Reklamı Kapat

Heybemizi temizleme vakti gelmedi mi?

Sıradanlaşmış nasihatler vardır. Herkesten duyduğumuz, ezberlediğimiz, uyguladığımız veya uygulamamız gerektiğini bildiğimiz ama uygulayamadığımız. Hatta uyguladığımızı sandığımız ama tam tersi işler yaptığımız. Bazı insan tipleri de vardır ki; çok konuşurlar, çok nasihat ederler, hitabetleri de çok iyidir... Onların olduğu ortamda onlardan daha bilgili insan da yoktur. Siz farkında olmadan bu insanların sizden çok bilgili olduğuna inanır, onlara danışır hale gelirsiniz. Öyle ki yeri geldiğinde karşılarında kendinizi küçük bile görürsünüz.  Bu tip insanlarla içli dışlı olmaya başladıktan bir süre sonra onların sadece konuştuğunu anlarsınız. Size verdikleri nasihatlerin, anlattıkları bilgilerin hiçbirini yapmadıklarını…

Günümüz dünyasında sayıları epeyce azalmışta olsa bir insan tipi de vardır ki; çok sıradan şeyler söylese dahi söyledikleri aklınızdan asla çıkmaz. Çünkü söylediklerini kendileri de uygularlar ve size nasihat ederken bilmişlik yapmak için de konuşmazlar. Kimi zaman sizi incitmemek için kendileri incinirler. Birçok insan bu tip insanlara “saf” derler. Saftırlar gerçekten. Hiçbir kötülük yanaşmaz onlara. Sizi de o kötülükten uzak tutmaya çalışırlar. Dedim ya bu insanların en güzel özellikleri nasihatlerinin dinlenilmesidir. Mesela; “Sana laf getiren senden de laf götürür” nasihatini sıklıkla duymuşsunuzdur ama hayatımızda ne kadar etkili olduğu tartışılır. Zaten bu nasihati defalarca duymamıza rağmen hâlâ dedikodu eden insanlarla samimi olmamız, bu nasihatin bizde yeteri kadar etkili olamamasındandır.

Zamanında bende de pek etkili olduğunu söyleyemem. Ta ki “Sümeyye, bana başkalarının ayıplarını anlatan, benim ayıplarımı da başkasına anlatır. Ben o kişiye dikkatli davranırım, sende dikkat et. Eğer bir gün başkasının ayıplarını sana anlatırsam, bana da dikkat et” sözünü işitene dek. Duvarları terleyen bir öğrenci evinde tanımıştım onu. Rabbimizin kelamını hıfz etmek için oradaydık. “Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın...” ayetini sadece hıfzetmekle yetinmiştik. İnsanlar birbirlerinin ayıplarını o kadar çok taşıyorlardı ki bana bu cümleleri belli aralıklarla söyleme ihtiyacı duyuyor ve kendini sürekli sorguluyordu. Onun bu hali beni kendimi ve çevremi sorgulamaya itmişti.

Sizce de kendimizi sorgulama zamanı gelmedi mi? Her Cuma toplantısında, “Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” ayetini okuyup “Sadakallahül azim” deyip o yüce kitabı kapattıktan sonra dedikodu yapmaya devam etmekten rahatsız olmuyor mu ruhumuz?  Sılah-i rahim amacıyla gittiğimiz ziyaretleri zanlarla kirletmekten sıkılmadı mı yüreğimiz? Dostun sesini duyup rahatlamak varken, beş dakikacık telefon görüşmelerinde diğer dostu çekiştirmek yakışıyor mu dostluğa? Telefonu kapattıktan sonra arkasından dediklerimizi duymasın diye ikinci kez acaba kapattım mı diye kontrol etmekten yorulmadık mı? Verilerimizi kullanmasına canımızı sıkıp terk ediyoruz da WhatsApp’ı, o grupta olmadığı için rahatlıkla arkasından konuşulan mesaj gruplarını terk etmek bu kadar mı zor? Peki, başka bir Cuma toplantısında, başka bir sılah-i rahim ziyaretinde, başka dostların beş dakikacık telefon muhabbetlerinde, başka bir WhatsApp grubunda arkamızdan konuşulma ihtimali de mi rahatsız etmiyor?

Heybemizi temizleme vakti gelmedi mi? Cemal Süreyya “…güzel hayat isteyen, güzel insan biriktirsin…” demişti. Heybemizde biriktirdiğimiz güzel insanların hatırına bizde başkalarının heybesindeki güzel insanlar oluruz belki. Ben ne zaman laf taşıyan insanlar görsem onun, “Laf taşıyan insanlara dikkat et, Sümeyye” deyişi yankılanıyor kulaklarımda. İzin verirseniz bende sizin heybenize girsem ve bundan sonra da benim kelamım yankılansa ruhunuzda: “Sevgili okur, laf taşıyan insanlardan uzak dur.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ortalama Vatandaş - elinize sağlık. Çok etkilendim. Bir nevi oruç olan gıybetsizlik, çok zor ama uzak durmam gerektiğini bir kere daha idrak ettim. Saygılarımla,

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 15:36


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?