Aklımda kalanlar

İnsanoğlu acıdan kaçar, acıyla yüzleşmek istemez. Zira acı içinde binlerce mahrumiyeti ve kabuk tutmuş yaraları barındırır. Acının yolu taşlarla, dikenlerle doludur ve attığınız her adımda hüzünle karşılaşırsınız. Hüzün sadece insana has bir duygudur. Bağ kurduğumuz nesneleri kaybettiğimizde boşluğa düşer ve bu geçiş sürecinde hüzünle akrabalık kurarız.

Acı ile karşılaştığımızda bir kaçış yolu arar ve acının sokağından uzaklaşmaya çalışırız. Payımıza düşeni kabullenmek yerine suçlu aramaya koyulur ve “hayat çok zor” deyip işin içinden çıkıveririz. Oysa tıpkı huzur ve sükûnet gibi kaybetmek ve hüzne düşmek de nesnelerle kurduğumuz bağın bir neticesi, yani hayatın bizzat kendisi.

Arifler acıyı kitap gibi okumuş, acıdan elde edilecek tecrübeleri nesilden nesle aktararak bunu bir avantaja çevirmişlerdir. Doğru olan, kazançlı olan da budur.

ANLAŞILMAK İSTERİZ

İnsan neden derdini açacağı bir arkadaşa, bir dosta ihtiyaç duyar hiç düşündünüz mü? Çünkü hayatı çekilmez hale getiren ıstıraplarımız, dağ gibi büyüyen bir yükümüz vardır. Sırtımızdaki yükü taşıyamaz hale geldiğimizde, halimizi arz edip, içimizi dökebileceğimiz dostlara ihtiyaç duyarız. Ve insan sadece ıstırabını değil neşesini de paylaşmak ister… Halden anlamak ve anlaşılmak ise acıya yol vermektir ki, bunun getirdiği kazanımlardan iki taraf da istifade eder. Yani gönülden gönle akan sevgi halden anlayana da anlaşılana da ulaşarak acıyı, ıstırabı eritip sevgiye dönüştürür… Saygı ve anlayış çerçevesinde gerçekleşen dostluklar kalpleri birbirine yakınlaştırır ve ilişkileri güçlendirir. Sevgi iki kişinin gönlünde hayat bulur ve vefaya, sadakate dönüşür. 

YÜZLEŞMEKTEN KAÇINMAYIN

Dünya kötüdür, insanlar kötüdür, olaylar içinden çıkılmaz bir hâl almıştır öyle mi? Unutmayın bu bir kaçıştır, yaraya merhem sürmek yerine üzerini bir kılıfla örtüp yok saymaktır.

Kendini olduğu gibi kabul edebilen, olgun ve değişime açık kişi hatası ile yüzleşir ve attığı her adımın, aldığı her nefesin insanlaşma noktasında bir imkân olduğunun farkına varır. Unutmayalım dünyaya geliş gayemiz insan olmak ve insan kalabilmektir.

Hatalarımızla yüzleşmemiz bizi şu iki noktaya götürür: 1-Değiştirebileceğimiz şeylerin farkına varır ve kendimizi değişime açarız. 2-Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenir ve bunlarla başa çıkabilecek bir direnç geliştiririz. Kendimizden kaçarak bu iki kazanımdan mahrum kalıyoruz… Bu bir kayıp değil midir?

ÇÖZÜM SİZSİNİZ

İnsanoğlu acıyı yok sayma, acının üzerine harç dökme konusunda oldukça mahirdir. Yürek ülkesinde şiddetli fırtınalar eserken o kendisini hep neşeli, mutlu her şeyden keyif alabilen kişi olarak gösterip acıyı örtmeye çalışır. Siz onu hep şen şakrak halleri ve neşeli görünen tavırları ile hatırlarsınız. Oysa o kahkahalar acının üzerine serpilmiş bir harçtır, acıya sarılmış bir kabuktur. Cesaretinizi toplayıp harcı kaldırdığınızda, yıllanmış acıların, katlanmış hüzünlerin, susturulmuş çığlıkların bütün yoğunluğu ile ortaya çıktığını görürsünüz. Kişi yüzüne taktığı maske ile kendinden ve kendi gerçeklerinden kaçmış ve bu tavrını sürdürmüştür. Fakat bu kaçış, bu vurdumduymazlık acının ve acıya sebebiyet veren olayın ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez, aksine sorunu daha da kronik hale getirir.

Acıyla yüzleşmek elbette kolay değildir ancak bu size daha kalıcı ve daha etkin bir çözüm bulma şansı sunar. O nedenle kendinizden kaçmayın, maskeleri çıkarın ve sorunlarınıza kalıcı ve keskin çözümler arayın. Eğer isterseniz bunu başarabilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?