Tencere siyaseti tutar mı?

Türkiye’de günlük siyasetin öne çıkan bazı motto cümleleri vardır.

Onlardan birisi de “Tencerenin yıkamayacağı hiçbir iktidar yoktur!” sözüdür.

Vakti zamanında Süleyman Demirel’in dile getirdiği ve oldukça kabul gören bir cümle.

Hani sözü söyleyene mi bakalım söylediğine mi denir ya, tam da öyle bir durum aslında. Sözün kendisini de ele alalım ama önce sözü söyleyenle ilgili bir çift söz bırakalım şuraya.

Sözü söyleyen kişi, Türkiye’de siyasal hayata 7 kere gidip 8 kere gelmeyi başarmasıyla damga vurmuş bir siyasi figür olan Demirel.

Diğer bir ifadeyle, aslında tencerenin yıkamadığı bir siyasetçi desek daha doğru olur!

Demirel hükümetlerinin karnesine bakınca “şayet siyaset gerçekten tencere ile alakalı olsaydı, o halde başarısız ekonominin mimarı olan bir isim 7 kere gidip 8 kere gelemez” dememiz gerekmez miydi?

Ama ilginçtir ki, Demirel’in bizatihi kendi ayinesi bu cümleyi yalanlamaktadır. Dahası hal böyle olduğu halde başkaları bu cümleyi ondan daha çok savunur durumdadır.

İşin bu garabetini bir kenara koyalım ve dikkatimizi kişiye değil meseleye çevirelim.

Türkiye’mizde “tencere” yani ekonomi gerçekten siyasetin belirleyicisi konumunda mı?

Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim, bu sorunun cevabını gündelik siyasette aramak beyhude olacaktır. Kamuoyu araştırma şirketlerinin vereceği siyasal eğilim sonuçları ile bunu anlamak mümkün değildir. Çünkü bunlar anlık değişimlere sahne olacak türden tespitlerdir.

Halbuki esas olan “fay hatlarını” doğru tespit etmekten geçmektedir.

Örneğin Avrupa siyasetini çözümlemede “ekonominin” etkisini göz ardı ederek bir tespit yapmak hatalı olacaktır. Coğrafi keşifler, tarımdan ticarete yönelim, sanayi devrimleri gibi ekonomik nitelikli gelişmeler, kısacası üretim araçlarının ve ilişkilerinin değişimi ve gelişimi politik alana da etki yapmıştır. Siyasi devrimlerin sermaye sınıfı tarafından yapılması ekonominin belirleyiciliği ile ilgili ipucu verir.

Türkiye’de ise siyasi tecrübe bu izleğin takip edilmediğini göstermektedir. Onun için Türkiye’nin kendi iç dinamiklerine, yaşanmışlıklarına dikkat kesilmek gerekir. Mesela Osmanlı’da modernleşme sermaye eliyle değil kamu bürokrasisi eliyle başlatılmıştır.

Tanzimat Fermanı, aşağıdan yukarıya doğru genişleyen bir talep değil yukarıdan aşağıya doğru inen bir zorakiliktir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken ortaya konan tercihlerde de, toplumsal ve ekonomik yapı değil yönetim gücünü elinde bulunduran kamu bürokrasisi belirleyici olmuştur. “Halka rağmen halk için” karar verildiğini unutmamak gerekir.

Asırlık zaman dilimlerinde yaşanan ve toplumun siyasal kültürüne nüfuz eden bu hadiselerin kendisini fırsat buldukça yenileyen yönünü de ayrıyeten not etmek gerekir.

Yeniden yeniden üretilen ve nesilden nesile aktarılan bu fay hatları, yüksek enflasyon oranlarına aldırış etmeden siyasal tercihlerine devam eden kitleleri anlamak için önemli ipuçları taşımaktadır.

Türkiye siyasetinde yaşanan ya da yaşanacak kırılmalarda ordunun, kamu binalarının, caminin-dergahın etkisinin fabrikalara, işletmelere ve dahası vatandaşın mutfağına göre daha belirleyici olduğu yönündeki uyarıları önemsemek gerekir.

Bunları önemsemek ya da bunları öne çıkartmak, ekonominin belirleyici olmadığı ya da hiçbir etkisi olmadığı gibi toptancı okumalar yapmak manasına gelmemelidir.

Aslında yapılan, siyasetin icra edildiği toplumun dinamiklerinin doğru okunmasıdır.

Başlıkta sorduğumuz sorunun cevabını da böylece verelim. Tencere siyasetinin tutması için toplumun diliyle konuşmak gerekir. Sadece tencere konuşarak sonuç alınsaydı, bilumum sol fraksiyon Türkiye’de iktidarı elden bırakmazdı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Said cec - Siz şu soruma cevap verin Önce ahlak ve maneviyat yıllardır ilkemiz. Hangi maneviyat emeği inkar eder hangi maneviyat helal edilmeyen hakkın olmadığını inkar eder ve hangi ahlak kuralı tanıdığım birini hiç tanımıyor gibi yalnızken haklı çıkmak için mahkemeye verip kendini temize çıkarmaya çalışır. Hangi maneviyat allahın kanunlarından ve hükümlerinden korkmayıp kulunun kanunlarına sığınır. Tencere siyaseti tek ilkesi olan ancak bunu yapmaz mi?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ocak 08:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?