Müjdeden “tavsiye”ye…

Gerçek gündem, ne kadar konuşulmamaya ve gösterilmemeye çalışılırsa çalışılsın, bir yerden kendini gösteriyor. Üstü örtülmeye çalışıldıkça, absürd yapay gündemlerle perdelenmeye uğraşıldıkça daha da fazla kendini hissettiriyor.

Türkiye’nin son dönemdeki en önemli ve “gerçek” gündemi, vatandaşın karşılaştığı geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı ve gözle görülür fakirleşmedir. Sokaktaki vatandaş, kendisine anlatılan propagandist masallarla ve hayali düşmanlarla oyalansa da, bu gerçek gündemi her geçen gün daha da sarsıcı şekilde derinden hissediyor. Sorumsuz ve temelsiz ekonomi politikalarının faturasını bilfiil ve bugüne kadar hiç olmadığı kadar zorlanarak ödemek zorunda kalıyor.

Türkiye’nin bu gerçek gündemini konuşmak yerine siyasi iktidarın yapay polemiklerini, tartışmalarını veya propagandist söylemlerini sabah akşam konuşan “medya” ise muhtemelen Cumhuriyet tarihinin en omurgasız medyası olarak tarihe kazındı bile.

Son dönemin başlıca gündem maddesi olan gıda maddelerindeki fahiş zamlar meselesi de, bu vazifeli medyanın da yardımıyla tam manasıyla “gargaraya getirildi”, gerçek nedenler yerine siyasi iktidarı sorumluluktan münezzeh göstermeye yarayan “algılar” pompalandı. Bu algı operasyonunun başında da, fahiş fiyat artışlarının pazarcılar, marketçiler tarafından yapıldığı yer aldı. Bu tezi destekleyici mahiyette siyasetçiler konuşmalar yaptılar, “iktidarın sesi” medya organları bu yönde haberler(!) ürettiler. Bildik propaganda bombardımanı yöntemiyle gerçek sebep yerine “üretilmiş gerçek” vatandaşın önüne kondu. Bu absürd gerçeklere(!) inanması beklendi.

 Bu arada, aynı 2 sene önce tanzim satış çadırlarının kurulması sürecinde olduğu gibi, bir günah keçisi olarak bu sefer marketler hedefe kondu. 2 sene önce “depocular lobisi” hedefteydi ve 2 sene sonra yani birkaç hafta önce Tarım Bakanı, depoculuğun devlet tarafından desteklenen bir sektör olduğunu söyledi. Yani, 2 sene önce “fiyatları yükseltmekle” suçlanan depocular, devletin desteklediği bir sektör olarak işlerini yapıyordu. Bugün ise Ticaret Bakanlığı idaresinde marketlere fahiş fiyat baskınları yapılmakta.

Geçen hafta Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, bu denetimlerin sonuçlarını açıkladı ve denetimlerde fahiş fiyat oranının yüzde 2,3 olduğunu belirtti. Yani tabir-i caizse “yaygara koparacak” ve “günah keçisi ilan edecek” bir durum söz konusu değil. Bu durum, sektördekileri rahatsız ediyor olmalı ki, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, “aşırı ve adil olmayan artış” tanımının netleşmesi gerektiğini belirterek, üyelerinin hasız sorgulamalar nedeniyle sıkıntı yaşadığını belirtiyor mesela.

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı ise, mevsimsel etkilerin ve girdi maliyetlerindeki artışların fiyatların yükselmesinde etkili olduğunu söyleyerek, “Haksız fiyat artışlarıyla mücadele edilmeli ancak temel sebepler de göz ardı edilmemeli” diyor. Ortada sorunu çözmek yerine bu sorundaki kendi sorumluluğunu gözlerden ırak tutmayı önceleyen bu yaklaşım, ne vatandaşın hayrına oluyor ne de üretici kesimlerin hakkına riayet ediyor yani.

Ortadaki gerçek, kötü yönetilen veya yönetilemeyen ekonomi ve bunun neticesinde ortaya çıkan yüksek enflasyon ve yüksek faiz, artan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı ve alenen fakirleşen milyonlardır. Halkın sıkıntıları ve gerçekleriyle zerre ilgilenmeyip tek derdi iktidarın menfaatleri olan medya, istediği kadar göstermesin, konuşmasın veya yazmasın, gerçekler er geç ortaya çıkmaktadır. Televizyon ekranlarında saatlerce, günlerce “Cehape” konuşsalar da, saçma sapan polemiklerle zihinleri iğfal etseler de, tek partinin propagandası dışında hiçbir şey göstermeseler de, halkın gerçeklerinden kaçamayacaklar.

Halkın gerçeğini göstermemeye çalışan medyanın akıbeti, Takvim denen bir zamanların berber gazetesi, bugünün ise iktidar fedaisi olan ceridenin düştüğü hal olur en fazla. Her gün attıkları “müjde” yalanlarıyla aklınca insanları kandırdığını sananlar da, gün gelir fakirleşmeyi, ekonomik sefaleti kabul etmek zorunda kalır ve “Bu haberi okumadan markete girmeyin” başlığıyla Türk basın tarihinin en rezil ve utanmaz manşetlerinden birini atmak zorunda kalır.

Gerçekler acıdır ve halka söylenen yalanlar da sonsuza kadar sürmez. Utanması olana ne kadar büyük bir ibret dersidir bu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder

# Ankara

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?