Reklamı Kapat

Yazarını idama götüren kitap: Frenk mukallitliği ve şapka

Mustafa Kemal, 24 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu’ya elinde Panama şapkasıyla gitmiş, Kastamonululara hitaben yaptığı konuşmada: “Uygar ve milletlerarası kıyafet, bizim için, çok cevherli milletimiz için lâyık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz. Ayakta iskarpin veya fotin, bacakta pantolon, yelek, gömlek, kravat, yakalık, ceket ve tabiatıyla bunları tamamlamak üzere başta siper-i şemsli serpuş. Bu serpuşun adına şapka denir. Redingot gibi, bonjur gibi, smokin gibi, frak gibi, işte şapkamız! İsterseniz bildireyim ki, bu kadar yüksek ve önemli bir sonuca varmak için, gerekirse bazı kurbanlar da verelim!” demişti.

İşte bu konuşmadan sonra 2 Eylül 1925 günü çıkarılan kanunla devlet memurlarına şapka giyme zorunluluğu getirildi ve din adamı dışındaki kişilerin cübbe ve sarık giymeleri yasaklandı. 

İskilipli Atıf Hoca, 1 Kasım 1925’te yürürlüğe giren Şapka Kanunu›ndan bir buçuk yıl önce Frenk Mukallitliği ve Şapka (Batı Taklitçiliği ve Şapka) kitabını yayınlamıştı. O dönemin uygulamaları gereği kitaplar yayımlanmadan önce Maarif Vekâleti›nden izin alınarak basılabilmekteydi. Atıf Hoca da kitabını Maarif Vekâleti›ne gönderip izin almış, hatta takdir edilmişti. Bütün bunlara rağmen hoca bu kanunun çıkmasından sonra şapka kanuna muhalefet etme suçlamasıyla tutuklandı.

Atıf Hoca’nın yayımladığı kitap sadece 32 sayfadan ibaret çok küçük bir kitapçıktı. Ama resmi ideoloji mensupları üzerinde çok büyük bir korku ve kaygı uyandırdı. Peki, o kitapta nelerden bahsetmişti:

Atıf Hoca, kitabında özet olarak, bugün de giderek çok daha fazla içerimize nüfuz etmeye başlayan Batı taklitçiliğinin tehlikelerine ve dinen haram olduğuna dikkat çekmiştir.

 Atıf Hoca kitabında şöyle demektedir:

 “Bir Müslüman’ın, küfür adet ve alameti sayılan bir şeyi, bir zaruret olmadan giyinmek ve takınmak suretiyle gayr-i müslimleri taklidi ve kendisini onlara benzetmesi şer’an yasaktır, nehyedilmiştir. Bu hususta icma-i ümmet (âlimlerin ittifakı) vardır. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Zira Resûlallah  (S.A.V.) Efendimiz, ‘Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır’ (İmam-ı Ahmet ve Ebü Dâvud) buyurmuştur. Teşebbüh: Başkalarının yaptığı bir işi, onlara tabi olarak yapmak demektir. Şu halde hadis-i şerifin manası: ‘Bir millete benzemeye özenenler, benzemek istedikleri derecede onlarla ortak değerdedirler. Yani o değer küfür ise küfürde, isyan ise isyanda, iyi hâl ise iyi halde, adet ise adette onlarla birlikte o milletin hükmüne tabi olurlar’ demektir.

