Bundan sonra ne olacak?

İnsanlık ailesini bir arada tutan değerleri talan eden ve faşizmi bütün dünyaya bulaştıran küresel zümreler, ikinci sınıf varlıklar olarak değerlendirdikleri toplumluları narkozlayarak ekonomik, bilimsel ve siyasi alanda gerilemelerine neden oldular. Elbette bunda eve giren hırsız kadar hırsıza göz yuman ev sahibinin de vebali vardı fakat insanlarımız özeleştiri yapmak yerine kendilerinden kaçmayı tercih ederler.

Dünya şer odakların avuçlarında tuttukları ve istedikleri gibi evirip çevirdikleri bir alana dönüştü. Düşünün adamlar insanın, bitkinin, toprağın, suyun, havanın genetiği ile oynuyor,  mazlum halkları yurtlarından sürüyor, onların yaşam alanlarını işgal ediyor, kaynaklarını talan ediyor, katliamlar için türlü türlü araçlar, virüsler, mekanizmalar üretiyor. Havayı, suyu, toprağı zehirleyerek dünyayı yaşanmaz hale getiriyor. Köleleştirdikleri toplumları kukla yöneticiler üzerinden evirip çeviriyor, istediklerini istedikleri şekilde yönlendiriyor, kavramların içini boşaltıp, şiddet ve nefreti yayıyorlar. Ve ne acıdır ki, Müslüman halklar bu zümrelerin şiddet, baskı ve tehdidi altında yaşarken mahallemizin sözde âlim, siyasetçi, düşünür ve kanaat önderleri birbirlerini tekfir etmekle, ötekileştirmekle meşguller. Evlerimizden dumanlar yükseliyor, sokaklarımız kan gölüne dönüşüyor onlar ise tekfir edebilecekleri kişilerin listesine kimleri ekleyebileceklerini düşünüyor ve hallerinden emin bir vaziyette kimin cennetlik kimin cehennemlik olduğu ile meşgul oluyorlar.

Aklını, iradesini ve düşünme yetisini kullanmaktan aciz olan ve ayrıştırıcı söylemleri ile kitleleri etkileyen kişilere tehlike çanlarına işaret edip içine düştükleri hali arz ettiğinizde hemen tepki gösterir ve “Biz tarihe yön vermiş bir milletiz kimse bir şey yapamaz…” deyip işin içinden çıkıverirler. İyi de kardeşim onlar sizin dedelerinizdi ve artık hayatta değiller. Peki, siz ne yaptınız? Siz aklınızı, vaktinizi ve imkânlarınızı kullanmak yerine rehavete kapılıp yattınız, birbirinizin kuyusunu kazdınız, şimdi de oturduğunuz yerden ahkâm kesiyor atalarınızın başarılarının sizi kurtaracağını zannediyorsunuz… Peki, bu nasıl olacak? Bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal ve siyasi alanda hiçbir yol kat etmemiş, yan gelip yatmışsın ve karşınızda teknolojik ve ekonomik gücü elinde tutan şer bir güç var, peki bununla nasıl başa çıkacaksınız?

Dedelerimizin bizlere bıraktığı manevi miras, yaşadıkları onurlu hayat tarzı elbette bize yön göstermeli ve güç vermelidir. Ancak burada aslolan bizim ne yaptığınız ya da ne yapmadığımızdır. Düşünün… Adamlar uzayda yaşam olup olmadığını araştırıyor, yapay zekâdan, dijital yaşamdan bahsediyor siz ise buna bilimsel, siyasi, sosyal, ekonomik anlamda karşılık verecek durumda değilsiniz ve kuru bir hamaset yapıyorsunuz. Nitekim yakın zamanda gündemimizi meşgul eden bir WhatsApp kararı vardı, kalıcı bir çözüm bulamadık, tıkandık, tökezledik… Alınacak karar özel hayatın gizliliğini ihlal edecek şekilde tasarlanmıştı fakat bizim ne karşı çıkacak gücümüz ne de alternatifini üretecek bir birikimimiz ve çabamız var. Dünya değişiyor ve teknoloji hayatın bir gerçeği haline geliyor fakat biz her konuda olduğu gibi bu konuda da küresel odaklara bağımlıyız. Nitekim bahsi geçen karara göre WhatsApp Facebook ile rahatça bilgi alış verişi yapabilecek, paylaşıma izin vermeyenler bundan böyle WhatsApp kullanamayacaklardı. İşin garip tarafı WhatsApp kullanımı konusunda alınan bu karar Avrupalı halkları kapsamıyor sadece köleleştirilen, ötekileştirilen, sömürülen toplumları kapsıyordu. Bu ayrımcılığa karşı istediğimiz tavrı sergileyebilir, karşı tarafı eleştirerek çelişkileri ortaya koyabiliriz. Peki, ama bunun neye faydası olabilir? Burada yapılacak şey, tutunduğumuz savunma mekanizmalarımdan kurtulup ekonomik, siyasi ve teknolojik alanda atağa geçmek ve bağımlılıktan kurtulmak olmalıdır öyle değil mi? Yoksa sadece WhatsApp olayında değil, ekonomik, siyasi alanda da aynı duruma düşecek her zaman olduğu gibi köleliğe boyun eğmek zorunda kalacağız. Teknoloji çağında yaşıyoruz bu araçlardan uzaklaşma şansımız yok fakat beyin göçü ile bu zümrelere kaptırdığımız çocukları kendi coğrafyamızda değerlendirebilir ve teknolojik çalışmalar adına kayda değer adımlar atabiliriz. 

İster kabul edelim ister etmeyelim adamlar bilim ve teknolojide epey yol kat ettiler. Sömürgeleştirdikleri toplumların kafası çalışan çocuklarını aldılar ve bu sahada kullandılar, ekonomik, siyasi ve bilimsel gücü ellerinde tutmak için her türlü şiddet ve hileye başvurdular ve ürettikleri araçlar üzerinde şerri yaymaya devam ettiler. Teknoloji bir bıçaktı onlar bu bıçağı meyve kesmek için kullanmadılar cinayet için kullandılar. Bizler ise çalışmak, çaba göstermek yerine atalarımız çok çalıştılar bizim çalışmamıza gerek yok demekle yetindik. Nasıl olsa onlar yapmışlardı, onların ürettikleri onur bize de yeterdi. Bu yaklaşım karşı tarafı daha da güçlendirdi ve hanelerimize kadar girdiler ve bütün birikimlerimizi işgal ettiler.

Anlaşılan o ki, koronavirüs sonrası yeni dünya düzenine yol açılacak ve alışkanlıklarımızın dönüşümü için düzenlemeler yapılacak. Nitekim birey ve toplumlar öldürücü virüsle mücadele ederken efendiler tasavvur ettikleri dünya düzenine ait kavramlara yer veriyor ve bu kavramları sık sık dillendiriyorlar. Dijital para, yapay zekâ, robotlar, teknolojinin yeni sürece göre düzenlenmesi gündemimizi işgal ediyor. Zamanın Firavun’ları ötekileştirdikleri toplumları yarı dijital bir varlığa dönüştürerek yularlarını ellerinde tutmak istiyorlar. Bundan sonra süreç nasıl işleyecek, Müslümanlar bir araya gelip sorunlarına müşterek bir çözüm mü arayacaklar yoksa küresel Siyonist emperyalist güçlere teslim olup köleliğe rıza mı gösterecekler. Bütün bunları yaşayıp göreceğiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?