ABD’de yeni dönem ve Türkiye

Bismillâhirrahmânirrahîm;

YARIN, yeni Başkan Joe Biden adına düzenlenen törenden sonra Amerika’da yeni bir dönem başlıyor. ABD’de Pentagon, CIA yönetimin beyni durumunda. Temsilciler Meclisi, Senato, Kongre, hükümet çeşitli seviyelerde icraatçı kurumlar. ABD’de, kuralların işlediği, kurumların oturduğu bir devlet yapısı söz konusu… Başkanların değişmesiyle bu yapı değişmez. Trump döneminde belirgin olarak görüldüğü üzere, üslûp ve inisiyatif gerektiren bazı teferruatta farklılık olur.

ABD 1776’da kurulmuş, 1945’ten sonra küresel iddialarda bulunmuş; dünyada egemen güç olma yönünde sömürgeci girişimler başlatmıştır. Sömürgeci mantık devletin kuruluşunda da vardır.  1945’te küresel boyut kazanmıştır. Türkiye-ABD ilişkileri 18. yüzyıla kadar uzanır. 1917’den itibaren diplomatik ilişkiler başlar. ABD 1927’de Türkiye’de büyükelçilik açar.

Diplomatik ilişkiler sürerken Türkiye ile ABD defalarca karşı karşıya geldi; krizler yaşandı. Kıbrıs konusu, Barış Harekâtı, haşhaş ekimi, Irak’ın işgali sürecinde 2003’te Özel Kuvvetler Karargâhı’ndaki askerimize çuval geçirilmesi ve 15 Temmuz olayı bunlar arasında.

Türkiye’nin Suriye sınırı yakınında yaptığı Barış Pınarı, Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı askeri harekâtları da ABD’yi rahatsız etti. YPG/ PKK’nın zarar görmesinden endişe duydu. Onları müttefik olarak gördü. Türkiye aleyhinde defalarca açıklama yaptı. 15 Temmuz hain darbe kalkışmasını perde arkasından organize etti. En son kendisine hasım gördüğü ülkelerle yaptırım yoluyla mücadele etmek için çıkardığı CAATSA kararları ile Türkiye’yi resmen “düşman” ilân etti.

DURUM DEĞERLENDİRMESİ

İŞTE, bu şartlar içinde Türkiye-ABD ilişkilerini de içine alan yeni bir dönem başlıyor. Amerika eksenindeki ülkelerdeki hareketlilik, 2021’de canlı bir diplomatik trafik yaşanacağının işareti…  ABD, Ortadoğu’nun peşini bırakmıyor. İsrail’le normalleşme için İslâm ülkelerine baskı yapıyor. Normalleşmeyi kabul eden ülke sayısı 6’ya ulaştı. İsrail baskısını artırıyor. Mescid-i Aksa’nın altında tüneller açmakla meşgul.

Bu süreçte ABD- İran arasındaki sertleşmenin artması bekleniyor. Türkiye de hedefte. ABD, Türkiye’nin 3 icraatından oldukça rahatsız:

1. Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarından ve Doğu Akdeniz politikasından!

2. Rusya’dan S-400 füzeleri almasından. Hatta aldıktan 18 ay sonra Sinop’ta deneme yapmamızdan bile rahatsız oldu.

3. Azerbaycan Savaşı’na tam destek vermesinden.

Önümüzdeki günlerde bunun dış politikaya yansıması bekleniyor. Türkiye, Joe Biden’ın uzmanlık alanı. Biden’ın İsrail, Ermeni, Rum lobileriyle de yakınlığı biliniyor. Azerbaycan-Ermenistan Savaşı sırasında Fransa ve Yunanistan’ın Türkiye’ye ateş püskürdüklerini hepimiz gördük. Yeni dönemde alttan alıp yumuşak mesajlar vermeye başladılar. Fransa Cumhurbaşkanı Macron mektubunda “Sevgili Tayyip” ifadesini kullandı.

Rumlar, “Büyük Yunanistan” idealinden vazgeçmiş değil. Yunanistan, karasularını 12 bin mile çıkarma peşinde. Türkiye’ye, “2021 yılı daha güzel olacak” mesajı veriyor. Fransa ve Yunanistan emellerine ulaşmak için tavizler koparmanın peşinde. Türkiye’yi sondaj çalışmaları, Kıbrıs ve Akdeniz’deki kazanılmış haklarından vazgeçirmek gibi.

TÜRKİYE GÜÇLÜ OLMALI

DIŞ politikada denklemlerin değişebileceği hassas ortamda Türkiye iki önemli görevini yerine getirmeli:

1. Kimliğini unutmamalı; “millî şuur”a sahip olmalı. Duracağı yeri iyi bilmeli.

2. Diplomatik ilişkilerini sürdürürken; bir taraftan da içte, dışa karşı güçlenmenin yollarını aramalı.

Türkiye dostunu, düşmanını iyi tanımalı. Düşmanı içte arayanlar, Türkiye’yi haritadan silmek isteyen dış düşmanı göremiyorlar. “Düşman” dışta aranır; içte ise “suçlu”! Suçluların cezasını ise yargı, âdil mahkemeler verir. Siyasî ve idarî kararlarla suçluları cezalandırmaya çalışmak ülkede yaşayanları birbirine düşürür. Hukuk cezalandırırsa, “Şeriatın kestiği parmak acımaz” hükmü gereği herkes sonucunu kabullenir. Ülke fertlerinin birbiriyle uğraşması felâketlerin en büyüğüdür.

AB’nin tutumu ortada! Cumhurbaşkanı açıkladı: “Biz, 1963’ten beri üzerimize düşen görevi yaptık; fakat AB baştan beri verdiği sözü tutmadı.”

Ya, ABD’nin “düşmanca” tutumuna ne demeli? ABD için de Cumhurbaşkanı’nın sözleri şöyle: “Bu nasıl müttefiktir ki, 2017’den beri, ilk kez bir NATO üyesi olan Türkiye’ye yaptırım uygulanıyor.” (15.12.2020)

AB ve ABD’nin tutumuna şaşmayın! Onlar kendi çıkarlarını gözetiyorlar. Gariplik Türkiye’nin tutumunda… Türkiye de dış politikada çıkarlarını gözetmeli. Sözünü tutmayanların peşine düşmemeli. Allah, zenginliklerin en büyüğünü İslâm dünyasına vermiş. Siz, gafillik sonucu iki milyarlık büyük potansiyele sırt çevirirseniz, AB ve ABD’nin oyuncağı olursunuz. Durum ortada değil mi? Ne zaman kendinize gelip de meselenize sahip çıkacaksınız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?