Siyaset ağız dalışına indirgenmemeli

Karşılıklı laf yetiştirme belki toplumda birilerinin hoşuna gidebilir. Ancak, bana göre siyaset laf yetiştirme, karşısındakini mat etme, hatta kamuoyu önünde küçük düşürme boyutuna gelince insan siyasetten soğuyor. Bu laf yarışından memnun olanların sayısının giderek düşeceğini sanıyorum. Eğer aksi söz konusu ise yani insanlar siyasilerin söylediklerini süzgeçten geçirmeyip sadece kim kimi mat ettiği değerlendirmesinden ibaret kalırsa, bunun da ötesinde tutulan siyasinin karışındakini köşeye sıkıştırmasından, daha doğrusu böyle bir görüntünün çıkmasından mutluluk duyuluyorsa o ülkede siyaset seviye kaybediyor demektir. Eğer toplum biz ve onlar şeklinde iki ayrı kutba ayrılmış, bunun soncu olarak sürdürülen laf yarışı tam bir kamplaşmanın dışa vurumu haline gelmişse, millet siyasilerin bu laf yarışını seyrederken ülkenin gerçek sorunları gözden kaçmış ya da ikinci plana düşmüş olur. Böyle olunca da sorunlar çözümsüz kalır. Hâlbuki gelinen noktada ülkemizin her alanda acil çözüm bekleyen ciddi sorunları var. Hangi kesimi dinlerseniz dinleyin insanlar adeta bir dert küpü olmuş durumda.

Siyaset sahnesini uzun yıllardan beri takip ediyorum. Özelikle de 50 yıldan beri siyaseti yakın takip etmek durumunda kaldım. Hemen her dönemde karşılıklı laf atmalar olmuştur. Ancak, bu durum istisnalar dışında muhataplarını küçük düşürme boyutuna indirgenmemiştir. Sanki uygulamaya konulan yeni siyasi sistem yapısı gereği kamplaşmayı zorunlu kılmış gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. İsterseniz buna kamplaşmayı değil de partilerin ittifak yapmasını mecburi hale getirdi diyelim. Hâlbuki böyle bir zorunluluğa ihtiyaç olmayabilirdi. Darbe döneminden kalma, partilerin Meclis’te temsil edilebilmeleri için yüzde barajının aşılması mecburiyeti kaldırılır, her parti aldığı oy oranında Meclis’te temsil edilebilirdi. Böyle olunca da ittifak mecburiyeti söz konusu olmaz, cumhurbaşkanı ilk tur yerine ikinci turda nasıl olsa seçilirdi.

Bu yapılmadı, sistem kökten değiştirildi ama sıra baraja gelince o kalsın denildi. Böyle olunca Meclis’e girebilmek için ittifak adeta mecburi hale geldi. Geçmişte de seçim ittifakları vardı. Ancak, bir mecburiyet yoktu. Bugün de mecburiyet yok denebilir. Ama uygulama öyle olmuyor. Böylesine bir ittifakın zorunlu hale gelmesi ister istemez kamplaşmayı da gündeme getiriyor. Buna bir de siyaseti cedelleşme olarak algılayan yaklaşım eklenince karşı tarafı topyekûn suçlamak, kamuoyu önünde küçük düşürmek için akla hayale sığmayan nitelendirmeler gündeme geliyor. Söz gelimi bu ülkeyi yönetme makamında bulunanlar kendileri dışında kalan ittifakı zillet ittifakı olarak nitelendirebiliyorlar. Hâlbuki böyle bir yaklaşımın siyasi mücadelede, devlet yönetiminde yeri olmaması gerekir. Çünkü siyasiler ve özellikle de ülkeyi yönetme mevkiinde olanların devlet adamı olma özelliğine dikkat etmeleri gerekir. Buna dikkat edilmezse hoş olmayan nitelendirmelere muhatap olanlardan çok bu sözlerin sahipleri itibar kaybederler.

Sonuç olarak özellikle siyaseti bu ülkeyi sadece ben yönetebilirim, benden başkası bu ülkenin hayrına hiçbir şey yapmamış, bundan sonra da yapmaz yaklaşımı siyasette farklı görüş ve düşüncelere tahammülsüzlüğü gündeme getirir ki, böyle bir yaklaşımı demokrasi ile bağdaştırmak mümkün olmaz. Kısacası, siyasette farklılıklar elbette olacaktır, olmak durumundadır ama benden olmayan herkes ülkenin düşmanıdır yaklaşımı toplumu karmaşaya iter. Özellikle de rakipler terör destekçiliği, vatan hainliği gibi nitelendirmelerle suçlanıyorsa böyle bir değerlendirmenin sadece yargının görevi olduğunu unutmamak gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?