Bu hadis-i şerif küfür ve fısk ehline benzemeyi nehyettiği kadar, salaha erenlere benzemeyi de teşvik etmektedir. Çünkü hadis-i şerifte ‘kavm’ lafzı nekre (belirsiz) olarak gelmiştir. Bunun için bu kelime hem sâlihlere hem de diğerlerine şamildir. Peygamberimiz (S.A.V.), diğer bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyurmuşlardır: ‘Bizden başkalarına benzemeye özenenler bizden, bizim milletimizden değildir’ (El-Cami’üs-Sağîr.). Bu hadis-i şerifte, söyleniş itibariyle Müslümanların adetlerinde ve yaşayışlarında gayr-i müslim milletlere benzemekten kaçınmalarının şart olduğu belirtildiği gibi; görünüm ve yaşayış itibariyle Müslümanların en iyilerine benzemeleri gerektiği de ifade edilmektedir. Şu halde bu hadis-i şeriflerin manasına göre, Müslümanlar küfür âdeti ve yolu ve çirkin bid’at alameti sayılan şeylerde, kâfirlere ve çirkin bid’at sahiplerine benzemekten men ve nehy olunmuşlardır. Aslında İslam dininde küfür ve isyan yasak olduğu gibi, küfür erbabı ve isyankârların adetleri de yasaktır. Küfür ehlinin ve isyankârların yaşayış ve adetlerinde onlara benzemek, onlar gibi hareket etmek, ya küfre ya isyankârlığa, ya da her ikisine birden götürdüğü için İslam’da yasaklanıp haram kılınmıştır. Örnek olarak, hicretin ilk zamanlarında Yahudiler, ne âdette, ne elbiselerinde, giyimlerinde, ne de başka bir özel durumda Müslümanlardan ayrılmazlardı. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin bu hususta susmaları, bu halin meşruiyetini göstermekteydi. Fakat daha sonra bu hüküm feshedilmiş, adet ve harekette Müslüman olmayanlardan ayrı olmak meşru kılınmıştır. Bunun sebebine gelince hicretin ilk yıllarında Müslümanlar zayıf olduklarından gayr-i müslimlerle muhalefet meşru kılınmamıştı. Bilahare İslâm dini diğer dinlere galip gelmeye başlayınca ve Müslümanlar kâfirler ile savaşma ve onları cizye vermeye mecbur etme gücünü kazanınca takip edilecek hareket ve âdetlerde onlardan ayrılmak meşru kılınmıştır. Demek oluyor ki bu asırda, her beldede Müslüman olmayan milletlerin hâl ve hareketleri her ne şekilde olursa olsun Müslümanlar zaruret olmaksızın o yol ve âdette kendilerini onlara benzetmekten ve onların tavır ve âdetlerine uymaktan men’ olunmuşlardır.”

İşte sadece bu satırların yazarı olmaktan dolayı tutuklandı. Kendisi ile birlikte tutuklanan Tahirul Mevlevi, Ali Haydar Efendi ve daha başkalarının da sanıklar arasında yer aldığı sözde mahkeme başladığında İskilipli Atıf Hoca için istenen ceza üç yıl hapisti. Ancak mahkemeden idam kararı çıktı. İskilipli Atıf Hoca’mız 4 Şubat 1926›da Ulus›ta Birinci Meclis binasının avlusunda idam edildi. Kendisi zalimlerin karşısında savunma yapma gereği dahi duymamıştı.  Çünkü onlardan adalet beklemiyordu. Rabbine şehit olarak kavuştu. Bize de onun şu ölümsüz cümleleri miras kaldı: “Zalim ve katillerle elbette mahşer gününde hesaplaşacağız.”

Vefatının sene-i devriyesinde kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz. Rahmetullahi aleyh.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Ts-61 - Allahü teala gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşaEllah.!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Şubat 01:07
02

İsmail Sari - Ne kemalistler, ne de atatürkçüler, halen sevip savunanlar bugün giyim kuşamda mustafa kemale uymayarak muhalefet etmektedirler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Şubat 17:55
01

Orhan İnan - ALLAH(CC) BÜTÜN İSLAM ŞEHİTLERİNE RAHMET EYLESİN.BİZLERİ DE ŞEHADET İLE ÖDÜLLENDİRSİN.MÜBAREK İNSANI ANMIŞSINIZ..ELLERİNİZE SAĞLIK.ŞEHİTLERİMİZİ VE ŞEHADET SEBEPLERİNİ BİLMEYEN NESİLE ANLATMAK,BİLENLERE DE HATIRLATMAK ÇOK ÖNEMLİ BİR VAZİFE ..SİZ BUNU YERİNE GETİRMİŞSİNİZ.ALLAH(CC) RAZI OLSUN.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Şubat 17:03


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?