İşe kendinden başlamak

Yolda yürürken hiç tanımadığınız bir insan yanınıza gelip aniden size küfretmeye ve kahkahalarla gülmeye başlıyor. O an ne hissederdiniz? Peki ya tepkiniz ne olurdu? En soğukkanlı insanın bile sınırlarını zorlayan bir olay değil mi? Şimdi lüks bir AVM’nin sinema salonundasınız. Pardon, sinema salonları kapalıydı değil mi? O zaman şuan koltuğunuza gömülmüş, muhallebi kıvamına geçmiş olmalısınız. Elinizde mısır ve büyük ihtimal büyük bir kola var! Boykot etmeniz gerektiğini bile bile bir kerelikten (kim bilir kaçıncı bir kere) ne olur ki düşüncesiyle kendinizi rahatlatmış ve koltuğunuza yayılmış bir vaziyettesiniz. Hafta sonu yasakları için tavsiye listelerinden bir film seçtiniz. Başlat düğmesine bastınız ve film başladı. Başrol oyuncumuz film esnasında aralıksız bir şekilde argo ve küfürlü kelimeler kullanıyor. Ardından koca bir kahkaha patlatıyor ve sinema salonunda insanlarla beraber, ah pardon unutuyorum evdeydiniz, tüm aile halkı ile beraber gülme krizine giriyorsunuz.

Evet, tam olarak tablo bu. Sokaktan geçen bir insanın hakaretine dayanamayan bizleri bırakın sinema salonlarını artık evlerimizde ailemizle beraber kahkahalar eşliğinde o hakaretleri mizah adı altında izlettiriyorlar. Biz de bu durumu garipsemediğimiz gibi alıyoruz ve günlük yaşantımızda normal sıradan bir kelime olarak kullanıyoruz. Eskiden insanlar kibarlıktan kırılırlardı şimdi sokaklar kabalıktan kırılan insanlardan geçilmiyor. Hâlbuki hepimiz insanların kaba sözlerinden, asık suratlarından, fesatlıklarından, dedikodularından şikâyetçi ve yorgunuz. Gülümseyen bir çift göz, iki samimi cümle duymak istiyoruz. Lütfen hemen bu durumun suçlusu olarak film ve dizi yapımcılarını damgalamayalım. Aranacak bir suçlu var ise sorgulamaktan vazgeçen, daha iyi bir seçenek olup olmadığı hakkında sorgulamadan önümüze sunulan seçeneklere razı olan bizleriz. Biz sorgulamadığımız, düşünmediğimiz ve önümüze konanlarla yetindiğimiz için ayıp saydığımız yüzümüzün kızardığı durumları normal karşılar hale geldik. Daha da kötüsü öyle bir nesil yetiştirdik ki onlar bu durumu çok daha normal karşılıyorlar. Peki, hiç dönüp kendimize baktık mı? Suçu birilerinin üzerine atmak en kolayı. Zor ve erdemli olan ise insanın önce kendini düzeltmesidir.

Hatırlarsanız bir zamanlar İstanbul hanımefendisi ve İstanbul beyefendisi olarak anılan insanlar vardı. Şimdilerde sayıları epey azalmış olan böyle zatlarla karşılaştığımız zaman hayranlığımızı gizleyemeyiz. Çünkü insan fıtraten temiz yaratılmıştır ve güzel olana meyli vardır. Bu kadar kabalığın içerisinde bu zatlarla karşılaştığımız zaman ister istemez ruhumuz şenlenir. Bu insanlar kötü söz söylemez, dedikodu yapmaz, insanlar hakkında fesat düşüncelerde bulunmaktan hayâ ederdi. Artık sokakta kadın olsun erkek olsun fark etmeksizin çok rahat bir şekilde argo veya küfürlü cümleler kurduklarına şahit olabiliyoruz. Bir değişim başlayacaksa elbet kadınlarımızın kendini düzeltmesiyle olacaktır bu. Çünkü kadın annelik gibi önemli bir makama layık görülmüş, tüm insanlığın yetiştirilmesinde vazifelendirilmiştir. Bir anne kötü söz, kötü davranış içerisinde ise erkek ya da kız evladı olsun fark etmez evlatları da onu örnek alacaktır. Bir anne güzel söz, nazik davranış içerisinde bir hanımefendi ise evlatları da onu örnek alacak ve toplumda karakterli bir birey olarak yerini alacaktır. Elbette tüm yükü annenin üzerine yükleyemeyiz. Babanın rolü de annenin ki kadar önemlidir. Zira ikisi de bir bütünü tamamlarlar. Çocuk ise anne ve babanın yansımasıdır. Daha da genişletirsek insan içinde ne barındırıyorsa çevresini de o şekilde görecek ve içindekileri yansıtacaktır.

