Yeni Dönemde Yeni İnsan Tipi

Salgın sonrası yeni bir süreç yaşanıyor. İnsan ilişkileri giderek mesafeli, yani uzak ve soğuk. Aile içinde çocukluktan itibaren her birey birbiriyle temasta, sıcaklıkta ve yoğunlukta. Sevgi akımı sadece sözlerden değil davranış biçimlerinden birbirlerine olan sarılmalardan oluşur. Yoğun bir biçimde iç dünyaları sevgiyle yüklü olarak gelişir.

İnsanların birbiriyle olan uzaklıkları hem soğukluk hem de nefret getiriyor. Soğukluk temassızlık, dokunmasızlık insanı âdeta robotlaştırıyor. Seven ve bağlananların en güçlü yanı birbirlerine sarılmalarıdır. Müslümanların geleneğinde musafaha yapmak apayrı yakınlık sağlar. Sevgi insanı tepeden tırnağa sarar, kuşatır.

Sözlü ve simgeli sevgiler, gösterimler insanı içten yakalamıyor. Soğuk ve sanal kalıyor. İnsan, bizzat hem görmek, hem sarılmak hem de konuşmak ister. Bunlar baş başa olunca derin bir oluşum sağlar. Soğuk toplumlarda musafaha yoktur. Uzaktan selâmlaşmalar ile geçiştirilir. Hayat böyle geçirilmiş bir düzlem oluşturur.

Uzaktaki yakınlarımızla eskiden mektuplaşma ile bir bağlılık oluşuyordu. Bugün o da yok. Her şey sanal ve her şey yapma ve her şey robotik. Zaten uzakta olanlarla sevgi bağları zaman içinde tamamen kopar. Köyünü, kentini, ülkesini terk eden biri yakınlarıyla olan ilişkileri ve sevgi bağlara zamanla tamamen bitiyor. “Ha orada bir kardeşimiz vardı” ya da “bir yakınımız”. Bunlar bellekten silinir ve tamamen unutulur.

Aklımıza gelen, bu yeni dönem sistemli mi, kurgulu mu? İnsanın aklına bu tür şeyler doğal olarak geliyor. Bu yeni dönemde böylesi bir tehlike bulunuyor. Sanal kurgularla eldeki telefonlar ile birkaç sözcüklük yazışmalar giderek sıradanlaşıyor ve laçkalaşıyor. Hep aynı ifadeler, yeni olmayan sözler, artık anlamsızlığa dönen kanıksamışlıklar. Biri bir diğerine bin kez “seni seviyorum” dese de bu sözcük öylesine anlamsızlaşıyor ve sıradanlaşıyor ki. Asıl sevgi insanın birbiriyle olan ilişkisidir, göz göze gelişidir, sözlerin ağızdan çıkış anındaki ruh hâlidir. Sevginin iç dünyası böyle böyle derinlik kazanır. Karşılıklı olununca insanda bir heyecan, bir titreşim olur ve bu hem gözle hem de yüz ifadesiyle karşılık bulur. İnsanın yüzü kızarır, başkalaşır.

Bir yıldır, salgından sonra, insanların birbiriyle olan ilişiklerinde soğuma var. Öyle ki artık birbirlerini görmeseler de olur. Aile ilişiklerinde çocuklar babalarına virüs kaptırma endişesinde. Uzaktan birbirlerine sarılmadan, öpüşmeden, el temas olmadan geçip gidiyorlar.

Bu yeni insan tipi nasıl düşünüyor, neyi nasıl anlıyor? Sevgi dili denilen ruh hâlinin yitmesiyle soğuk bir insan dünyası oluşuyor. Vebalı gibi birbirinden uzak duruyor. İnsan sevgisi bir heyecana bürünmüyor.

Sanal dünya üzerinden olan konferansların insan üzerindeki etkisi nedir, nasıl bir iz bırakır? Şimdilik bunlar sadece bir görevi yerine getirme ile sınırlı. Şöyle de diyebiliriz. Öğrenci öğretmen ilişkisi sınıfta karşılıklı gelişir. Sevgi ve bağlılıklar oluşur. Ya da uzaklaşmalar olabilir. İnsani ilişkilerinin doğrudan olmasından kaynaklı.

Birbirine yabancı robotik insanlar dönemi. “Hı hı, evet evet” gibi sıradan sözcükler insanın hayatında iyice yer eder. Konuşma gereksinimi bile duyulmaz.

Sohbet geleneğinde söz sözü açar. Mecliste bulunanların her biri durumlarına göre katılımda bulunurlar. Meclisin bir bilgesi var ise o sohbet eder. Buyurgan değil içten bir sıcaklık ile. Mecliste bulunanlar takıldıkları, anlamadıkları ya da açımlamasını istedikleri konuyla ilgili sorular sorarlar. Veli ve bilge kimseler her insanın anladığı dili konuşur bunu kendi doğası içinde yapar. Her kişi kendine göre farklı çıkarımlar edinir, beslenir. Aile içinde büyüklerin davranışları, konuşmaları kimi zaman doğası gereği öğüt gibidir. Zaten insan buyrulan ve sert dille ifade edilenden uzak durur. Yeni dönemin böyle soğuk bir dili var. Hatta dilsizliği dersek yeridir. Ne beden dili, ne söz dili, ne sevgi dili etkili olur. Sevgi ve özlem kavuşmayla birbirine sarılmayla olur. Giderek aşk ve sevgi dili yitiyor. Soğuk bir döneme gidiliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?