Onu sakın üzme, olur mu bebek

Bir hayli kapı yanında bekledi.

Nihayet hekimin dikkatini çekti.

Kapı boşluğuna kafasını kaldırıp da onu görünce, müjde gibi kararı duyurdu;

“Size yatak ayarlandı, yarın ameliyatınız olacak”

Tek tepkisi elindeki bebekten yana oldu;

“Bakacak kimsem yok, bebeğim yanımda kalabilir mi?”

Kırgız doktor onu duymadı ya da anlamadı ki cevap versin.

Oysa onun söylemediklerini de çok iyi anladım.

Bakacak hiç kimsesi yok.

Yoksulun bakacak kimsesi olmaz.

Kayınvalidesi nazlanır, eltisi görmezden gelir, görümcesinin işi çıkar.

Yanında tepkisiz duran kocası konuşmasa da onun da yüreğinden geçenleri duydum.

Belirli işi yok, çimento kireç karışımı bulaşmış ayakkabılarından belli, inşaatta taş taşımaya gitmezse ne yer ne içerlerdi.

Karısı bıçaklar altındayken, o rızkları için çalışmak zorundaydı.

İki ucu keskin bıçak sadece karısını değil kendisini de doğramaktaydı.

Bebeğe takıldım.

Yaşaran gözlerimi bu genç aileden kaçırarak bebekle konuştum.

Ne olur küçük çocuk.

Büyüyünce anneni üzme.

Adım gibi eminim o hastaneden çıkınca da, kanayan yaralarına aldırmadan soğuk suların buzlarını kıra kıra odun yaracak, soba yakacak, seni ısıtacak.

İşlere saldıracak, seni aç koymayacak.

Sen genç olduğunda ne olur onu üzme.

Bir şey dediğinde onu tersleme.

Onu beğenmemezlik etme.

Sözlerine aksi karşılık verme.

Hele onu hiç ağlatma.

O hayatı boyunca kendi canından önce seni düşündü.

Bıçakların korkutuculuğunu bile umursamayan bir kahraman senin annen.

Ameliyat için hazırlarlarken kendi canından çok senin için yandı.

Ben şahidim küçük bebek.

O, bir soğan getirdiğinde bile kocası, nasıl mutlu oldu.

Belki sen bilmezsin o zaman küçüktün.

Tek pijama takımına bile o ameliyat ile sahip oldu.

Hatta baban ucuz olsun diye mağazadan değil de pazardan aldığında bile gerek yoktu, dedi.

Senin hakkını çalmış gibi hissetti.

Kuruş kuruş senin için biriktirdi.

Güzel yemek pişirdiğinde, sen ye diye ağzına ekmek bastı.

Bu yüzden genç yaşta dişlerini kaybetti.

Sen genç, aklı bir karış havada halinle, o dişsiz ağzı ile konuşurken beğenmiyorsun, dinlemiyorsun, göz teması kurmuyorsun ya.

Hiç merak ettin mi onun yaralı sinesinde ne dertler saklı.

Nasıl düğüm edip elemlerini, bohçalayıp kaldırmış ortadan.

Akşam yastığa kafasını bıraktığında önce seni düşündü; yuva kurmanı, okumanı, iş sahibi olmanı, mürüvvetini görmeyi.

Bak, çok iyi biliyorum, o senin hakkındır deyip kuruş kuruş biriktirirken, üzerine yeni elbise, ayağını soğuktan koruyacak bot bile almadı.

Her kış ayakları ıslak çalıştı tarlasında.

Her şeyi senin için bıraktı kenara; topladı, artırdı, iki kaşığı üç etti.

Onu sakın ola ki, asla üzme bebek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?