Cehaletin kılıcıyla katledildiler

Resmi ve sivil kuruluşlar kadın cinayetlerini önleyebilmek için çok yönlü çalışmalar yapıyor ancak ne yapılan çalışmalar ne de alınan önlemler işe yarıyor. Kadınlar eşleri, oğulları, hısım ve akrabaları ve tanımadıkları kişiler tarafından katlediliyor. Teknoloji baş döndürücü bir şekilde gelişiyor, bilimsel çevreler uzayda hayat olup olmadığını araştırıyorlar. Ancak nesillerin anaları, kadınlar etkin konumlarından uzaklaştırılarak ayaklar altına alınıyor,  katlediliyorlar. Hatırlarsınız ülkemizde 29 Aralık tarihinde üç kadın katledildi. Bu kapsamda yapılan araştırmalar, 2000’li yıllardan sonra kadın cinayetlerinin hızla arttığını ve birçok kadının bıçak sırtında yaşadığını gösteriyor.

Bir günde üç kadın büyüttüğümüz katiller tarafından katledildi ve virüsle mücadelemizin arasında üç kadının yasını tuttuk. Bir eğitimci bir cani tarafından boğazı kesilerek öldürüldü. Ülkemin güzide şehri Malatya’da genç bir kadın boşandığı eski kocası tarafından katledildi. Kadınlar sadece eski kocaları ya da saplantılı sapıklar tarafından katledilmiyor, nitekim katledilen kadınlardan Vesile Dönmez öz oğlu tarafından başından vurularak öldürüldü.

Her konuda olduğu gibi kadına atfettiğimiz değer de sözlerde kalıyor, hayatlarımızda yer edinemiyor. Konuştuğumuzda kadın anadır, kadın eştir, kadın bacıdır diyoruz peki hani bu sözün sahipleri nerede? Neden seslerini yükseltmezler? Sarf ettiğimiz söz geçerliliğini kaybediyor ve kadınlar şiddet odaklı erkeklerin hedefinde yer almaya başlıyorlar. Ne ilginçtir ki, hemen her fırsatta kadının yozlaşmaya meyleden tavırlarına vurgu yapan erkek kardeşlerimiz onun sorunlarına, şiddetin hedefi haline gelmesine karşı sessiz kalıyor ve şiddetin önünü kesecek etkin bir eylem ortaya koyamıyorlar. İslami hassasiyetini, şuur ve cihat ruhunu kaybeden kadının bu durumu elbette ele alınıp değerlendirilmelidir. Ancak bu sorunlar sadece kadın için değil erkek için de geçerlidir. Nitekim İslam sadece kadın için değil kadın ve erkek için yani insan için gelmiştir. 

Kadınlar nesillerin anasıdır, topluma insan yetiştiren önemli şahsiyetlerdir. O nedenle toplumu inşa eden kadınlar inançlı, özgür, şuurlu ve güçlü değillerse o toplumun değerlerini muhafaza etme şansı yoktur, olmayacaktır. İnsanın eğitimi her dönemde ve her çağda birincil bir mesele olarak ele alınmıştır, nesillerin anası unvanına sahip olan kadının eğitimi ise çok daha önemlidir. Fakat buna rağmen, kadın bütün toplumlarda şiddetin hedefinde yer almış ve ikinci sınıf bir varlık olarak değerlendirilmiştir.

Muhafazakâr dindar kardeşlerimiz eğer kadının şu sorunu, bu sorunu olarak lanse ettikleri meseleleri erkek için de gündeme getirmiş olsalar ve kokuşmuşluğun, ahlaksızlığın kadın-erkek herkesi ilgilendirdiğini gündeme getirmiş olsalardı sanırım bu taşlaşmış kalplere bir mesaj ulaşabilirdi. Ne yazık ki toplumumuzda iffet ve hayâ sadece kadına has bir davranışmış gibi algılanıyor ve kadın sadece bu iki değer üzerinden ele alınıyor. Oysa zina kadına da erkeğe de haramdır, iffet ve hayâ kadın için de erkek için de elzem olan bir değerdir.

