Hakk’ın ideal temsilcisi bir hoca

Bismillâhirrahmânirrahîm;

İSLÂM’I takva üzere yaşayan ve ideal anlamda temsil etmeye çalışan Denizlili Cafer Tayyar Güngör hoca efendi de dünya imtihanını tamamladı. O, cemaatine arkadaş, kardeş olarak yaklaşırdı. Yalnız camisinin hocası değil, “Denizlililerin hocası” oldu. “Hocalığın hakkını veren kimdir?” dense parmakla gösterilirdi. Mesleğinin ehli, bilgi bakımından donanımlı, yaptığı göreve âşık idi!

Örnek ve kaliteli bir cemaat ve pek çok hafız yetiştirdi. Görevine düşkündü. Namazdan çok önce camiye gelir; erken gelenlerle hâl hatır eder, yakından tanımaya çalışır, sohbet ederdi. İnsan canlısı idi. Her yaştan insanla çok kolay iletişim kurardı. İnsanlara hak ve hakikati anlatabilmek için fırsat kollardı. Hep “verici” konumda idi; insanlardan bir şey istemezdi.

Cafer hocanın bu kadar mütevazi, güler yüzlü ve olgun olmasında mizacı ve geçirdiği çetin imtihanların da rolü vardı. 1928’de, Denizli merkez Göveçlik beldesinde doğdu. Babası Hüsnü Efendi 1940’ta hastalandı. Hastaneye giderken annesine söylediği şu sözler ailede derin izler bıraktı: “Hanım, hastaneye gidiyorum. Kendimden ümidim yok. Dünya meşakkati ağır bastı. Ölüm hak! Üzüntüm, tek erkek evlâdımı besmele çekip Kur’an-ı Kerim’i öğretemediğimden. Allah’a ısmarladık!”

Babası 3 gün sonra öldü. Cafer hoca 12 yaşında “yetim” kaldı. Annesiyle dokumacılık işini sürdürdüler. Annesi de 18 yaşındayken vefat etti. Hayat mücadelesini tek başına sürdürmeye çalıştı. Hayat şartları onu olgunlaştırdı.

HOCASI VELİ EFENDİ

Babasının vefatı sonrası, Ahmet Hulusi efendinin tedrisinden geçmiş, hocaları ve akrabaları da olan Veli efendi hoca ona Kur’an okuttu. Elinden tuttu. Hafızlığını tamamlattı. İlim öğretti. Askerlik dönüşü halk köylerine “hoca” olmasını istediler. Köylünün karşıladığı ücretle hocalığa başladı. Bir işi sebebiyle Denizli’ye, Kayalık Camii’ne gitmişti. Camiyi şöyle bir süzdü. “Keşke bu camide hoca olabilseydim” diye iç geçirdi.

Bu arada İstanbul’dan Abdurrahman Gürses hoca başkanlığında bir heyet “hafızlık sınavı” için Denizli’ye geldi. Girdiği sınavda “hafızlık icazetnamesi” aldı. Müftülük onu imrendiği Kayalık Camii’nde görevlendirdi: “Hasretle beklenen gelir mutlaka!”

Cafer hoca mükemmeliyetçi bir insandı. İslâm’ı yaşamakta ve anlatmakta tavizsizdi. Okumayı çok sever; 24 saat okusa ilme doymazdı. İlim âşığıydı. Sahih akide ve doğru inanca önem verirdi. İbadetlerin sünnet üzere yapılmasına özen gösterirdi. 15 yıl Kayalık Camii’nde; daha sonrası Uçancıbaşı, Gezek Yatağı Camii’nde görev yaptı.

Sonra Kur’an kursunda görevlendirildi. Hafız yetiştirmeye başladı. Talebelerine evlâdı gibi davranır; ihtiyaçlarını giderir; ilme teşvik ederdi. 1986’dan itibaren daha çok beraberliğimiz oldu. Onu hep hayırlı hizmetlerde gördüm. Kendini İslâm’a adamıştı.

65 yaşında emekli oldu. Hocalığını Avrupa ülkelerinde, İslâm Toplumu Millî Görüş (İGMG) bünyesinde sürdürdü. Belki 10 ayrı cemiyette görev yaptı. Avrupa programlarımda görev yaptığı 5-6 cemiyete uğradım. Hepsi; onun hizmet kalitesini anlatmışlardı.

İSRAFI HİÇ SEVMEZDİ

ALMANYA’NIN Hessen eyaletine bağlı bir şehirde görev yaparken, cemaatten bazılarının kilolarca kuru üzümü çöp bidonuna döktüklerini gördü. Onları çıkardı. Titizlikle temizledi. Kendi eliyle “hoşaf” yaptı. Cemaatin toplandığı bir pazar, sabah namazı sonrası cemaate, “ikramı olduğunu” duyurdu. Cemaat hoşafın lezzetine doyamadı. Hocam, elinize sağlık, çok nefis olmuş, üzümü Türkiye’den mi getirdiniz?” dediler. “Hayır!” dedi: “Sizin çöpe döktüğünüz bidondan!”

Türkiye’deki Millî Görüş hareketinin ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdendi. Bir an olsun, Millî Görüş’ten vazgeçmedi. Düzenli bir Millî Gazete okuyucusuydu. Niyazi Kasapoğlu hoca efendi gibi. Manevi derinlik sahiplerinde hep bu özelliği gördüm.

Diyanet TV belgesel çekiyordu. Hocanın 1 günlük yaşantısı özetlenecekti. Cafer hoca, sabah namazını kılıp manevi eğitimini tamamladıktan sonra, çay eşliğinde güne Millî Gazete’yle başlayışı ekranlara yansıdı.

Millî Görüş hizmetlerinde ihtiyaç duyulan her yere koştu. Şehre 100 km. mesafedeki Çivril ilçesinde Saadet Partisi, belediye başkanı adayı bulamamıştı. 80 yaşına rağmen belediye başkanlığına aday oldu. Orada hakkın temsil edilmesini önemsedi.

Çivril adaylığında çoğunlukla beraber çalıştıkları, Almanya Hamburg Üniversitesi Makine Bölümü mezunu Mehmet Emin Şentürk, vefatı münasebetiyle beni arayarak hüzünlendi: “Sevdiklerimiz hep gidiyor. Giden gelmiyor. Cafer hocam İslâm’ı ‘şuurlu’ olarak yaşadı. Millî Görüş’ü bırakmadı; fakat kapısını bütün insanlara açık tuttu.”

Hepimiz, Cafer hocamızdan razıydık! Allah onu Efendimize (s.a.v.) komşu eylesin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

H. bayram - Allah rahmet eylesin. Bu Allah dostu büyük insanların hayat hikayeleri beni çok etkiliyor. Onlara karşı derin bir muhabbet ve sevgi duyuyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Şubat 20:20


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?