Reklamı Kapat

Kuyruklar çoğalırken

Daha 2 sene öncesine kadar ucuz soğan ve patates satmak amacıyla kurulan “tanzim satış çadırları” ve tabii ki “kuyrukları” akla geliyor bugünlerde yine. O dönemde depocular neredeyse “terörist” muamelesi görüyordu bir kısım medyanın ayarsız yayınlarına ve siyasetçilerin sorumsuz beyanlarına bakılınca… Depocular, yüksek gıda fiyatlarının sorumlusu olarak gösteriliyordu. Aklını kaçırmış veya bile isteye çıldırmış olan medyada, “fiyatları artırmak suretiyle” iktidarı zorda bırakmak isteyen “depocular lobisinden”  bile bahsedenler vardı.

Halbuki “lisanslı depoculuk” diye bir sektörün olduğunu ve bizatihi devlet tarafından teşvik edildiğini, devletin resmi ajansının konuyla ilgili olarak geçtiği haberlerde defalara görmek mümkündü. Yani, depoculuğu devlet teşvik ediyor, bu konuyla ilgili teşvikler veriyordu. Bütün bu gerçeklere rağmen, utanması olmayan veya kalmayan medya, elbette ki ağzının içine baktığı siyasetin yönlendirmesiyle bu akla mantığa sığmayan “yüksek fiyatın sorumlusu depocular” saçmalıklarını kamuoyuna sunabildi. Siyasi iktidar da baskınlar düzenleyerek “depocular lobisine” gözdağı verdi, vatandaşın payına da tanzim satış kuyruklarına girip ucuza soğan patates almak düştü. Her zamanki gibi asıl mesele, yani enflasyon, hayat pahalılığı ve kötü ekonomi yönetimi ne konuşuldu ne de konuşturuldu.

Bugün de aynı tablo, daha da ağırlaşmış olarak önümüzde duruyor. Geçen zaman zarfında, “vatandaş krize uyanmasın” gayesiyle dolar baskılanmaya çalışıldı ve bu uğurda Merkez Bankası’nın 128 milyar dolar rezervi heba edildi, net rezervler “eksiye” indi. Göstermelik bir “faiz karşıtlığı” tiyatrosuyla faiz bir indi, bir çıktı ama yine de hep faizciler kazandı. Vatandaşın payına düşen ise eriyen reel gelirler, daha da kabaran borçlar, haczedilen varlıklar ve ağırlaşan geçim şartları oldu.

Bir de tabii ki 2 sene önce soğan ve patates için kuyruğa giren vatandaş, artık neredeyse hemen her şey için kuyruğa girer oldu. İnsanlar, eriyen gelirleri ve artan hayat pahalılığının getirdiği ağırlaşan geçim koşulları neticesinde normal süpermarketlere bile gidemez olmuş durumda. Sıradan süpermarketler bile lüks olurken, her mahalleye, her sokağa açılan “ucuzluk” marketlere kadar düştü alım gücü. Muhtemelen o ucuzluk marketler de, kendi bünyelerinde “daha da ucuzluk marketleri” açsa, o marketler şimdiki ucuzluk marketlerden çok daha fazla iş yapacak. Ortalama vatandaşın gücü artık piyasadaki en ucuz ve en düşük kaliteli ürünlerin satıldığı ucuzluk market zincirlerine bile zorlukla yetiyor çünkü.

İnsanlar en temel gıda maddelerine erişimde bile büyük zorluklar yaşıyorlar. Misal ayçiçek yağını, ekmeğini, sütü, peyniri, sebze meyveyi alırken dahi zorlanıyor insanlar. Bu kalemlerdeki zamlar için üreticileri veya marketleri fırsatçılıkla suçlayanlar türüyor hemen. Gerçek enflasyonu hesaba katınca tablo netleşiyor.

Geçtiğimiz haftalarda ucuza karnabahar alabilmek için soğukta kuyrukta bekleyen insanlara şahit olup hayret etmiştik ki, geçen hafta da karlı havada 2,5 liraya elma almak isteyen Kayserili vatandaşları gördük. Mikrofon uzatılan insanların söyledikleri özetle şu: “Fiyatlar yüksek olduğundan pazardan, marketten alamıyoruz.” Bu durum, toplumun gözle görülür şekilde fakirleştiğinin apaçık bir göstergesi değil mi? Bu vaziyeti, buzdolabı satış rakamıyla tevil etmek mümkün müdür acaba?

Birtakım afaki başarı(!) hikayeleripompalanadursun, ekmek almakta bile zorlanan insanlar bu ülkenin çok acı bir gerçeğidir. 1,5-2 liraya satılan ekmeği bile alamayıp 1 liraya Halk Ekmek’ten almak için soğukta sırada bekleyen insanların varlığı ekonomide kocaman bir “başarısızlık” tablosunun ta kendisidir.

Enflasyonla, hayat pahalılığıyla, geçim sıkıntısıyla, işsizlikle boğuşan, en temel gıda maddeleri için girdikleri kuyruk sayısı artan milyonlara uydurma masallar anlatmak da olsa olsa ayıptır ve en başta da haktan reva değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder

# Dolar

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?