Nereden başlamalı?

Bugün önümüzde, çetrefil bir hâl almış ve ister teorik ister pratik isterse aktüel meseleler olsun hayli yığılmış bir şekilde duruyor. Hangisinden başlayacağımız konusuna gelebilmek için önce meselelerimizin varlığı konusunda bir kabullenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Bu demek oluyor ki bir inkâr durumu var ve bu durum bütün meselenin çetrefil bir hâl almasının ana kaynağını teşkil ediyor. Bir başka konu ise maalesef, ‘mesuliyet idraki yüksek insan’ kaynağı noksanlığıdır. Onun için ağır yükleri taşıyacak, problemlere çözümler arayacak ve bu hususta zorlu tecrübelerin altından kalkabilecek ve ileriye doğru bakabilecek bu kaynak yoksunluğu da haliyle daralmayı ve körleşmeyi tetikliyor.

Sürekli olarak bir adım ileri iki adım geri modunda yaşanan bu süreçler bütün gerçekliği boğarak afakî bir mecrada çürümeyi kendisine doğru hızla çağırıyor. Onun için cesur, dimdik ve umuda-insana dair adımlarda tökezleniyor. Aslında bütün meselenin özünde her manası ile inanmış birinin mücadeleden vazgeçebilme ve güncel yalanlara teslim olabilme ihtimali bile ürkütücü bir hâl olmasına rağmen, bundan heyecan duyabilecek insan tipinin üretilmiş(!) olması yağmurlu havada suya, çöldeki bir insan kadar ihtiyaç duyulduğunun göstergesidir. Bu yüzden ideallerin olduğu yerde azim ve kararlılığın, maddi beklentilere terk edildiği yerde hakikat barınamaz. Sorunlardan kaçılarak hamaset evrenin gölgesinde, geçmişin güneşli günlerinin nostaljisi ile avunulur.

Daha iyi bir dünya arayışında olanlar bu arayıştan vazgeçerek, kendini inkâr ederek mevcudun şartlarına nasıl teslim olabilir? Neden ufka yürümek varken, yol ve yolculuk iğdiş edilir? Bütün anlam dünyasını hakikat ile bezemiş, varlık dünyasını bununla oluşturmuş kimseler için masalsı dünyaların kolaylıklarına koşmak nasıl bir iştir? Bütün bu olup biten karşısında gerçekliklerle yüzleşerek bir irade ikame etmek hakikatin yolculuğu için daha kıymetli bir adım değil midir? Kafası karışıkların midesi de karışıktır. Onun için yürümeye mecal bulamazlar. Ezberleri vardır ve papağan gibi sürekli onu tekrar ederler ve bir şey yaptıklarının sanrısı ile mutlu olurlar. Ve bu bir şey yapma sanrısı eylemin dinamiğini yok eder.

Hangi değerlerle mücehhez olduğunu insan her dem kontrol etmelidir. Çünkü hayat sabit bir hat üzerinde ilerlemiyor. Her şey yıpranıp, yara alabilir ve değerler de zamanla yıpranır. Onun için zahmetler geldikçe ve gittikçe insan kendini, kendine ait olanları değerlendirmelidir. Fert ve toplum bazında mihenk taşına vurmak ve sürekli geri bildirim vermek sağlık göstergesidir. Şayet bu mekanizmalar tıkanmış ise o yerde hastalık var demektir. Şeffaflığın yitimi, istişare mekanizmalarının ortadan kalkması, kişisel meselelerin toplumsal meselelerin önüne geçmesi, iç ahengin yitimi, çoğulculuğun ve katılımcılığın kaybolması ve de hesap verilebilirlik (her kademede) duygusunun kaybolması vb.’yi bu hastalığın semptomları olarak okuyabiliriz.

Şairin ifadesi ile “kalbinde merhamet adli bir çınar” taşıyan insanların ‘ümit kesme’ lüksü yoktur. Ancak hakikat konjonktüre göre şekillenen bir şey değildir. Hakikati elinde tutmak bedel ödemektir. İlkeler ile yaşayıp ilkeler ile var olabilmektir. İlkelerden vazgeçildiğinde konjonktür tarafından teslim alınılır ve onun kokuşmuş dilinin bir parçası olunur. Önce kendi içini düzeltmeli, bütün çekmeceleri yerli yerine koyup, her şeyi muntazam bir hale getirip ve hakikatin iyileştirici sesini artırıp; yolculuğu ve yolu bozmadan bunu yapmak ve buna inanmak gerekiyor. Sözde bir inanıştan değil, kalbi bir inanıştan bahsediyorum. O vakit, yol da yolculuk da asıl anlamını bulur. Aksi takdirde zamanın yorgunu, masallarla yaşayanlara yenileri eklenmiş olur. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?