İyi Günlerle Aramızdaki Mesafe

Ayrıcalıklıların yer değişiminden başka ufukta yeni bir şey yok. Tüm iyi niyetimizle ancak yeni haksızlıklar göreceğiz. Dün gibi hatırladıklarımız, muhtemelen yarın yaşayacak olduklarımızdır. Bir bakıma kötü günler geride kalmış; daha kötü günlere doğru yelken açmak iktiza etmiştir. Bilinçli tercihlerle mi şekillenmiştir? Sayılmaz. Akıl erdirme melekesi belli istasyonlara kadar çalışan topluluklarda alternatif görünenler dahi yerleşik döngüden kurtulamaz. Söz konusu döngü, insanın insana yönelik tahakkümünü öngörmüşse, sadece hükmedenler değişir. Sonra yenileri gelir; evet bilindiği şekliyle kral ölmüştür, yaşasındır yeni kral…

Bir ölüm söz konusuysa aslında önce defin işlemleriyle ilgilenmek gerekir. Dolayısıyla eskimiş bir krallıktan geçse de insan evladının yolu camiye düşer. Şu da belirtilmelidir ki cami duvarı civarında dolaşmak, eceli gelen köpeğe has bir davranış değildir. Sonunun yaklaştığını, kendisine uzun yol göründüğünü fark eden insan da kendini camiye biraz daha yakın hisseder. Kaçınılmaz son kapıdadır ve nihayet cami kapısı da herkese açıktır. Lakin bilindiği şekliyle kendisini buna mecbur hisseden insan evladı, caminin yaptırma ve yaşatma derneği başkanıyla görüşüp gerisin geri dönmez. Nihayet onun sorununu halledebilecek, sıkıntısını giderecek, olan söz konusu dernek başkanı değildir. Başkan ancak kendisini misafir eder, belki derdiyle dertlenir, eski günlerden konuşup beraberce içlenirler. Bu muhabbet cemaati hiç mi hiç bağlamaz. Kimse yaptırma ve yaşatma derneği başkanının ardında saf tutmadığı gibi cami duvarı civarında dolanan uzun yol yolcusunun da namazını kılmak zorunda değildir. Özetle söylenmelidir ki bu cenaze buradan kalkmaz.

Geçmişte işlediği haltın pişmanlığıyla ‘ellerim kırılsaydı da…’ hezeyanları döktüren halk, bitmek tükenmek bilmeyen bir iştiyakla üstünde tahakküm kuracak yeni zaliminin ardına düşer. Elleri kırılmamıştır çünkü hiçbir yeri kopmamıştır. Hâlâ talan edilmemiş varlıklar, sömürülmemiş insanlar vardır. Kendi elleriyle hazırladıkları kötülüğü zamanla nasılsa bir başkasına izafe ederler. Onlar hep mazlumdur, mağdurdur. Akıl, vicdan, iyilik duygusu kullanışsızdır. Varsa yoksa işte kırılmadığı için hayıflandıkları, ama kırılmadığını gördüklerinde kullandıkları elleri vardır. O eller ki kutsal bildikleri demokrasi adına irade beyanını sağlar. Artık kullandıkları irade yerli midir milli midir; yersiz ve milsiz midir ne kadar önemli olabilir? Sonuçta ruhlarını rahatlatacak bir tahakküme bile isteye eyvallah demişlerdir.

Yeni diye/bildiklerimizin el değmemiş mazeretlere, mağduriyetlere, ezilmişliklere ihtiyacı yoktur. Bütün şartlar selef tarafından hazırlanmıştır. Geçmişe dönük hesap sorma hiç akla getirilmez ama geçmişte katlanılan zulmün acısı en ağır tarafından insanlardan çıkarılır. İntikam alınırken hiçbir surette adalet gözetilmez; ayırt etmeksizin tüm karşıt düşüncelerden, zıtlıklardan, kurumlardan, fraksiyonlardan ve hatta küçücük kliklerden geçmişte yaşanmış mazlumluğun acısı çıkartılır. Biz hiç oralarda olmadık diyemezsiniz. Bizle ne alakası var diyemezsiniz.  Sizi döven bizi de dövmüştü diyemezsiniz. En fazla biz acı çekmiştik demeniz hiçbir şey değiştirmez. Bir zulme birlikte göğüs germiş olmak tarafgirler için hiçbir dengesizliği gidermez. Zira zulme göğüs gerilmez; ya mazlumdan yanasınızdır, onunla birlikte hırpalanmışsınızdır, ya zalimi desteklemişsinizdir. Bunu yeni egemenlerin şeksiz şüphesiz faşist yardakçılarına asla anlatamazsınız.

Geleceğin keskin faşistlerinin dilinde sıfatınız ortak bir tamlamadan ibarettir: Siyasal İslamcılar… Hiç alaka kurmamış olsanız dahi siz o devrik güruhtan bir parça olarak görülürsünüz. Egemensever kitlelerin karşısında eziyet görme hususunda bir ayrıma tabi tutulmazsınız. Mevcudun putperestliği, mal seviciliği, fetişist tavırları, kapitalist hassasiyetleri, ahlâk yoksunluğu, istila gayretkeşliği, hunhar faşistliği, kesif beyinsizliği ve daha nice ahlaksız tutumu olduğu gibi size yorulur. Hayır, halkın tahakkümden başka kutsal kabul etmeyen algısı asla yargılanmaz. Onların sömürenlerden sonra yeni sömürücüler bulması, seçtiğini yahut tayin ettiğini zannetmesi gayet mazur görülecek davranışlardandır. Ama siz, halkın bu genel ahkâmına bulaşmadıkça her devrin suçlusu olarak hışma uğrarsınız. Yargı yoktur. Adalet yoktur. Akıl yürütme yoktur. Bir Çetin Yılmaz şiirinde “Kürt yoktur” diye söylendiği gibidir. Evet, insaniyete yönelik hiçbir gelişme yoktur, yalnızca mütemadiyen işleyen zulüm vardır. Aranmazsınız, ilişmezsiniz, dürtüklemezsiniz; o her defasında gelir sizi bulur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hüseyin Eşiyok - İshak Bey kardeşim,

Cerrahlar ameliyatlarda hassas mini bistürüler (neşterler) kullanır. Yazılarınızı sindire sindire okuyorum ve sosyal medyada bazılarını paylaşıyorum. Size ulaşma imkanım olmadığı ve izin alamadığım için helallik talep ediyorum.

Bu yazınız da çok güzel. Hülasa zalime yardım edeni Allah cc ona musallat eder.

Selam ve muhabbetlerimi sunuyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ocak 23:15


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?