Tersine göçü doğru anlamak

Pandemi süreci çoktandır unuttuğumuz bir şeyi hatırlattı: “Orda bir köy var uzakta / O köy bizim köyümüzdür.” Büyük şehirlerin kalabalığı bu salgın sürecinde insanların daha çok keyfini kaçırıp rahatını bozduğundan olmalı memleketine geri dönüp sessiz ve asude bir hayat yaşamak isteyenlerin sayısı bir hayli arttı. Doğduğun yer mi yoksa doyduğun yer mi sorusuna bir soru daha ilave etmek zorunda kaldık: “Öldüğün yer mi?” İlk şıkkı işaretleyenlerin sayısında belirgin bir artış oldu sanki. Doğduğumuz yer rağbet kazandı. Ölüm vakalarının artması herkesin dikkatlerini bir anda doğduğu yere çevirdi. O halde, doğduğumuz topraklar ölünce naşımızı kabul ediyorsa neden ölmeden, yaşayan varlığımızı kabul etmesin? Aslında salt karın doyurmak için büyükşehirlerin kahrını çekmenin hiç anlamı yok. Herkes hiç olmazsa bir yaştan sonra geldiği yerlere geri dönmeli ki boşalan şehirler yeniden dinamik nüfusuna kavuşabilsin. Anadolu yeniden şaha kalksın.

TÜİK, “Türkiye’de herkes memleketinde yaşasa en kalabalık il hangisi olur?” sorusunun peşine düşmüş. 60 yıldır göç veren Anadolu kentlerinin yeniden kaybettiği nüfusuna kavuşmasını düşünmek bile mutluluk veriyor insana. Araştırmanın sonucunu merak ediyorsanız hemen söyleyeyim: 2 milyon 839 bin 823 kişi ile Şanlıurfa bu araştırmada başı çekiyor. Diğer bir tabirle hiç göç vermemiş veya verdiği göçü geriye almış olsaydı Şanlıurfa Türkiye’nin en kalabalık şehri olacak ve onun hemen arkasından 2 milyon 603 bin 408 kişi ile Konya gelecekti. İstanbul kaçıncı sırada dediğinizi duyar gibiyim. Bu iki şehrin hemen ardından 3. sırada 2 milyon 558 bin 75 nüfusu ile İstanbul gelmekte. Türkiye İstatistik Kurumu’nun bu araştırma sonuçları gerçekten çok önemli veriler içeriyor. Tersine göçü tersinden değil de doğru anlamak için bir kez daha düşünmeye değmez mi? Tersine göç denilen şey Anadolu’dan büyük şehirlere göçen halkın geldiği gibi geri gitmesi değil, alacağını aldığı gibi geri gitmesidir. Tahta valiz ya da kıldan heybesini büyük şehirde bırakıp ekonomik ve kültürel bagajla doğduğu yerlere geri dönmesidir.

BAŞKA

“Bugünlerde herkes başka yaklaşıyor aşka.” Bu dizeyi meğerse bugünler için söylemişim. O günler bugünlermiş yani. Kime rastlasam, kiminle konuşsam en basit meseleye bile başka türlü yaklaşmak gibi yeni bir alışkanlık peyda olmuş. Bir toplulukta şayet herkesten farklı olduğunuzu hissettirmek ya da mermer bir kül tablası gibi küt diye masanın tam ortasına yerleşmek istiyorsanız meseleye başka türlü yaklaşın. “Durum hiç sizin bildiğiniz gibi değil” cümlesini pekâlâ kendinize uygun bir girizgâh yapabilirsiniz.

Yıllar yılı ittifak ettiğimiz konular bile artık biçimleri bozulup kaşıyla gözüyle oynanarak tanınmaz hale getirilebiliyor. Hep başka olsun, değişik olsun ya da orijinal olsun için bunca çaba. Kitap okumanın sanki görünür tezahürlerinden biri “ben olaya öyle bakmıyorum”dan geçiyor artık. “Bu konuda sizin gibi düşünmüyorum” diyen insanlardan çok çekmiştik. Yanlış anlaşılmasın, problem olan bizim gibi düşünmüyor oluşları falan değil elbette. Bu insanlar o kadar kelime ve cümle tüketmelerine rağmen bir türlü o bizim gibi düşünmedikleri tarafı aradıkları zihin çekmecelerinden bulup da masamızın üzerine koyamazlar. Buna rağmen nedense kendilerinin çok daha başka bir şey söyledikleri iddialarından vazgeçmezler. Başkası olma inadı kendine yakın olana sürünmeme kompleksinin bir tezahürüdür. Kendinden olana yabancılaşarak gerçekte başkası olana yakın durmak mizaç kayması sayılacak bu gizli anlaşmanın sakladığı asıl niyetidir. “Sen başkasın” ifadesine muhatap olmak bu kişileri nasıl da mutlu edip yüreklerinde bir madalya sevinci oluşturur. Müslümansın, ama farklısın; buralısın, ama değişiksin; herkes gibisin, lakin kimseye benzemiyorsun tarzında daha bir sürü kişilik özelleştirme cümlelerine şahit olmuşuzdur. Başkasın, farklısın sözcüklerinin insana bahşettiği şey ne ola ki diye bir sürü şey üzerinde düşünedurun. İnanın durum yine sizin bildiğiniz gibi olmayacaktır. Belli ki yaşadığımız çağ sürüden ayrılanlar çağıdır, ne kadar değişip dönüşürseniz tek başına güdülmeye hak kazanmış sayılırsınız. Bunun tesellisi de bir süre sizi avutmaya yetecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder

# Konya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?