Aynaya bakın aynaya!

Hey sen!

20 sene önce Milli Görüş diyordun, Adil Düzen diyordun da başka bir şey demiyordun. Ne zaman ki, büyük ihanet gerçekleşti, tası tarağı toplayıp oraya taşındın. Sorduğumuzda:

-Ben yine Milli Görüşçüyüm, dünyalıktan nasiplenelim diye oraya gittim, diyordun. Şimdi gemi karaya oturunca uyanma emareleri gösteriyor gibisin. Ama aynaya bir bakıver ne hale gelmişsin?

Ya sen?

-Ben milletvekili olmak istiyorum, onun için gidiyorum, demiştin.

Bir iki dönem seçildin, kendini krallar gibi hissettin, etrafa caka da sattın. Bugün; senin sorgulamadan, farkına bile varmadan evet diye el kaldırdığın düzenlemeler, bu milleti nasıl kemirmeye başladı, görüyor musun? Azrail’in ayak seslerini duymaya başladın:

-Biz bunları hiç düşünmeden iyi niyetle, o kanunlara oy vermiştik, böyle olacağını nereden bilirdik, demeye başladın. Aynaya bakıver bakalım, ne hale gelmişsin?

Sen de öyle!

Beş vaktini camide kılardın. Vaaz ve nasihatleri kaçırmazdın. “Özel görevlendirilmiş hocaları” dinleyip ikna olmakla kalmadın, herkesi yemin billâh yanlış yola ikna etme görevini de üstlendin. Şimdi Azrail çemberini daraltırken, torunun deist olmuş, ateist olmuş, başörtüsünün altında kişilik değiştirmiş. Mırıldanmaya ve homurdanmaya başladın.

Aynaya bak aynaya!

Sen nasıl oldun?

İslami dergiler çıkarırdın. Herkese Milli Görüş dersi verirdin. Erbakan der, başka bir şey demezdin. Göbek bağından sana ve müessesene kan aktarımı yapılınca allame kesildin. Gazete TV sahibi oldun. Sahibin kulağına ne fısıldamışsa, yalan mı, yanlış mı, iftira mı, bakmadan sağa sola saldırdın. Bugün boş bidonlardan diktiğin kuleler sallanıyor. Hoşafın yağı kesilmiş olmalı ki, sağa sola, bazen de sahibine vurmaya başladın.

Ayna al da o suratına bir bak ne olmuşsun?

Sen de öyle!

Elinde bir çanak soru ve cevap, o kanaldan bu kanala koştun. Yüceltmen gerekeni ustaca yücelttin. Çanak sorularından sana keramet atfeden ve seni takip edip şatafatına sulananları, yerinden oynayan akıllarından yakalayıp kendine bağladın.

Şimdi yaşını başını aldın, gerçek hesap terazisine doğru hızla giderken, içinde fırtınalar kopmaya başladı.

Aynaya bakar mısın, suratın neye benzedi?

Sen hanımefendi!

En yükseklerle direkt diyalog kurdun. Köşklerde, saraylarda kraliçeler gibi ağırlandın. Nereden geldiğini unutup “uzun havalar” çalmaya başladın. Sadece kendin değil etrafında kim varsa ikna edip yanlışa döndürdün. Cahil müritlerin sahte şeyhlerini uçurmasını bile geride bıraktın.

Şimdi baktığında “Feminizm” çemberi etrafını sarmış. Aile bağları çatır çutur sesler çıkarıyor. “Yükseklerin” hatırı var ya, ne onlardan geçebiliyorsun, ne de yanlışları görmezden gelebiliyorsun. Nasıl davranacağını da şaşırmış durumdasın.

Çantadan aynayı çıkar da bak, yüzündeki imajın ne hale gelmiş!

Hey sizler, hepiniz ve daha fazlanız “az bir bedelle” doğruları sattınız. Dünyalık uğruna tuz dağının içine girip tuzlaştınız. Yanlışa doğru koşar adım giderken size doğruları hatırlatanlara:

-Hâlâ mı olmazlarla uğraşıyorsun, değiştir o kafayı artık. Bak Müslümanlar her nimete kavuştular. Ayak direme! Sen de gel, bir kenarından yapış, anlamına gelen cümleler kurup alay ediyordunuz!

Siz dünyalıklar uğruna sadece kendinizi değil, sizi, doğruya çağırıyor zannederek, peşinize gelenlerin de dünya ve ahiretini pazarladınız. Her sene bir umre ile amel defterlerinizi aklaştırdığınızı sandınız. Çevrenizde hâlâ hayatta olanlarla helalleşmeniz mümkün olsa bile, vefat edenlerin hakları ne olacak?

Öksüzün, yetimin, fakirin fukaranın, vergisini hakkıyla ödeyen zenginin, mukaddesatını size bakıp feda eden yığınların haklarını nasıl ödeyip de helalleşeceksiniz? Mevkiinizde kalma uğruna iftira ettiğiniz milyonlarca insanın hakkı size sorulacak olsa ki sorulacak, suçu kime atabileceksiniz?

Şimdi “aşağıdan yukarıdan yolun sonu gözükürken” duyulacak bir pişmanlığın kime ne faydası olacak? Maddiyatı ve maneviyatı sıfırlanmış, enkaza dönmüş, geleceği bile ipoteklenmiş bir ülkeyi torunlarınıza bırakırken yüce divana rahatça gidebilecek misiniz?

Siz hepiniz, kandırdığınız insanlara bu safhada olsun yaptığınız yanlışları itiraf edip, işin doğrusunu gösterip yönlendirin. Belki böylece vebalinizde bir azalma olabileceği umulur.

Hiç olmazsa bunu yapın!

DÜRÜSTLÜK

Bilin ki, dürüstlük saf altındır,

Rüşvet, vurgun, kirletir altını;

Kim yemişse yetimin hakkını,

Can verirken kirletir altını!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Ts-61 - Allahü teala sizlerden ebeden razı olsun Sn hocam.. Sağlıklı, bereketli ömürler versin inşaAllah.! Çok güzel yazmışsınız.. Hele de bazıları hiç pişmanlık duyacağa benzemiyor.!

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 02 Şubat 01:59
04

Şakir Türk - Onlar pişman da olmaz, akıl da almaz.

Onlar o kadar mağrur ki , kendilerini hâlâ hak yolda sanıyorlar !..

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 21:14
03

M.y - Ekrem bey kalemine yüreğine sağlık.ALLAH razı olsun.Uyarmaya devam edin.Belki bu davada nasibi olanlar çıkar.Bazı hüsnüler belki nasibi varsa uyanır.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 14:26
02

Dayı - Duygu ve düşüncelerimize tercümandın,Allah razı olsun.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 11:48
01

Şaban - Allah razı olsun Mevlam sıhhat afiyet versin. Yaşananların röntgenini çekip önümüze koyuyorsun. Malesef insanımız acele olanı tercih edip ahireti unutuyor. Rabbim basiretimizi açsın.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 01 Şubat 10:41


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?