Reklamı Kapat

Sarıkamış Harekâtı ne uğruna karakışta başlatıldı?

Osmanlı’yı idare eden ve kökü dışarda bulunan İttihatçı yöneticileri bir oldubittiye getirerek işgal altındaki bütün Müslümanların ümitlerini bağladığı Hilafet merkezi olan Osmanlıyı Birinci Dünya Savaşı’na soktular. Bununla da yetinmeyip hiç vakit geçirmeden batıdaki Alman-Rus cephesini rahatlatmak için karakışın ortasında Doğu Cephesi’nde Ruslara karşı bir taarruz hareketi başlattılar. Hâlbuki Osmanlı Orduları savaşa hiç de hazırlıklı değildi.  Tecrübeli Osmanlı Paşaları mümkünse Osmanlı’nın bu savaşa hiç girmemesi, girmek zorunda kalırsa da mümkün olduğu kadar bunun geciktirilmesi fikrinde idiler.

Nitekim Hafız Hakkı Paşa İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde görevde iken Osmanlı’yı bir an önce savaşa girmeye zorlayan Alman kurmay subayların görüşlerine karşı çıkıyordu. 6 Eylül 1914 tarihinde Bulgaristan’a yaptığı gezi sonrasında yazdığı raporda, “... Hiç olmazsa ilkbahara kadar olan zamanı (1914-1915 kışı)   harpsiz geçirmeliyiz. Ancak Kafkas Dağları açılınca, o istikamette taarruza geçmeliyiz. Böyle edersek, evvela bu kışın askerin mühim bir kısmını terhis ederiz. Ordu ve millet ezilmez. Sonra, bu kış, Ruslar epeyce ezilir. Biz Ruslar ezildiği zaman çarpışırız. Ordumuzun henüz bir felaketten (Balkan Harbi’nden) kurtulduğunu düşünürsek, bu çok mühimdir.” Diyordu.(1)

Yine Enver Paşa’ya sunduğu 12 Ekim tarihli bir raporda “Kafkas Cephesi’nde bizim 70 bin tüfek, 20 bin kılıç, 172 topa karşı Rusların, 140 bin tüfek, 17 bin kılıç, 472 topu vardır. Şu halde harbe girmekle bu cephede kışın mağlup olmamamız muhtemeldir. Biz bu kadar kuvveti iaşede zorluk çekerken, daha fazla kuvvet yığmamıza imkân yoktur” diyordu.

29 Kasım 1914 günü Hafız Hakkı Bey, daha Erzurum›a giderken, Trabzon-Erzurum arasındaki ikmal yolunda, ordunun lojistik desteğinin içler acısı durumunu, bindiği atın göğsüne dek karlara gömüldüğünü gördü ve yaşadı. Yaşadıkları Bulgaristan’la kıyas edilemeyecek kadar ağırdı. Gördükleri ve yaşadıkları: “Kış koşullarının ağırlığı, malzemeleri taşıyacak hayvanların ölmüş olmaları nedeni ile araçların yollarda beklediği, geri hizmetlerde kullanılacak yaşlı insanların hastalığı” Yarbay Hafiz Hakkı Bey›in raporunun özeti idi.

 Enver Paşa Almanların yanında savaşa girerken, Almanların kesin bir zafer kazanacağına inanıyordu. Osmanlı’nın müttefiki Almanlar kazanınca antlaşma masasında Osmanlı da söz sahibi olacak ve paylaşıma ortak olacaktı. Ama bu bir hülya idi.  Ne yazık ki bu hülya bizim idarecilerimizde yüz yıl sonra da kaybolmuş değildir. Nitekim Irak’ı işgal eden ABD kuvvetlerine destek veren Turgut Özal da: “Bir koyup on alacağız” demişti. Ama bu ham hayalin ağır faturasını hem biz hem de Irak ve Suriye halkı halen ödüyoruz.

Karakışta Sarıkamış Harekâtı’nı başlatan kurmay heyeti daha askere kışlık elbise verecek durumda dahi değildi. Nitekim Erzincan eğitim merkezine Irak, Suriye, Yemen gibi sıcak bölgelerden intikal eden askerler yazlık sivil kıyafetler içinde aralık ayında Sarıkamış cephesine sürülmüşlerdi. Özellikle Suriye tarafından gelenler yazlık ve beyaz elbiselerle, mahalli kıyafetlerle gelmişlerdi. Onların bir kısmına kaput bile verilmemişti.

Iğdırlı Ali Çavuş anılarında, iki alayla beraber Yemen’den Erzurum’a 4 ayda geldiklerini, askerin hala Yemen yazlıklarından kurtulamadığını, yün içlik, çorap ve paltoya acil ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. İşte o mektup:

22 Muharrem 1333, Perşembe (l0 Aralık 1914)

Pederime Kudsi Huzura:

 (…) Bu yaz, iki alayımızla Yemen’den buraya nakil olduk. Yola koyulmamızdan dört ay sonra buraya ulaştık ki Arabistan’ın cehennemi sıcağı Köprüköy’deki ayaz yanında nimet-i ilahi imiş. Burada çadırın perdesi buza kesmiş oğlak kulağı gibi kırılmakta ve kopmakta. Bölük kumandanım, beni sıhhiyeye nakletmiş ise de tabip ve ilaç yokluğundan çaresiz kalıp takımıma döndüm. Akşam yaklaşınca Köprüköy civar dağlarından tipi boşanır. Kumandanımız, gelecek Cuma Başkumandan Enver Paşa Hazretleri’nin teftiş ve hücum için geleceğini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltoların verileceğini ve Yemen yazlıklarını atacağımızı müjdeledi. Allah devlete ve millete zeval vermesin. Başkumandan Paşa Hazretleri’nin gelmesi ile Moskof’un kahrolacağından ve kâfirini karşımızdaki tepelerde geceleri seyrettiğimiz ocaklı ve mutfaklı karargâhlarını ele geçireceğimizden subaylarımız çok emin. Şafak söktüğünde 2059 rakımlı Kızkulağı Tepesi’nden Moskof obüs yağdırır ama şükür olsun, zafer bizim olacak. Gece bastırdığında, tepelerdeki Moskof ocaklarının ateşi gözlerimizdeki ayazı tandır közüne tebdil eyler. Başkumandan Paşa Hazretleri acele gelse ki ateşe kavuşsak.” (3)

Sarıkamış Taarruzu 22 Aralık 1914’ten 9 Ocak 1915’e kadar 18 gün devam etti. Ordu çarpışarak ve donarak ilerledi. Sonuç büyük bir drama dönüştü.

1) Gen. Kur. Harp Tarihi Yay., 1. Dünya Harbi’nde Turk Harbi, c.l, s. 71 

2)  Pir Murat Sivri. Seferberliğin İlanından Sarıkamış Harekâtı’na Kadarki Gelişmelerde Hafız Hakkı Bey isimli makale. Anasay 28 sh 3 Aylık Ulusal Hakemli - Süreli Dergi Yıl : 1 – Sayı: 2 - Kasım 2017; Muzaffer Taşyürek, Anılarla Sarıkamış, Çığır Yayınları

3)         Bingür Sönmez-Reyhan Yıldız. Ateşe Dönen Dünya, sh 334-335 Omnia. İstanbul 2009; Muzafffer Taşyürek, Anılarla Sarıkamış, Çığır Yayınları

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder

# ABD, Irak

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?