Tuğyan

Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Tuğyan; taşkınlık, azgınlık, sınırı aşmak demektir. Kavram olarak tuğyan; ifsat, isyan, günah ve zulümde, sınır tanımayacak ölçüde ileri gitmektir. İnsan; Allah’a kulluk ile şeref bulur ve sürekli kulluk sınırı içinde bulunması gerekir. Ne zaman insan; Allah’ın insan için koyduğu hududu aşar, ölçüyü kaçırırsa tuğyana düşmüş, Allah’a isyan etmiş olur. Tuğyan; itikat ve düzen olarak İslam istikametinden sapmaktır. İslam istikametinden sapan insan; Allah’ı unutur, gerçek kudret, ilim ve iktidar sahibinin yalnızca Allah olduğunu aklından çıkarır.

Kur’an; bozgunculuk yapmayı, insanların İslam’a girip yaşamasına engel olmayı, ırkçılığı ve kibirlenmeyi, kuvveti üstün tutmayı, yeryüzünde gösteriş yaparak çalımla yürümeyi, dost ve yönetici edindikleri şeytan ve adamlarının tarafında yer almayı, tuğyan olarak sayar. Yalana kulak vermek, zalimleri müttefik edinmek, aşırı tüketim ve israf, faiz, kumar, içki ve zina da birer tuğyandır. Yine adil düzen yerine, zulüm düzenlerini yürütmek, tartıyı ve ölçüyü bozmak da tuğyandır. Kur’an; Firavun’un, Nuh kavminin, Semud kavminin ve daha başka üzerlerine Allah’ın gazabının hak olduğu kavimlerin durumlarını tuğyan olarak açıklar.

TUĞYANIN NEDENLERİ

Rabbimiz; “İnsan gerçekten azar” buyuruyor. Tuğyan insanın tabiatında vardır. İnsanın kendini kendine yeterli görmesi, hiç kimseye muhtaç olmayan bir konumda zannetmesi, okumaması, Kur’an ve ilminden uzak olması azgınlıktır. İnsanı tuğyana sürükleyen en büyük sebep, ya malının çokluğu veya nüfuzlu iktidarıdır. Birincisi malın, ikincisi ise nüfuzlu iktidarın tuğyanıdır. Siyasi iktidarın tuğyanı, tağut kavramıyla ifade edilir. Tuğyanın her iki türü de helak edicidir. Şeytan ve nefis, insanı azgınlığa ve sapıklığa davet eder. Bunun için Kur’an, nefis ve şeytana karşı insanı sık sık uyarır ve onların vesvese ve saptırmalarına karşı uyanık olmayı emreder. Kur’an’a göre, tuğyanın tipik temsilcisi Firavun’dur. Firavun; bütün gücün kendi elinde olduğunu zannetmiş, insanları küçük görmüş, kutuplaştırmış, işkence yapmış ve öldürmüştür. Firavun mantığına göre, bütün insanlar onun kölesi, Mısır ve Nil onun mülküdür. Firavun ve medeniyeti bir tuğyan medeniyetidir. Batı medeniyetinin kökü bu Firavun’lara dayanır. Bu yüzden Batı medeniyeti de bir tuğyan medeniyetidir.