Kadını konumundan indirgeyen cahiliye zihniyetine karşın İslam kadının onurunu koruma altına almış ve ona hayatın içinde yer vermiştir. İslam kadını sosyal alandan, ilmi çalışmalardan, toplumun sorunlarından uzak tutmamış, onu izole etmemiştir aksine hayata katılmasını sağlamıştır. Kadın ilimle meşgul olmuş, sosyal sorunlarla ilgilenmiş, gerektiğinde savaşlarda yer almış, yeteneklerini geliştirerek topluma hizmet etmiştir. Resulullah eşlerini edilgen ve köleleşmiş varlıklar olarak görmemiş onlara hak ettikleri değeri vermiş, söz hakkı tanımış ve olumlu davranışlarını övmüştür. İslam kültüründe kadın hayatın nesnesi değil öznesi olmuş ve şuurlu, öncü nesiller yetiştirmiştir.

Ülkemizde kesintisiz devam eden kadın cinayetlerinin son bulması için fertleri kadın ya da erkek olarak ayırt etmeyip insan olarak ele almak ve şiddeti önlemeye yönelik olarak yapılan tüm çalışmaların merkezine hak bilincini koymak gerekir. Cahiliye kırıntılarından süzülüp gelen çarpık anlayışları değiştirmek ve kadının kaybettiği değerleri ile buluşturmak zorundayız. Hattı zatında caniler bir kadın ve bir erkeğin kucağında dünyaya geliyor ve onların gözetiminde yetişiyor. Dolayısıyla anne ve baba olarak nerede hata yapıyoruz sorusunu sormalı ve sadece dış önlemleri değil içsel önlemleri de dikkate almalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

mizan - Üç mesele var kadının zulüm görmesiyle alakalı:

1- Eskiden beridir çocukluktan öğrenilegelmiş, cahil halk tarafından ister-istemez sahiplenilmiş bir haldir ki; Kız çocukları ve kadınlar ağırbaşlı,cefakar ve hizmetkar olacak, erkeklerin bazı -edebe mugayyır da olsa- kötü hallerine sabredecek.

2- Dinine göre hakkını bilmeyen, bu yüzden de müdafa edemeyen kadınlar/kızlar yanlış yollarla, hatalı usüllerle sonradan hak aramaya koyulduğunda erkekler ve erkek tarafı tarafından hazmedilemiyor, maddi/manevi tahkirata, işkenceye maruz kalıyor.

3- Herhalde en mühimi; Kadınlara/Kızlara yapılan suçlara verilen cezadan korkmamak. 'Güya insan hakları' mavalıyla hapishanelerin cezaevi ve ıslahevi mesabesinden çok, geçici süreliğine mahkumiyet, çalışmadan yeme-içme-yatma yeri, hayatın ağır tekalüfünden azad olma şeklindeki sapkın düşüncelerle, oraya girmekten çekinilmemesi.

Çare nedir dersen: Ta ki çocukluktan itibaren İslam Dini'mizin fıkıh-edep-ahlak kaidelerini öğretip tatbik etmek, ilmi seviyeyi artırıp ona mani halleri def etmek ve numune-i imtisal şahsiyetlerin çokça olmasına çalışmak. Bunları insan kendi başına elbette muvaffak olamaz; Halkın bu işe girmesi, devletin de iakame etmesi lazımdır, şarttır.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 14 Ocak 12:41
01

Seyfeddin - Avrupa'ya Hayri olmayan,aile yapisile türk müslüman milletin,aile hayatı düzeltemesiniz, Bataklık misali debelendikce batarsiniz,

Beyaz bir sayfayı açın ortasında, çizin Bir tarafı n'a şer Bir tarafına da hayır yazın, şer tarafında harir arayın, bulamasiniz, şer tarafından hayır tarafına geçin O Zaman hayır bulursunuz, şer kurubunda hayır olmaz...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Ocak 12:39


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?