Bu konuda verebileceğimiz en güzel örneği tabi ki Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayatında buluyoruz. Bir gün Ebu Cehil Rasulullaha gelerek, “Sen ne kadar çirkinsin” demiş, Rasullullah da, “Haklısın ya Ebu Cehil” demişti. Bir süre sonra Hz. Ebubekir gelmiş ve “Sen ne kadar güzelsin” demiş, Rasullullah da, “Haklısın ya Ebubekir” diyerek karşılık vermişlerdi. Bu olaya şahitlik eden sahabe efendilerimiz niçin her ikisini de aynı şekilde cevap verdiğini sorduklarında, “Ben bir ayna gibiyim. Ebu Cehil baktı kendisini gördü. Ebubekir baktı o da kendisini gördü” diye cevaplamışlardı. Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisine hakaret eden müşriklere iyilikle yaklaşmış, tebliğden vazgeçmemişti. Demek ki insanları suçlamakla kendimizi suçlamaktan öteye gidemeyeceğiz. İnsan içerisinde güzellikler besler ise karşısındaki insanı da güzel görür. O zaman önce kendi kalbimize güzellikler ekmeli, dilimizi ve davranışlarımızı düzeltmeliyiz ki, yorulduğumuz asık suratlardan, kötü sözlerden, kötü hasletlerden kurtulalım.

İçerisinde bulunduğumuz toplumdan şikâyet etmekle bir yerlere varamayız. Kötülüğe engel olmadığımız da bir zaman sonra bakarız ki o bizi çoktan esir almış. Şu an ki halimiz bunun kanıtlayıcısı niteliğindedir. Bu sebeple bir kötülük gördüğümüzde elimizle, gücümüz yetmiyorsa dilimizle ona da gücümüz yetmiyorsa kalben buğz etmemiz emredildi. 1400 yıl öncesinin cahiliye devri insanları kendi içlerindekini topluma yansıtıyorlardı. Rasulullah kötülüklere karşı eliyle ve diliyle mücadele ederek Asr-ı Saadet devrini başlattı ve bizlere bu konuda güzel bir örneklik bıraktı. Demek ki bir insan tüm toplumu düzeltebilir. Bu da nebevi mücadelenin koymuş olduğu kurallarla mümkündür. İnsanlar toplumun aynasıdır. Toplumu düzeltmek istiyorsak işe önce kendimizi düzelterek başlamalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Musab Fırat - Rabbim razi olsun yüreğine sağlık hastalığın teşhisi bu tedavisi Allah cc ve Rasulünün istediği gibi müslüman olacağız.. enkolayi başkasını eleştirmek (kolayı) terk etmek öze yolculuk duasıyla.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Ocak 12:42
02

Vatandaş - Allah razı olsun abim bu yazınızdan ben deniz çok ama çok hoşnut oldum,huzur buldum. İnşallah bu yazdıklarınızı azı olsun günlük hayatıma katarım. Allah sizden razı olsun

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 13:08
01

Ortalama Vatandaş - Ne güzel yazmışsınız. Bu tür bir nasihate ihtiyacım varmış demek ki; gönlüme ve zihnime işledi. Size çok hak verirken, tasvir ettiğiniz kötü örneğe zaman zaman çok yaklaştığımı

farkettim. Rahatsız oldum. Yazınızı paylaşacaktım, kendimden haya ettim, vazgeçtim.

Saygılarımla,

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 11:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?