SİYASİ TUĞYAN

Siyasi tuğyan; insana verilen emretme ve yasaklama yetkisinin kötülükler için kullanılması, tartının ve ölçünün bozulması, Allah’ın bildirdiği hak ve adalet esaslarının dışına çıkılması durumudur. Siyasi tuğyan, iktidar sahiplerini; “Ben sizin en yüce rabbinizim” diyecek kadar azgınlaştırır. Onlar bu yüzden hakkı ve halkı küçümserler, kendi çıkarlarını korumak için düzen kurarlar, iktidarlarını halkı kutuplaştırıp çatıştırarak sürdürmeye çalışırlar. İnşa ettikleri kibir kulelerinin iktidarlarını koruyacağını zannederler. Adaleti katlederler, aileyi bozarlar, tarımı öldürürler. Allah’ın mülkünde, Allah’ın kendilerine ihsan ettiği iktidar ile şımarıp faizci zulüm düzenlerini yürüterek Allah ile harp etmeye kalkışırlar. Ariflerin nasihatinden hoşlanmazlar. İbrahim’in nasihatlerinden hoşlanmayan Nemrut’un, O’nu ateşe atıp yakmak istemesi, bir siyasi tuğyan uygulamasıdır. Allah Musa’yı; “Firavuna git, çünkü o tuğyan edip azgınlaştı” diyerek uyarıcı ve nasihatçi olarak göndermiştir. Nemrut da Firavun da, uyarılara aldırış etmedikleri için Allah’ın gazabına uğradılar. Günümüzde; ırkçı emperyalizm, Siyonist Hıristiyanlar ve işbirlikçi münafıklar, Nemrut ve Firavun gibi siyasi tuğyan içindedirler. Bunlar da kurdukları faizci düzenler ve hile rejimleri ile insanlığa zulmediyor ve Allah ile harp yapıyorlar. ABD, İsrail, AB ve işbirlikçi yönetimler; Nemrut’u ve Firavun’u aratmayacak uygulamalara imza atıyorlar. Yakıyorlar, yıkıyorlar, mazlum halkları öldürüp kan içiyorlar. Allah’ın vadi haktır. Yakın bir gelecekte bu tuğyan ehli de yok olup gidecektir. Biz Müslüman’ız diyenler de bu siyasi tuğyan karşısında takınacağı tavra göre karşılık bulacaklardır.

İSLAM’CA DURUŞ

Tuğyanın ve özellikle siyasi tuğyanın temelinde kibir ve benlik ahlakı yatar. Tarih boyunca, tuğyan edenler ile peygamberler ve onlara tabi olan şuurlu müminler mücadele etmiştir.

Peygamberlerin ve şuurlu müminlerin, tuğyan içinde olan zalim iktidar mensuplarını uyarmaları, hak söz söylemeleri, mazlumları savunmaları ve zulme engel olmak için çalışmaları önemli bir kulluk görevidir. Peygamberimizin; “Cihadın en üstünü, zalim yöneticiye karşı hak sözü söylemektir” beyanı bu görevin en güçlü delillerindendir.

İslam tarihi, zalim sultanlara ve kötü yöneticilere karşı gelen güçlü âlimler ve hareketleri ile doludur. Nemrut’un karşına İbrahim olup çıkmadan, Firavun’un karşısında Musa ve Harun olup ikaz edip uyarmadan, inkârcı hahamlar karşısında İsa olup direnmeden, Mekke müşrikleri ve dünyanın muktedir zalimleri karşısında Muhammed olup, batılın yerine hakkı ikame etmeden bir insan nasıl şuurlu Müslüman olabilir? Kur’an hikmetle okunduğunda, müminin zulme ve siyasi tuğyan içinde olan muktedirlere karşı vermesi emredilmiş mücadelenin yol ve yöntemi önüne çıkar. Bu asırda, zulme ve zalime karşı yürütülen direniş hareketinin adı Milli Görüş’tür. Vefatının onuncu yılında rahmetle andığımız Erbakan Hoca’mız, yıllarca bu millete ve insanlığa hak-batıl mücadelesinin tarihi seyrini anlatmış ve ırkçı Siyonizm’e ve bütün işbirlikçilerine karşı sağlam bir mücadele hattı oluşturmuştur. Allah kendisinden razı olsun. Mekânı cennet olsun. Milli Görüş; ırkçı Siyonizm’in jandarmalığını yapan ABD için; “Bana ne Amerika’dan” deyip bütün zalimler karşısında ayağa kalkmaktır. Bu ayağa kalkış, İslam’ca bir ayağa kalkıştır ve temelinde, hikmet ve akılla hareket etmek vardır. Bu mücadelede lüzumsuz kabadayılıkların yeri olmadığı gibi vazgeçip başkalaşmak da yoktur. Yürünecek yol, orta yoldur. Bu yol, saadetle yürünen bir yoldur. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?