Onları ayıran duvar

İtalyan ressam JuanLacena’nınkoronavirüs sonucu hayatlarını kaybeden büyük ebeveynlerin veda anını resmettiği Onlarsız Ne Yapacağız adlı tablosu beni derinden etkiledi. Hüznünüzü anlatacak bir ifade bulamayıp sessizliğe gömüldüğünüz anlarda sanatın maharetli elleri yetişir imdadınıza. Kitaplar dolusu kelimeleri bir araya getirseniz dahi anlatamayacağınız meramınızı iki satırlık şiirle, küçük bir alana resmettiğiniz figürlerle özetleyebilirsiniz. Lacena’nınkoronavirüsten hayatlarını kaybeden büyük ebeveynlerin veda anını özetleyen tablosu kelimelere sığdıramayacağımız hüznü, şaşkınlığı, korkuyu, endişeyi ve hasreti renkler ve mimikler aracılığıyla aktarıyor.

Lacena söz konusu tablosunda insanların görünen yönlerini değil görünmeyen yönlerini yani duygularını resmetmiş adeta. İki nesli ayıran o karanlık barikatlar bu süreçte yaşadığımız zorlukları temsil ediyor. Çocuklar bu barikatlara doğru yönelmiş nine ve dedelerine ulaşmaya, vedalaşmaya yönelseler de o duvarı aşamıyorlar. Ve yaşlı bireyler umutsuz gözlerle başlarını arkaya çevirmiş, torunlarına veda edememenin burukluğu ile bakıyorlar. İki nesli ayıran o karanlık duvar uzadıkça uzuyor ve çocukların gözleri dedelerinin hüznüne takılıp kalıyor. Düşünün dedeniz ya da nineniz karantinada ya da yoğun bakımda siz ona uzaktan bakıyor, el sallıyor, dua ediyorsunuz ama yaklaşamıyor, dokunamıyor, seslerini işitemiyorsunuz. Görünmeyen fakat tehlikeli bir duvar beliriyor ve bu duvarı aşamıyorsunuz. Kalbinizle bakıyor, kalbinizle sarılıyor ve kalbinizle veda ediyorsunuz kalbinizin şahı dedelerinize, ninelerinize…

Lacena’nın tablosu gözlerimde biriken yaşların ve kelimelere dökemediğim duygularımın tercümanı oldu. Saçlarına kar taneleri düşmüş onlarca insanın torunlarıyla vedalaşamadan ıssız, soğuk ve donuk odalarda veda edişlerini hissedip yüreğimde tarifsiz bir sızı hissettim.  Nitekim başımızdaki çınarlarımız, torunlarına ve hatıralarına veda etme fırsatı bulamadan ayrıldılar aramızdan. Gözlerinde belirsizlik, bir endişe hali vardı. Hastane, karantina, yoğun bakım kavramlarını duymak kadar hiçbir şey endişelendirmemişti onları… Ve hastaneye uğurlanırken geri dönmeyeceğini hissedip, başlarını torunlarına çevirmiş ve kalben veda etmişti birçoğu. Ve onlardan geriye sadece o masum ve hüzünlü bakış kaldı.

Saçlarına kar taneleri düşmüş yaşlılar tıpkı bebeklik çağında olduğu gibi duygularını mimikleri ile ifade ederek veda ettiler hayata. Kulaklarında çocukluktan kalma bir şarkı, gözlerinde kutlu bir mesaj vardı. Sevdikleri ile kalpten kalbe konuştular, sözle değil gözle anlaştılar.

Asırlık çınarların yüreğine acı bütün ağırlığı ile çökmüştü, umutsuz gözlerle arkaya baktılar ve ağarmış saçlarına dokunup sessizce hıçkırdılar. Birkaç adım atıp o çocukların kokusunu hissetmek istiyorlardı fakat dermanları kalmadı. Başlarının üzerinde taşıdıkları manevi mirası çitlerin ardından bakan torunlarına terk edip gittiler. Söyleyecekleri çok sözleri vardı ama vakit dardı, fırsat bulamadılar ellerindeki meşaleyi yüreklerinde büyüttükleri o çocukların gönüllerine terk edip çıktılar ebediyet yolculuğuna.

Çağın kriterleri güç üzerine kurulmuştu. Yaşlı bireyler ise zayıflar safında değerlendiriliyor ve geçerliliğini kaybetmiş akçe misali mahzenlere terk ediliyordu. Ne ilginçtir ki, bütün dünyayı etkileyen virüsün birincil hedefinde de yaşlı bireyler vardı. Her biri tarihi bir eser, engin bir bilgeydiler oysa. Fakat hak ettikleri tahttan indirildiler ve değersizleştirildiler. Zayıflara söz hakkı tanımayan bir çağın çocuklarıydık… Eşyaların eskisi tarihi bir vesika gibi görülür ve müzelerde itina ile saklanırdı da insanın yaşlısı neden bir kâğıt parçası gibi buruşturulup atılırdı acaba?

Lacena’nın tablosu çocuklarına veda edemeden giden yaşlıların torunlarına karşı besledikleri duru sevgiyi düşündürdü bana. Fakat nedense iki neslin gönül sarayında büyüyen o sevgiden bahsedilmez de kronik bir kuşak çatışmasından bahsedilir hep. Oysa bir nine ya da dedenin torununa olan sevgisi dev kayaları delecek kadar güçlü ve istikrarlıdır. Torun başkadır derken gözlerinde bir çiçek bahçesi belirir onların. Koşulsuz severler torunlarını ve hayallerini onlar üzerine kurarlar.

Lacena’nın Onlarsız Ne Yapacağız adlı tablosu koronavirüs nedeniyle aramızdan ayrılan ninelerin ve dedelerin sadece veda edemeyişlerini değil bunun yanında, torunlarının hayatlarındaki önemine ve onlara aktardıkları kazanımlara da vurgu yapıyor. Ve iki nesli birbirine bağlayan sevgiye dikkat çekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?