Reklamı Kapat

Kur’an öğretmeye doymayan hoca!

Bismillâhirrahmânirrahîm;

     TERMELİ Niyazi Hocaefendi’nin (k.s.) Kur’an ve Kur’an ilimlerini öğrenmek ve öğretmeyi “aşk” noktasına getirmesi, olgunluğu, mütevaziliği ve yüzündeki tebessümünün alt yapısını anlamaya çalıştım. Fıtratında var olan temizlik ve zor şartlarda tahsilini sürdürmesinin rolü olduğu kanaatine vardım.

     Yedi çocuklu bir ailenin 4. evladı. 8 yaşında hafızlığını bitirdi. Küçük Niyazi, Terme Pazar Camii’nde yaşlı hafızlarla mukabele okurdu.

 Cemaatin sevgisini kazandı. İlim için Çaykara’ya döndü. Kur’an öğreniminin sıkıntılı olduğu günlerde hafızlık ve Ulûm-i Diniyye öğrenimi görmesi, onun ilim ve öğretme azmini pekiştirdiğini düşünüyorum. Çünkü 5 yaşından itibaren 75 yıl Kur’an’la meşgul olmak her babayiğidin harcı değildi.

     Çaykara’da, Osmanlı’nın son müderrislerinden büyük âlimler Hasan Yavuz ve Mehmet Rüştü Aşıkkutlu hocalardan 9 sene hafızlık, kelâm, fıkıh, usul-ü fıkıh, tefsir, beyan, ferâiz ilimlerini öğrendi; icazetini aldı. Çaykaralıların Kur’an talebelerine sevgisi yüksekti. İki evinden birini medrese talebelerine ayıran Fadime isimli hanımın fedakârlığı, kendi eliyle onların yemeklerini yapması, yardımcı olması efsanevî örnektir.

     Birkaç sene köylerde hizmet ettikten sonra Terme’ye yerleşir. Uyku dışındaki bütün zamanını Kur’an öğretmeye adar. Ne zaman aransa kursta olurdu. Talebelerinden Ahmet Çapku, hocasını şöyle tanıtır: “Yaklaşık 50 kadar talebe hafızlık çalışır; caminin içi çın çık Kur’an sedalarıyla yankılanırdı. Ders konusunda oldukça titiz ve tavizsizdi. Disiplinliydi. Giyim kuşamında sade ve temizdi.”

                                                HAKİKAT ÖNCÜSÜ HOCA

     ALLAH Resulü’nün (s.a.v.) 3 erkek, 4 kız evlâdı vardı. Niyazi Efendi’nin (k.s.) de öyleydi. Annesi de yanında kalır; 10 nüfusu geçindirirdi. Çevresi, mütevazi maaşıyla bunu yapmasını “kanaat” ve “bereket”e bağlardı. Talebeler için hazırlanan yemekten yemezdi.  Günlük gıdası evinden getirdiği küçük bir şişedeki süttü.

      Çevrede “hafızlık eğitimi” deyince Niyazi Hoca akla gelirdi. Talebelerin öğrenim ve ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenirdi. Onun zihnindeki “imam” anlayışı; “İlim ve ahlâkla yetişmiş, her daim dersle meşgul bir âlim; devamlı irşat faaliyetleri içinde olan bir hoca” şeklindeydi. “İmam konumundaki kişi topluma yön veremezse hedef kaybolmuş demektir” derdi.

     Niyazi Hoca herkese tatlı dil, güler yüzle yaklaşan geçimli, uyumlu bir hocaydı. Farklılığı, fedakârlığı ile büyük ilgi odağıydı. Kürsülerin hatibiydi. Ramazan ayı ve mübarek geceleri ilmiyle şenlendirirdi. Kur’an öğretimine doymayan özelliğine karşılık, çevresiyle de ilgilenirdi. Günlük olarak Millî Gazete’sini okur; Türkiye, İslâm âlemi ve dünya olaylarını yakından izlerdi.

     Talebelerinden Savaş Kengil, hocasını şöyle tanıttı: “O sadece hafızlık eğitimi vermedi. Talebelerine ahlâk, karakter ve şuur da kazandırdı.”

     Bu yaşınıza rağmen sizi kıskanıyoruz, diyenlere, “Dünyada rahat yoktur” hadisini okur; tatili, emekliliği, rahatı dünyada aramayın; âhirete bırakın, derdi.

     Tam 50 yıldır kar, kış, yağmur demeden Kur’an hizmeti verdiğine; sapmadan istikamet üzere yaşadığına, bu yolda bir lokma bile olsa menfaatini düşünmediğine şahidiz.

                                            GÖNÜLLERE GİRDİ

     “KUR’AN müminler için şifa ve rahmet”ti. (İsra, 82) Efendimiz (s.a.v.) de, “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve onu başkalarına öğretendir” (Tirmizi) buyuruyordu. Niyazi Hoca’ya halkın böylesine sevgisi ve büyük bir kalabalıkla son yolculuğuna uğurlanmasının sebebi, Allah kelâmıyla meşgul olmasındandı.

      Güzel örneklerin oldukça azaldığı bir dünyadayız. Marifet iltifata tabidir. Değeri bilinmeyen meta zayidir. Toplumun gönlünde yer etmiş yıldız bir şahsiyet durumundaki Niyazi Efendi’nin (k.s.) unutulmaması, gençlere, gelecek nesillere tanıtılması gerekir.

     Talebelerinden Ahmet Çapku, 13 sene önce hocasındaki cevheri fark etmiş; “Neslimizi iman, ilim ve ahlâkla donatan” Niyazi Hoca’nın sahip olduğu ilim geleneğinin sürdürülmesini söylemiş; hayat ve ilim mücadelesinin kaleme alınmasını teklif etmişti. Kadirşinaslık, vefakârlık bunu gerektirirdi.

     Yeğeni Ahmet Kasapoğlu ve bazı talebeleri, Niyazi Hoca’nın (k.s.) sohbetlerinin kasete çekildiğini, salgın dönemindeki çevrimiçi konuşmalarının kaydedildiğini, Reyhan dergisindeki yazılarının da elde olduğunu söylediler. Bunların video çözümlerinin yapılıp konularına göre titizlikle tasnif edilmesinden 10’dan fazla kitap ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bu çalışmayı yapacak potansiyel merhumun talebelerinde var.

      Niyazi Efendi’nin Reyhan dergisindeki, “Kimlerle Beraberiz?” yazısının bir bölümünü naklederek yazımızı bitirelim: “Bu beraberlik iş hayatımızda, siyasi hayatımızda, sosyal hayatımızda, hülasa hayatımızın her alanında Allah ile beraber olmakla gerçekleşir. Allah ile beraber olanlar malın, mülkün, makamın, mansıbın, şanın şöhretin, kula kulluğun afetinden kurtulurlar.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ts-61 - Allahü teala gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşaEllah.!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ocak 13:35


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?