İtiraf ve özür-2

Seninle ve Resulünle savaştayız; faiz düzenimizle (Bakara/279)…

-Senin buyruğun aksine “iyilikleri yasaklayıp”, “kötülükleri emreder” durumdayız. Haramlarını helal, helallerini de haram sayıyoruz.

-Sen “adaleti, ahlakı, iyiliği emrediyor; zulmü, fuhşu, münkeri yasaklıyorken, biz zulme, ahlaksızlığa, münkere battık (Nahl/90)…

-”Islah adıyla ifsad ediyoruz” (Bakara/11). “Harsı ve nesli ifsad ediyoruz” (Bakara/205). “Namazı, zekâtı, marufu emri, münkeri nehyi” terk ediyoruz (Hac/41). İman edip salih amel işlemeden izzet ve iktidar arıyoruz (Nur/55). Fıtratullahı değiştiriyoruz (Nisa/117-121). İsyan kabiliyeti insan ve cinde var.

-”Adaletle hükmetmiyor, emanetleri ehline vermiyoruz” (Nisa/58).

-Senin “hükmünle hükmetmiyor”, onunla “ihtilaflarımızı çözmüyoruz” (Maide/48-49). İhtilaflarımızın çözümünü düşmanlarımıza götürüyoruz.

-”İnanç, hayat, akıl, nesil, mal...” değerlerimizi korumuyor, bilakis onları ifsad ediyoruz. Senin değerlerin yerine AB değerlerini önemsiyoruz, benimsiyoruz.

-Senin yolunda cihadı terkle “vehn” hastalığına müptelayız. Dünya şarabıyla sarhoşuz.

-Dünya hayatını ahiret hayatına tercih ediyoruz. Dünyalıklar karşılığında dinimizi saklıyor, sömürüyor, satıyoruz. Senin için sevemiyor, senin için buğzedemiyoruz.

-Senin yolunda harcamaktan uzak, altın ve mal biriktirmekle meşgulüz. Haramlarını artık helal gibi algılamaya başladık. Zalimleri sever, onlarla birlikte olduk.

-Dinini bölüp, parçaladık; elimizdekilerle avunup, övünüyoruz. Tefrikada yarışıyoruz...

-Elimizden, dilimizden insanlar emin değiller. Vasat (örnek) adil bir ümmet değiliz (Bakara/143). Bize bakanlar İslam’dan kaçıyorlar... Müslüman olanlar da olmayanlar da bize güvenemiyor.

-Kâinattaki/evrendeki mükemmel/muhteşem düzeni (kevni düzen) (Mülk/3-4, Rahman/5-7)) de, bunun gibi kusursuz ekmel (Maide/3) toplum düzenini görmezden gelerek, beğenmeyerek, yasaklayarak, eğri göstererek terk edip, tağutların bizim gibi acizlerin düzmece düzenlerine/ideolojilere yöneldik.

-Irkçılığı yasakladığın halde biz ırkçılıkla üstünlük, tahakküm iddiasındayız (Hucurat/13). Paylaşmayı, dayanışmayı, kardeşliği, sevgi ve saygıyı emreden adalet, doğruluk, merhamet temelindeki nizamını terkle; bencil, ırkçı, sömürüye, çatışmaya, zulme dayalı beşeri ideolojileri benimsedik.

-Arzı imar (Hud/61) edeceğimize, tahrip ile tabiat emanet ve nimetlerine hıyanet ediyoruz. Günahlarımız nedeniyle “karada ve denizde fesadla düzen bozuldu” (Rum/41). Havayı, suyu, toprağı, bitkiyi, hayvanı ve nihayet insanı/fıtratını, tabiatını bozmak cinnetindeyiz. Şimdi sıra “iklim”in ifsadında…

-Sen bize “adalet için kitap, peygamber ile birlikte mizan da indirdiğin” halde (Hadid/25), biz senin nizamını da mizanını da terk ile, adalet için laik hukuk ve ilkeleri tercih ettik. “İşlerimize sen karışma(!?)” cüretindeyiz. Ve “sana ve Resulüne muhalefet ettiğimizden” zilletteyiz (Mücadele/5,20). Zillete de alıştık, alıştırıldık.

-Kıldığımız namazlar da bizi doğrultmuyor. Sana yaklaştırmıyor. Kulluğu/itaati tağutlara yapıyor, yardımı da senden diliyoruz. Senin yasakladığın batıl yollardayken Sen’den yardım diliyoruz.

Senin rahmetinin, mağfiretinin bizim günahlarımızdan çok yüce, büyük olduğunu da biliyoruz. Son Resulün (S.A.V.) buyuruyor ya: “Dertleriniz günahlarınız, devası da istiğfarınızdır...” “Lokmalarınız temiz olsun ki, dualarınız da amelleriniz de kabul olsun.”

Senin, kabul etmeyeceğin duaya izin vermeyeceğine de inanıyoruz. Umutluyuz...

Biliyorsun ki temiz lokma çok nadir. Haramlarla azgınlaştık. Ancak ŞAFİ de ancak sensin. Sensiz şifa yok. Lütfundan ŞİFA diliyoruz (Lâ Şâfie illallah). “Toptan, hepiniz tevbe edin ki felah bulasınız” (Nur/31) buyuruyorsun. “Başsız” tek ümmet biz kaldık. Toptan tevbe yapamıyoruz. Yüz yıldır parçalanmaya devam ediyoruz. “Sevr” ve “BOP/BİP (Büyük İsrail Projesi)” de gündemde... Senin kapında “umutsuzluk” yok... “Tevbe” kapın açık... Sensiz neresi var ki oraya gidelim?! Senden başka bize kim yardım edebilir ki?! Sen bize yardım edersen, bize kim, ne yapabilir? “Rahmet” ve “tevbe” kapındayız... “YA FETTAH!” “YA GAFFAR!” “YA KERİM!” “YA VEHHAB!”

Peygamberlerin Hz. Adem (A.S.), Hz. İbrahim (A.S.), Hz. Yunus (A.S.), Hz. Yusuf (A.S.) istiğfarlarıyla senden özür diliyoruz. Âlemlere rahmetin hürmetine... Hz. Yunus’un ve kavminin tevbesini kabul buyurduğun gibi, bizim tevbemizi de kabul buyur...

Ey Rabbimiz! Senden “af”, “afiyet” ve “istikamet” diliyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?