Kimlik siyasetinde yükseliş

Modern dönem siyaset anlayışında belirgin bir şekilde “kimlik siyasetinin” diğer bir ifadeyle farklılıklar siyasetinin öne çıktığı bilinen bir durum.

Karar alma süreçlerine doğrudan müdahale eden çevrelerin etkisi de bulunmakla birlikte, kimlik siyasetine yönelimin sosyolojik zemin ile orantılı bir nitelik arz ettiğini belirtmek gerekmektedir.

Bu nedenle içinde yaşadığımız dünyada olup biteni göz ardı etmeden siyasal alana dair tahliller yapmak icap ediyor.

1990’lı yıllarla birlikte tek kutuplu dünya düzeninde hükümranlığını ilan eden kapitalizm, sahip olduğu zihniyetini tüm alanlara sirayet ettirme yoluna başvuruyor.

Akademinin ürettiği bilim, sinemanın canlandırdığı sahne, oyuncularla popülerleşen spor, motivasyonu yücelten kişisel gelişim…

Liste çok daha uzatılabilir elbette. Kapitalist düzen, karşısında ne varsa tamamını tüketmeyi ve tükettirmeyi politik bir tercih olarak net bir biçimde ortaya koyuyor. Hiçleştirme, şeyleştirme, sıradanlaştırma ve tekdüze hale getirmeyi amaçlıyor.

Haz ve hız çağındayız sözü, bununla bağlantılı bir durum.

Tüketiyoruz ama tükettikçe de tükeniyoruz! Zira üretimden uzaklaşmak zaten insanı fıtrata yabancılaştırıyor. Ama daha da önemlisi, tükettiklerimizin tamamı yenilenebilir ya da yeniden üretilebilir türden olmuyor.

Örneğin toplumsal dayanışmayı, komşulukları, dostlukları, tutarlılığı, sevgiyi, merhameti, saygıyı ve itibarı da tüketiyoruz.

Oysa bunlar bir yandan insanın yalnızca maddi yönü olmadığını ortaya koyan diğer yandan da insanı yücelten değerler.

İhtiyaçlar piramidinin yalnızca ilk basamağı maddi unsurlardan oluşuyor. İnsanın diğerlerine saygı göstermesi, çevresinden saygı görmesi, kendini gerçekleştirmesi, iç bütünlüğünü sağlaması gibi unsurlar soyut nitelik arz ediyor. 

Ne yazık ki, kişinin tatminini maddi gelişmeler üzerinden değerlendiren zihniyet, bunun cazibesinden de istifade ederek, kitleleri uzunca süredir meşgul ediyor.

Ama mızrak çuvala sığmıyor ki!

Bu yüzden maddi değerleri elde etmeyi başaran ama bunun için tüm kırmızı çizgileri de aşmaktan çekinmeyen kitleler düne göre çok daha huzursuz hale geliyor.

Çünkü maddiyatın, eğlencenin, hazzın cazibesi yayılım etkisi göstererek çok büyük bir çoğunluğu kendisine bağımlı hale getirirken aynı zamanda tutarsızlıklara neden oluyor.

Kapitalizme karşı düşünsel muhalefet eden bir kişinin pratikte bir kapitalist gibi hareket etmeye yönelmesi bu tutarsızlığın göstergesidir.

Ağız başka şey konuşuyor, beyin ve kalp başka şey istiyor!

İnsanın inandığı gibi yaşayamaması halidir bu durum.

İşte böylesi bir durumda çok sayıda insan kendi iç muhasebesini yaparken “ben kimim” sorusunu sormaya başlamaktadır.

Soruların sorulmaya başlanması, aynı zamanda cevapların da verilmeye veya en azından düşünülmeye başlanması demektir.

Tam da bu nedenle kapitalist düzen kendi neden olduğu sorgulamalara kendi cevaplarını vererek hedef şaşırtma yolunu tercih etmektedir.

Tezin karşısına antitezi de yine kendisi koyarak hakikatin önüne perde çekmeye çalışmaktadır.

Biliyor ki, insanlığın “ben kimim” sorusunu sormaya başladığı an, çıkış yolunu bulmaya niyet aldığı andır.

Kimlik siyaseti, insanlığın kendisini yeniden tanımlamaya çalışmasına atıf yapar.

Modern toplumlar anlam arayışındadır ve bu arayışın da yanıtı tarih boyunca dini bilinç üzerinden verilmektedir.

Kendini amaçsız ve yalnız hisseden insanlığa din, toplumsal dayanışma duygusu ve özgüven vermektedir. 

Bu yüzden kapitalist düzen, içinde çeşitli sapkınlıkları da barındıran toplumsal cinsiyet ya da ırkçılık temalı, insan fıtratına aykırı ve aslında insanlığın sorunlarını çözmeye değil çok daha girift hale getirmeye yarayacak bir takım alternatifler geliştirerek hedef saptırmaya çalışmaktadır.

Çözüm, bu hedef şaşırtmanın gazına gelip “aslında kadın-erkek ilişkileri… şu ırk bu etnik köken…” diye başlayan cümleler kurmaktan değil değerlerimize düne göre daha sıkı sarılmaktan geçmektedir.

İslamsız saadet olamayacağını yeniden güçlü bir şekilde haykırmak gerek!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?