ediyorum”  mealinde sert bir çıkış yapmıştı.

Üstadımız, son derece mütevazı idi. Adeta kendisini saklardı. Onu her hayırlı cemiyette bir sandalyeye ilişmiş bir vaziyette görürdünüz. Ama hiçbir zaman kürsülerde göremezdiniz. Yaklaşık dört sene önce bana icazet vereceği zaman icazetnameyi baştan sona altını çizerek okudu ve imzalayıp bana uzatırken ağlamaya başladı. Niçin ağladığını daha soramadan: “Bu iş bizlere kadar düştü, ben üstatlarıma hayırlı halef olamadım. Onun için ağlıyorum. Ama bir taraftan da onları tanıdığım için seviniyorum” demişti. Rabbim rahmet eylesin gerçekten benzerleri artık -bu kadar haramın yaygınlaştığı ortamda- zor yetişir.

Millî Görüş Hareketi’nin manevi önderlerindendi. Erbakan Hocamıza karşı son derece sevgisi ve saygısı,  hocamızın da kendisine karşı aynı derecede saygı ve sevgisi vardı. Erbakan Hocamızın İstanbul’da icra ettiği her programda hemen hemen üstadımız da bulunurdu. Erbakan Hocamızdan koparak yeni bir parti kurmak isteyen gurubu ikna etmek ve ayrılmanın önüne geçmek için çok çaba sarf etti. Hatta kendisinin çabalarıyla merhum Erbakan ile Sayın Erdoğan arasında başbaşa bir görüşme gerçekleşmişti.  

Kendisini en son Fatih Camii Boyacıkapı girişinden alıp Cuma namazı için tekerlekli sandalye ile caminin içine götürürken görme ve elini öpüp duasını alma nasip olmuştu. O esnada bile bana yol ayrımlarında hep sağ tarafı işaret ederek ikazlarda bulunuyordu.  Ondan sonra çeşitli hastalıklar geçirdi ve bir daha görme nasip olmadı. Nihayet adeta ömrünü vakfettiği Fatih Camii Şerifi’nde okunan yatsı ezanı sesleri arasında ruhunu Yüce Yaradan’ına teslim etiği haberini uzun yıllardır hizmetinde bulunan Dr. Süleyman kardeşimizden aldık. Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin. Yakınlarına, talebelerine ve sevenlerine sabr-ı cemil ihsan eylesin.  İslam ümmetinin başı sağ olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder

# CHP

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

TS-61 - Amiin. Allahü teala cümlesine rahmet eylesin. Rabbimiz, sizden de razı olsun hocam.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Şubat 01:45
01

Cüneyt Aslan - Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun makamı âli olsun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 11:30


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?