Galibiyet, Gelah ve Hüsran

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Galip; yenen, üstün gelendir. Allah emrine galiptir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. Kur’an galip sıfatını Allah’a izafe eder. Müminlerin galibiyeti Allah’ın yardımı iledir. Allah’ın yardımı olmazsa olmaz. Bunun için müminler her daim Allah’a tevekkül ederler, O’na güvenip dayanırlar. Allah’ı galip sıfatıyla tanımak ve hem de galibiyeti Allah’tan bilmek imandandır. Bizden önce gelip geçmiş kavimlerin başlarına gelenler bizim de başımıza gelmeden cennete gireceğimizi sanmamalıyız. Onlara yoksulluk ve sıkıntı öylesine dokundu ve onlar öylesine sarsıldılar ki Peygamber ve onunla beraber iman edenler nihayet; ‘Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?’ dedikleri anda onlara Allah’ın yardımı ulaşıverdi. Bizler her daim; “Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. İnkârcı, müşrik ve münafık topluluklar karşısında bize yardım et” duasını dilimizden düşürmemeliyiz. Çünkü Allah, iman edenlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Allah’ın yardımıyla İslam düşmanları müminlere, incitmekten başka bir zarar veremezler. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır. Bize gevşeklik göstermek, üzüntüye kapılmak yakışmaz. Bizim üstünlüğümüz imanımızdandır. Allah’ın bizi dünyada imtihan ettiğini unutmamalıyız. Müminleri bırakıp inkârcıları, müşrikleri ve münafıkları veli edinmek bize bu imtihanı kaybettirir. Kinden, nefretten ve kutuplaşmadan uzak durmalıyız. Çünkü bizim inancımız sevgi ve şefkat üzere olmayı emreder. Yardımlaşmamız; iyilik ve takva üzerinedir. Günah ve düşmanlık için yardımlaşmayız. Allah’ı, Resulünü ve iman edenleri veli edinmek pek büyük bir galibiyettir. Yeryüzü Allah’ındır, kullarından dilediğini ona varis kılar.

FELAH

Felah; yarmak, arzu edilen şeyleri elde etmek, istenmeyen şeylerden kurtulmak, gayeye ulaşmak, hayır, nimet, refah ve saadet içinde bulunmak anlamındadır. Terim olarak felah; müminin, İslam’ı itikat, ahlak ve düzen olarak yaşayıp insanlığa karşı sorumluluklarını yerine getirmesinin sonucunda dünyada elde edeceği başarı ve mutluluğu, ahirette ulaşacağı ebedi kurtuluş ve saadeti ifade eder. Dünyada felah; hayatı güzelleştiren uzun ömür, zenginlik, izzet ve bunların kazandırdığı mutluluktur. Ahirette felah ise; ölümsüz bir ömür, hiçbir ihtiyaç unsuru taşımayan zenginlik, zillet şaibesinden arınmış bir izzet ve cehalet karanlığından kurtulmuş bir ilimdir. Kur’an; Allah’a iftira edenlerin, inkârcıların, müşriklerin, münafıkların zalimlerin, mücrimlerin, sihirbazların felaha eremeyeceklerini beyan eder. Buna karşılık; iyiliği emreden, kötülüğü engelleyen müminler, namazlarını huşu ile kılanlar, sabredenler, takva sahipleri, cimrilikten sakınanlar, nefislerini tezkiye edenler, Allah’ı samimiyetle ananlar felaha ereceklerdir. Felaha erenler; namazlarında huşu içindedirler, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler, zekâtı verirler, iffetlerini korurlar, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Felaha erenler; insanları hayra, itikat ve düzen olarak İslam’a çağırırlar, iyilik olan adil düzeni telkin ve teklif ederler, kötülük olan faizci kapitalist düzene engel olurlar. Felaha erenler, faiz alıp vermezler, faizci düzeni desteklemezler, içki içmezler, kumar, Milli Piyango gibi şans oyunları oynamazlar, yalan söz söylemezler. Felaha erenler; Peygamber’e iman edip saygı gösterirler, O’na yardım ederler ve O’na gönderilen Kur’an’a uyanlar, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihat ederler. Tövbe eden felaha erer, onlar hak sözü duyduklarında “işittik ve itaat ettik” derler. Felahın yolu; iman ve cihattır. İman etmek, felaha ermektir. Allah yolunda infakta bulunmak felaha erdirir.

HÜSRAN

Hüsran; sermayeyi kaybedip zarar etmek, ziyanda olmak, mal eksilmek anlamındadır. Bir Kur’an tabiri olarak hüsran; dünya ve ahiret saadetinden mahrum kalıp ziyana uğramaktır.

Hüsrana uğrayanlar; Allah’ı bırakıp şeytanı veli edinenler, Allah ile karşılaşacaklarına inanmayanlar, ayetlerini inkâr edenler, müşrikler, ilahi rahmet ve mağfiretten mahrum kalanlar, isyan edip azaptan korkmayanlar, ilahi buyruklara karşı gelenler, batılı seçenler, Peygamber’e inanmayanlar, İslam’dan yüz çevirip başka din arayanlar, iman ettikten sonra tekrar inkârcı olanlar, insanları Allah yolundan saptıranlardır. İnkârcılara, müşriklere ve münafıklara itaat edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, yakınlarıyla irtibatı kesenler, münafıklar kıyamette hüsrana uğrayan kimseler olacaktır. Hüsrana uğrayanlar; fakir fukarayı gözetmeyen zenginler, adil olmayanlar, kibirlenenler, başa kakanlar, malını satmak amacıyla yalan yere yemin edenler ve namaz kılmayanlardır. Allah’ın insana ikram ettiği ömür sermayesini şeytan ve adamlarına itaatle geçirenler hüsrana uğrayacaklardır. Dünya ve ahirette hüsrandan kurtulmanın tek yolu, şuurlu Müslüman olmaktır.

DOĞRU ADIM

Allah’ı yeryüzünde ve de gökte kimse aciz bırakamaz. İslam’a dolaylı-dolaysız düşmanlık edenler, istemeseler de Allah mutlaka nurunu tamamlayacaktır. Sebepler âleminde yine sebepler ile imtihan oluyoruz. Hak-batıl mücadelesi, bu imtihanın esasıdır. Allah; hakkın kapısını tutan, hâkimiyeti için mücadele eden topluluğa yardım eder. Bu yardımın gelmesi için müminlerin itikatta, ahlakta, düzende ve cihatta kendisini ispatlaması gerekir. Kul; Allah’a iman edip Allah ve Resulüne itaat edecek, malıyla, canıyla Allah yolunda cihat edecek ki beklediği yardım gelsin ve muzaffer olsun. Zahmetsiz rahmet olmaz. Günümüz insanı hazırcılığa, kolaycılığa, görevlerini ihmal edip haklarını öne çıkarmaya, özgürlüğünü savunup sorumluluktan kaçmaya, her şeyi eleştirip kendi nefsini savunmaya, cihat gibi Allah’ın yardımına ulaştıracak vesilelerden uzaklaşmaya, dünyevileşip ölümden korkmaya meyyal olduğu için Allah’ın yardımı da gelmemektedir. Allah adildir, zerre kadar zulmetmez. Hak edene hak ettiğini verir. Günümüzde kulun atacağı doğru adım; Milli Görüş’e tabi olmak, Adil Düzen şuuruna sahip olmak, İslam Birliği’nden yana olmak, İslam’ca düşünüp, İslam’ca yaşamaktır. Bu da hakkı üstün tutmak, nefis terbiyesini esas almak, hesap gününe inanmakla olur. Allah yardım ederse fetih yakın olur. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?