Sabır ve Öfke - IV

Sabır ve öfke kavramlarını bir metafor, yani benzetme veya simge olarak tasarlamak mümkündür. Siyaset felsefesi, aynı zamanda bilimi çerçevesinde siyasi rejim sınıflamasında sabır ve öfkenin verimli ve açıklayıcı bir imkâna sahip olduğu söylenebilir. Siyasetin yönetim niteliği bağlamında yönetilen ve yöneten ayrımı yapmak zorunlu bir işlemdir. Bu çerçevede sabır kavramı yöneten ile öfke kavramıysa yönetilen ile bağlantılı düşünülebilir, daha doğrusu düşünülmelidir. Yönetim olgusunu salt iktidar ve onun somut ifadesi olan kuvvet şeklinde kavrayan yaklaşımlar, genellikle, burada öfke olarak belirtileni yönetene, sabrı da yönetilene atfetme yolunu tercih edegelmişlerdir. Burada aksi bir yaklaşım söz konusudur. Böyle düşünüldüğü takdirde, yönetimin niçin siyasal rejim türlerine kaynak olabildiği daha mantıklı bir şekilde açıklanabilir. Çünkü yönetim olgusu insan ve toplum (topluluk, halk, millet) ile doğrudan ilişkilidir ve bu ilişki taraf olarak yöneteni de zorunlu olarak belirler. Bir anlamda onun varlık nedenini oluşturur.

Bu bağlamda yönetenin başat niteliği olması gereken sabrı, yönetilenin başat niteliği olarak tanımladığımız takdirde, bir yandan siyasi rejim türlerini ayırt edecek veya sınıflandırmayı sağlayacak ilke veya ölçüyü doğru olarak tespit etmemiş oluruz. Diğer yandan yönetilenin, yönetenin karar ve uygulamalarına karşı sahip olması gereken birtakım imkân ve araçları ortadan kaldırmak zorunda kalırız. Daha önemlisi, herhangi bir yönetimin mahiyet ve niteliklerini, sözgelimi adil mi zalim mi, iyi mi kötü mü gibi değerlendirmelerde bulunma halini ortadan kaldırmış oluruz. Siyasi rejim türleri, yönetim olgusunun gerçekliğiyle ancak belirlenebildiğine göre, yönetim olgusunun kaynaklandığı insan, toplum veya millet ile ilişkili olarak düşünülebilir. Dolayısıyla, metafor olarak önerilen öfke kavramı temelinde ele alınması anlamlı ve açıklayıcı olacaktır. Monarşi, oligarşi, diktatörlük, demokrasi vb. gibi siyasi rejim türlerinin ortaya çıkışı ve bu şekilde sınıflandırılması, yönetilenden kaynaklanmaktadır, sonucuna varmak anlamlı olacaktır. Bunun bir sorun olduğunun farkına varan Platon, yönetim olgusunu temellendirirken erdemi ilke olarak almakla doğru bir adım atmıştır, ancak erdemin gerçekleştirilmesini ayrı bir yerde aramaya yönelmesiyle tutarsızlığa düşmüştür. Bu ayrıca tartışılacak bir konudur, burada sadece işaret etmekle yetiniyoruz.

Özetle sabır erdemi yöneticinin sahipleneceği, karar ve tasarruflarında sıkı sıkıya gözeteceği bir ilke olmak durumundadır. Buna karşılık, öfke erdemi, yönetilenin kesinlikle sahip olması zorunlu bir erdem olarak benimsenip korunması ve daima işler halde bulundurulması gereken bir erdem olarak kavranmalıdır. Çünkü yönetenin herhangi bir kararı veya uygulamasının doğruluğunun veya yanlışlığının, iyiliğinin veya kötülüğünün, uygunluğunun veya uygunsuzluğunun belirlenmesi ancak yönetilenin konumuna, tutumuna, kavrayışına, çıkarına vb. ölçeğinde belirlenebilir. Yönetilene ait öfke, yönetenin doğruyu, hakkı, adaleti, iyiyi ve güzeli ne ölçüde kavradığını, uyguladığını ve gözettiğini tespit etmede ölçü olur, olmalıdır. Sözgelimi herhangi bir yöneticinin, toplumda belli ve sınırlı bir insanı, bir grubu, bir sınıfı önceleyerek aldığı bir kararıyla bunlara ayrıcalık veya kazanç sağlayan kararına, uygulamasına karşı ileri sürülecek itiraz, şikâyet, karşı tavır alma, yönetilene ait öfkenin tanımlanmış, belirlenmiş tezahürleri olarak anlaşılmalıdır. İnsan, toplum, halk veya millet, yapması gerektiği halde, yanlış olana, adaletsiz, haksız olana öfkesini, yani itirazını, şikâyetini, tavrını ortaya koymadığı takdirde, insan olma, toplum veya millet olma kimliğine uygun davranmamış sayılmalıdır. “Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler” diyebilen yöneticiye karşı ayaklandığı için haysiyetine, onuruna uygun hareket etmişti Fransız milleti. İngiliz, Fransız işgaline karşı ayaklandığı için onurunu, haysiyetini, bağımsızlık ve özgürlüğünü ispat etmişti Türk milleti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?