Reklamı Kapat

Ziyaret ve ittifak tartışması

Bismillâhirrahmânirrahîm;

     KONUYU biliyorsunuz! Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ocak günü Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü evinde ziyaret etti. Teklif Cumhurbaşkanı’ndan geldi. Bu bir “nezaket” ziyaretiydi. Birbiriyle ziyaretleşmeyi unutan siyasiler için bir adımdı. Böyle bir ziyaret trafiği başlatılmasının Türkiye’nin önemli bir ihtiyacı olduğu konuşulmalıydı. Fakat medyada maksadını aşan, zorlama yorumlar da yer aldı.

     Muhterem Asiltürk, devleti temsil eden Cumhurbaşkanı’na karşı gerekli “nezaket”i gösterdi. Daha sonra partisinin diyalog konusundaki yaklaşımını açıkladı: “Tüm partilerle iyi ilişki içerisinde olacağız. İyi ilişki içinde olmak insanî, ahlakî bir görevdir.” Ayrıca Asiltürk, “Türkiye’nin yarısının, diğer yarısına hasım gibi davrandığı” bir noktaya getirilmesi tehlikesine de vurgu yaptı.

     Bu ziyareti “ittifak görüşmesi” şeklinde yorumlayanlar oldu. Oğuzhan Bey, bunun “seçim atmosferinde yapılacak iş” olduğunu hatırlattı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, her fırsatta, Türkiye’nin en büyük ihtiyacının siyasi partilerin birbiriyle müzakere edebilmesi olduğunu dile getiriyordu. İttifak görüşmelerinin ise, “seçim sath-ı mailinde olacağını” anlatıyordu. Doğrusu da buydu.

     Türkiye’nin çözüm bekleyen birçok problemi var. Salgın, dünyayı etkilediği gibi Türkiye’yi de etkiledi. İnsanımız hem manevi, hem de maddi olarak perişan. Siyasi partilerin bu problemleri görüşebilecek olgunlukta olması milletimizin yüzünü güldürecek. Ayrıca, dış politika, ekonomi, hukuk, tarım, esnafın durumu gibi pek çok alanda acil çözüm bekleyen ciddi sıkıntılarımız var.

                                        İNSAN MERKEZLİ SİYASET

     SİYASET insanın işinin kolaylaştırılması ve huzuru için yapılır. Şeyh Edebali’nin, “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” anlayışıyla! Önce, iyi niyet gerekli! Siyasi partiler birbirinin düşmanı değil; rakibidirler. Onur kırıcı olmadan, tatlı bir rekabetle yürütülmeli. Türkiye kavga ve polemik politikasından çok çekti. Saygılı, centilmen ve yiğitçe bir siyaset anlayışına ihtiyaç var.

     Siyasi partilerde rakiplerine karşı iki çeşit yaklaşım görüyoruz: 1. Azimli, 2. Hırslı. Azim; gayret, kesin karar, muhteşem, önemli, müthiş gibi anlamlarda. Hırs ise; aşırı istek, şiddetli arzu, sinirlilik hali, öfke gibi anlamlar taşıyor. Azimle çalışmak; ölçülerle olur. İnsanların tamamına karşı sorumluluk ve hukuka bağlılıkla… Ayrıştırıcılık değil, birleştiricilik gerektirir. Hırslı olmak; ölçüsüzlüktür, her şeyde çıkarlar merkeze alınır. Hırslı olan öfkelidir, kavgacıdır, bencildir, paylaşmayı sevmez.

     Azimli siyasetçinin ideal örneğini Erbakan Hoca’da gördüm. Paylaşımcıydı; hep başkası için yaşadı. Yaptığı işlerde kendisine pay çıkarmazdı. Kendisinden başkasının emeği olmadığı işlerde bile, “Bunu siz yaptınız” diyerek çalışma arkadaşlarına rol biçerdi. Siz de bu ölçülerden hareketle diğer siyasileri değerlendirebilirsiniz!

     Bazı politikacıların birbirlerine karşı kullandıkları çirkin sözleri biliyorsunuz! Bu polemiklerden hayır gelir mi? İktidarın da bir görevi var; muhalefetin de! Her ikisi de milletin oylarıyla oradalar. Niçin, el ele verip de Türkiye’nin problemlerini çözüme kavuşturma yarışına girmiyorlar? Sizlere verilen görevin bir “emanet” olduğunu aklınızdan çıkarmayın!

                                                     BİRLİKTE ÇÖZÜN!

     İCRAAT yetkisi hükümette… Siyasileri toplayıp problemleri birlikte müzakere etme sürecini başlatmak Cumhurbaşkanı’na düşer. Cumhurbaşkanımız çalışkan. Adeta dünyayı dolaşıyor. Bunca diplomatik temas içinde… Cumhurbaşkanı, ziyaretlerinden sonra, dünyada olup bitenden muhalefeti de haberdar etmesi gerekmez mi? Cumhurbaşkanı da milleti temsil ediyor; muhalefet de. Siyasi partiler Anayasa’nın vazgeçilmez unsurları değil mi?

     Çiftçi, esnaf ve işsizlerin feryatları her gün ekranlarda... Liselilerin yüzde 76’sı yurt dışında yaşamak istiyor. Adalete güvensizlik yüzde 80’i geçti. Üniversiteler bilimsel çalışmaları ile değil; eş, dost, akraba tayinleriyle gündemde. Bir “rektör” eşini, adrese teslim ilanla göreve almak istemişti. Biri de kendini, elinin altındaki bir makama “müdür” olarak atadı. Boğaziçi’nde rektörüne sırt dönen akademisyen görüntüleri! Ne oluyoruz?  

     Saadet Partisi, iktidarı da, muhalefeti de kutuplaştırıcı üslûptan kaçınmaya çağırıyor. İlgi odağı haline gelmesinin asıl sebebi bu! Hep, istikrarlı siyasetin adresi… Temel politikalarını değiştirmedi. Millete hizmetten yılmadı. Kendisi çekse bile, milletimize sıkıntı çektirmedi.

     Genel Başkan Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında (27 Ocak), “Önce vicdanlarda ve adalette reform yapılmalı” diyerek hükümeti uyardı: “Dostluklara eskisinden daha fazla ihtiyaç var. İkazlarımızı, sizi incitmek için söylenen sözler gibi algılamayın. ‘Dost acı söyler’ prensibiyle bunları söylüyoruz. İktidar makamındayken, size dost görünenlere aldanmayın! Emin olun, acı söyleyenler sizin hakiki dostlarınızdır. Gerçek dost, hataların üstünü örten değil; gerçeği söyleyendir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ts-61 - Saadet partisi iyi ki var! Allahü teala sizlerden ebeden razı olsun Sn hocam.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ocak 00:12


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?