Mazeret aramak-ıı

Herhangi bir durumun mazeret niteliği kazanabilmesi için belirli bazı unsurların bulunması gerekmektedir. Anlaşılır olsun diye bu unsurları; a) bir iradenin, b) bir nedenin ve c) bu ikisi arasında bir bağın kurulabilmesi şeklinde sırlayabiliriz. Bu unsurların varlığı birbirini doğuracak şekilde olmak durumundadır. Mesela irade, yani istenilen bir şeyin varlığını dayandırabileceğimiz bir neden arasında anlamlı veya uygun bir bağ, yani akla uygunluk bulunmalıdır. Aksi takdirde, ortaya çıkacak durum mazeret olarak tanımlanamaz.

Somut örnek vererek irdelemede bulunulabilir. Ticaret hukukunda, “basiretli tacir (kişi) gibi hareket etmek” şeklinde bir ibare vardır. Buna göre, ticari faaliyette bulunan bir kimsenin bir malı alıp satarken, müşteriyle ilişkide bulunurken fiilinin, “basiretli tacir” olarak nitelenen kişinin davranışını göstermesi gerekir. Günü geçmiş bir malı, müşterinin iyi niyetini, bilgisizliğini, saflığını istismar ederek davranmaması beklenir. Malın ayıplı olmasını gizleyecek herhangi bir neden ileri süremez, sürmemesi gerekir. Dolayısıyla bir mazeretten söz edilemez bu durumda. Ayrıca iyi niyet gibi hukukun temel bir ilkesi, öncelikle göz önünde tutulması gereken bir ilkedir.

Asıl ve çarpıcı olarak düşünce alanında mazerete, mazeret aramaya başvurulduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle bu alanda mazeret, bir yandan iradeyi, yani istenilen ya da istenilmeyen unsuru; ikinci olarak nedeni ve son olarak da bu ikisi arasındaki makul bağı çarpık bir şekilde ileri sürmek şeklinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle İslam dünyasında bu tür mazeretin kolayca, herhangi bir itirazla karşılaşmayacağı duygusuyla ileri sürülmesine yaygın bir tarzda rastlamak mümkündür.

Ortadoğu ya da Akdeniz havzası Müslüman halkları, bu durumu bildikleri için de yönetimleri sıkça birtakım bildik, ama çürümüş sakıza dönmüş mazeretlere başvuragelmişlerdir. Mesela birkaç yıl önce bildirilen bir haberde; elli iki İslam ülkesinin bir yıllık gayri safi milli hâsılasının Almanya’nın bir yıllık gayri safi milli hâsılasından az olduğu belirtilmişti. Genel olarak sığınılan mazeret, Batı emperyalizminin uyguladığı politikaları şeklinde söylenmekte veya en azından imada bulunulmaktadır. Ama aynı emperyalizm ile bu ülkelerdeki yönetimlerin, açık ya da gizli sıkı ilişki içinde oldukları da bir gerçektir. Tarih bu tür olayların kayıtlarıyla doludur. Sözgelimi 1908 Meclis-i Mebusanı’na Hicaz Mebusu seçilen Şerif Abdullah, İstanbul’a gelirken, İngiltere’nin Mısır Valiliği’yle, Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmeleri halinde ne ölçüde yardımda bulunacakları konusunda uzlaşma sağlar. İsyanlara gerekçe olarak, Arapların ileri sürdüğü “Osmanlı sömürüsü” şeklindeki “mazeret”tir. Ancak, buradaki “neden” gerçeklikten yoksundu.

Ne yazık ki, düşünce alanında başvurduğumuz mazeret arama tutumu, sadece düşünce alanında kalmamış, hayatımızın neredeyse diğer alanlarını da olumsuz bir tarzda etkilemiştir. Her şeyden önce, düşünme yetimizin gereği gibi işletilmesini ve kullanılmasını, bir yandan sınırlandırmış, diğer yandan verimli bir yönde geliştirilmesini sakatlamıştır. Giderek aşağılık duygusunu yoksaymak adına içeriksiz bir övünme doyumuna adeta tutsak etmiştir. Oysa böyle bir yola girmeyip, kendi varlığımız, durumumuz, zaafımız, eksiğimiz ve ihmalimiz üzerinde, sabırla, açık yüreklilikle olması gereken murakabe ve muhasebe, kısaca içten bir özeleştiri sürecine yönelmiş olmamız gerekiyordu. Hâlâ da böyle bir tutuma ihtiyacımız bulunmaktadır. Ne var ki, rahmetli Arif Nihat Asya’nın bir şiirinde nitelendirildiği üzere, “oyunda oynaşta”yız, yani mazeret aramakla cebelleşip duruyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?