Elmalılı merhum diyeceğini demiş

İnsan kendi eksikliğinden kaçmak, kedi suçunu kapatmak için bir başkasını bulup üzerine çullanmak ihtiyacı hissedermiş.

Günümüzün sahte kabadayı hocaları, yüz yıl önce yaşayan hocalarımıza laf sokarak kendi ayıbını, iş bilmezliğini veya korkaklığını kapatma tarafına giderken kendi sahte kahramanlığını ilan ediyor.

Ali Rıza Sağman (1889-1964) hocayı, ezanı Türkçeleştirme heyetinde bulunduğu için tenkit eden birine cevap verirken:

“Ezanın Türkçeleştirilmesi ve Türkçe okunması için kanun yapılması ile benim ne alakam var dostum? Ezanı Türkçeleştiren, Diyanet İşleri riyaseti,  kanun yapan  Büyük Millet Meclisi. Senin bataryalarının hedefi bunlar olmak lazım gelirken büyük bir yanlışlık olarak beni hedef tutuyorsun” diyor. (A. Rıza Sağman, Hz. Kur’an Radyoda Okunabilir mi? Ahmet Said Matbaası İstanbul, 1950, sayfa 104)

Hedefe vuruşta başına ne geleceğini bildiğinden hedefin dışındakine vurmuş.

Şeriat kaldırılırken, Batı’nın kanunları terceme edilip bu millete dayatılırken, Kur’an harfleri yerine Grek harfleri kabul ettirilirken Elmalılı merhum Hamdi Yazır hoca efendi, Meclis’in isteği üzerine yazdığı tefsirinde söylenmesi gerekeni söylemiş; buyurun okuyun:

“Lisan-ı İslâm’da hürriyet, hukukuna malikiyet diye tarif olunur, (keşf-i pezdevî) ki bunun zıddı hukukuna başkasının malik olması demek olan esaret ve rıkkiyettir.

Aslı hukuk ise vaz’ı ilâhidir. Binaenaleyh herhangi bir ferdin vaz’ı ilahi olan hukuku kendi rızası munzam olmaksızın diğer bir vaz’ı beşerî ile tebdil, tagyir veya tasarrufa mahkûm olabiliyorsa o artık yalnız Allah’ın kulu değildir. Ve onda bir hisse-i esaret vardır.

Ve artık onun vecaip-ü vezaifi mahzı hakkın icabına değil, şunun bunun keyf-ü iradesine tabidir. Binaenaleyh Hak Tealâ’yı tanımayan kimse de hukukuna malikiyet manasına hakkı hürriyet farz etmek bir tenakuz olduğu gibi, Hak Tealâ’dan başkasına kul olanlarda da hürriyet farz etmek imkânsızdır. Ve bunun için zaman-ı hürriyet yalnız Allah’a ubudiyettedir. Ve sırat-ı müstakimin mebdei bu ubudiyet ve ilk gaye-i dünyeviyesi de nimeti uzma olan bu hakkı hürriyettir. Bunun başı da niamı vehbiyeden hayat, niamı kesbiyeden imandır. İşte bu ikisi usul-i niamdır. Bunların mebdei de meunet ve hidayet-i ilâhiyedir. İstenen tarik de bu meunetin tariki müstakimidir. Ve işte nimeti İslâm bu tariki mustakimdir.”

(Elmalılı Tefsiri, cilt 1, sayfa 129, orijinal baskı.)

Bir zahmet lügate bakarak bu günkü dille anlamaya çalışırken bugün bile önemli bir yüksek maaşa sahip olup da görev başında olan kaç kişi burada söylenenleri meydanlarda, sınıflarda veya makalelerinde dile getirebilir?

Veya birileri iş yaparken, birilerinin yalnız söz ve yazı ile doğruları sayfalarda ve odalarda söylemesi mi yoksa engel olmak için çalışması mı önemli kafa yormada fayda var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?