Reklamı Kapat

Korona biterse

Beş kişiye sordum: Şu salgından Allah’ın izni ile sağ salim kurtulursak neler yapmayı kafaya koydun?

Beş kişiden dördü hemen hemen aynı şeyleri söyledi: Abartırcasına aile gezileri ve ev oturmaları yapacaklarını, dost, arkadaş, ahbap, kardeş uzun süre yanına yaklaşamadığım kim varsa sımsıkı kucaklayacaklarını, olur olmaz herkesle her yerde tokalaşacaklarını ve dezenfekte hayattan uzak duracaklarını vb. söylediler. Sadece bir tanesi hayatını pandemideki yeni normale uygun yaşamaya devam edeceğini söyledi. Hatta daha bir insandan yalıtılmış yerleri gözüne kestirip bundan sonraki hayatını oralarda yaşayacağını da eklemeyi ihmal etmedi.

Türk halkının genel temayül ve sosyal tavrını beş kişi ile belirleyip sonuca gitmek ne kadar sağlıklı olacak ki demeyin. Herhangi bir toplum grubundan beş kişi ile görüştüğünüzde memlekete hâkim olan ve sayısı beşi geçmeyen genel tavrı anlayabilirsiniz. En son soruyu kendime sordum, peki pandemi bittiğinde sen neler yapmayı kafaya koydun diye. Bendeki baskın görüş şu oldu: Dünyaya bir daha kolay kolay güvenmeme, hastalık, sağlık, hastane ve ilaç kavramları üzerine yeniden düşünme, doğalgaz ısısı, odun ve kömür ateşi ile değil insan sıcaklığı ile ısınmak, pandemi süreci sonunda unutmanın zihnimde sildiği isimlerin ve resimlerin peşine düşmemek ve fazlasıyla şımarttığımız digital hayatı kendi doğal sınırlarına çekmek. Tabi bunlara ek olarak çay ocakları ve kır kahvelerinin yolunu yeniden hatırlamak da var.

Kültürel etkinlikleri çok özledim, fuarları iple çekiyorum diyen birine rastlamadım. Beş kişi deyip geçmeyin, test sınavlarında bile zihnin dolaşım alanı beş şıkla ortaya konulmuyor mu? Millet olarak da aşağı yukarı beş farklı yaklaşım içerisinde itiraz, beklenti ve yaklaşıma sahibiz.

Yaşamak ve hayat bu meşum süreçte hepimize kıymetini bir kez daha hatırlattı. Bir dost kadar nefes alıp vermeye, bir nefes kadar da dosta muhtaç olduğumuzu anlayıp kavramış olmamamız bile az şey değil.

İŞE GİTMEK

“İş” kelimesi anlamını ancak “gitmek” fiiliyle tamamlayan bir eylem. Evin çalışan kişisi (anne-baba-evlat vb.) sabah kapıdan yolcu edilir, gideceği yer bellidir: İş. Akşamleyin de bir ayinden döner gibi huzurla evine dönen kişi işten gelendir ve evin özel beklenenidir. Yemek masası hazırıdır, ama eller henüz ekmeğe ve aşa uzanmış değildir. Çünkü işten gelen, eve ekmek parası getiren kişi beklenmektedir. Yemeğe onunla başlamamak izahı gayr-ı kabil bir acelecilik ve görgüsüzlüktür. Pandemi günlerinin “yeni normal” üzere yaşantısında bu durum birden değişti. “Evden çalışma”, “Digital ortamdan iş takibi” gibi yollarla “iş” neredeyse gidilen bir uğraş alanı olmaktan çıkıp oturduğu yerden iş çıkarmaya dönüşmüştür.

Babalar artık işe gitmemekte, işten gelmemekte, iş çıkarmaktadır. Ekonomi literatüründeki “gizli işsizlik” gibi şimdilerde “gizli işçilik” ya da “saklı çalışan” şeklinde yeni kavramlar dolaşıma girmiştir. İnsanların salgın sebebiyle rahat dolaşamadıkları bir ortamda kavramlar nasıl dolaşıma giriyor diye sormakta haklısınız. İnanın kavramların dolaşımı da insanlardan pek farklı değil; ya daracık odalarda ya da sosyal mesafeyle sınırlı uzunlamasına koridorlarda dolaşım imkânı bulabiliyor kavramlar. Bu durumun ahlaki olarak sevindirici olan tarafını da göz ardı etmiyoruz elbette. Bu sınırlı insan ve kavram dolaşımı sayesinde dedikodu cümleleri azalırken dedikodu yapan insan sayısı da üç beş yıl önceki seviyesine kadar gerilemiş oldu. Anlayacağınız dedikodu sektörü de bu salgın sürecinde daha önceki yıllarda görülmemiş biçimde kan kaybetti. İşte (burada) kelimesi ile işte (işe gitti) kelimesi arasında kurulan gizli ittifaka ise hiç girmiyorum. Gitmek ile burada olmak müşterek bir kelime üzerinde -“işte”- yaşadığımız meşum zamanların ahvalini dile getirmiş oluyorlar. “Yeni normal”in de kendine özgü yeni bir iletişim dilinin olması aynı derecede normal sayılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?