Devlet, ahlâk ve hukuk

Son iki asırdır dünyanın üzerinde uzlaştığı küresel sistemin çıkmaza girdiğini, insanlığa huzur ve saadet yerine kan, gözyaşı ve zulüm getirdiğini görebiliyoruz. Bundan dolayı bir Müslüman olarak günümüzde toplumsallığımızı yeniden inşa etme mecburiyetini üzerimizde hissetmekteyiz. Çünkü Müslümanlığımız bize bazı sorumluluklar yüklemekte ve bunu gerçekleştirebilmek için örneklikler sunmaktadır. O yüzden karşılaştığımız her kriz ortamında müracaat edeceğimiz temel değerlerin başında İslam olmalıdır.

İslam dediğimiz zaman anlamamız gereken vahyin kuşatıcı ölçüsü, Efendimizin aydınlatıcı örnekliğidir. Elbette tarihin birikiminden günümüze taşan değerler silsilesi de bizim için önemlidir ama şu da bir gerçek ki, bugünün insanları iki asır öncesinin insanları değil, bugünün bilinç düzeyi iki asır öncesinin bilinç düzeyiyle aynı değil. İnsanların bugünkü ihtiyaçları iki asır öncesinden çok farklı. O yüzden Müslümanlığımızın gerektirdiği bir biçimde toplumsallığımızı yeniden inşa edebilmemiz için iki asır öncesi elbette bize birebir örneklik teşkil edemez.

Her geçmiş bize bir birikim sunabilir ama hiçbir geçmiş kendi zamanını bugünkü Müslümanlara dayatamaz. Ondört asırlık tarihin neler biriktirdiğini az çok biliyoruz. İyinin yanında kötünün, güzelin yanında çirkinin, doğrunun yanında yanlışın, adaletin yanında zulmün bu birikime dâhil olduğunu unutmamamız gerekiyor. Buradan şunu demek istiyoruz; geçmişi günümüze taşırken iyiyi, güzeli, doğruyu ve adil olanı seçebilme kabiliyetine sahip olmalıyız.

Bunun için asli kaynaklarımızın rehberliğinin bize ne sunduğuna bakmalıyız. Hepimizin malumu olduğu üzere Efendimizin Risalet mücadelesi aynı zamanda yeni bir toplumsallığın inşası mücadelesidir. Biz de bu örneklikten yola çıkarak nasıl bir yol izleyebileceğimiz üzerine kafa yormamızda fayda var. Taklide, hamasete ve sloganlara alışmış zihinlerimizin kafa konforunu bozarak bu istikamette düşünmesini sağlamalıyız.

Efendimizin yürüttüğü toplumsallığın inşa sürecinde dikkatimizi çeken dört aşama var. Ahlâk, kimlik, sözleşme ve hukuk. Efendimizin peygamberlikten önceki en önemli vasfı ahlaki duruşuydu. Bu vasfının üzerine oturan bir peygamberlik vazifesi söz konusu. Yani önce ahlaki ilkeler meydana geldi. Daha sonrasında bu ilkeler üzerine belirlenen kimlik söz konusu. Özellikle Mekke dönemi bu kimliğin oluşma sürecini ifade eder. Bu süreçte şirkle tevhit, imtiyazla eşitlik, menfaatle hakkaniyet bu kimliğin temel ayırıcılarıdır. Bu ayırımların keskinleşmesiyle Müslüman kimliği inşa edilmiş oldu.

Hicretle birlikte yeni bir aşamaya geçilmek durumunda kalındı. Artık bir İslam ümmetinin varlığı söz konusuydu ve bu topluluk Medine’de var olan diğer insanlarla birlikte yaşama mecburiyetindeydi. İşte tam bu noktada Medine Sözleşmesi bunun için bir ortam oluşturdu. Devletin temeli her farklılığın kendine yer bulduğu bir uzlaşı üzerine atıldı. Elbette sadece bu irade beyanı devletin varlığı için yeterli olmayacaktı. Son aşamada hukukun egemenliği bu mekanizmayı sağlam bir zemin üzerine oturtmayı başarmıştır.

Efendimizin bu örnekliği aslında hepimize devlet tahayyülü için bir zemin sunuyor. Devletin öncelikli varlığı üzerine inşa edilecek toplumsallıkta elbette her bir fert devlete sunulan kurban niteliğindedir. Ancak ahlaki zemin üzerine kurulan, farklılaşmış kimliklerin farkında olarak bir arada yaşayabilme adına irade gösteren ve bu yapıyı hukukun egemenliğine sunan devlet için durum farklı seyredecektir. Bu şekilde bir devlet tahayyülü insandan önce devletin bekasını değil, devletten önce insanın onurunu düşünecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?