Hak ile birlikte olmak

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Zafer ve hezimet, azlık veya çokluk ile ilgili değil, tamamıyla iman, teşkilat, program, eğitim ve itaatle ilgilidir. Teşkilatlı müminler az olsalar da, nice inkârcı, müşrik ve münafık topluluklara kalabalık olsalar da galip gelmiştir. Bakara 249: “…Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar: ‘Nice az sayıda bir birlik Allah’ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir’ dediler.” Şuurlu bir mümin, her halde Allah’a muhtaç olduğunu bilir ve sadece ondan yardım ister. Zafer önüyle de sonuyla da Allah’tandır. Mümini mücadelesinde başarılı kılan imanı, sabrı, sebatı ve itaatidir. Müminin imanı; hakkı üstün tuttuğu için muteberdir. Mümin; hayatın hak, iyilik ve adalet üzere ikame edilmesi ve kötülüğün iyilik, batılın hak, zulmün adalet üzerindeki baskısını engelleyerek bütün insanlığın saadeti için mücadele eder. Müminin bu mücadelesi “Sünnetullahın” gereğidir ve Allah’ın âlemlere olan bir lütfu ve ikramıdır. Bu mücadelenin iki tarafı vardır. 1. Allah’a hüsnü zan eden müminler, 2. Allah’a suizan eden inkârcılar, müşrikler ve münafıklar.

HÜSNÜ ZAN EDENLER

Allah’a hüsnü zan eden müminler, tek bir ümmet halinde liderlerine itaat ederler. Başarıyı çoğunlukta değil Allah’ın yardımında, teşkilat disiplin ve ciddiyetinde ve de itaatte görürler. Allah’a hüsnü zan edenler, dünya hayatının bir imtihan olduğunu bilirler ve sonunda O’na kavuşacaklarına inanırlar. Bu nedenle de ölümden korkmazlar. Şehadetin bir bayram olacağının farkındadırlar. Bunun için emrolundukları cihadı hakkını vererek eda ederler. Ve her daim, “…Ey Rabbimiz, bize bolca sabır ver, ayaklarımızı sağlam tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et” diye dua ederler.

SUİ ZAN EDENLER

Allah’a suizan eden inkârcılar, müşrikler ve münafıklar ise, hem itaat ve disiplinden yoksundurlar, hem de başarıyı çokluk ve kaba kuvvette arıyorlar. Onların derdi “hak” ile birlikte olmak değil; “çok” ile birlikte olmaktır. Seviyesiz, zelil bir hayatın yolcuları; mal ve nüfus çokluğu ile böbürlenmeyi ve hayatı çoklukta öne geçmeyi bir yarış haline getirmeyi esas almışlardır. Onlar, çok fazla güç, en büyük askeri kuvvet ve en gelişmiş silahları elde etmeyi, Allah’ın arzında zulüm yapmak ve insanlığı karanlığa sürüklemek için isterler. Yunus 36: “Onların (insanların) çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.” Çoğunluğa uymak, insanı haktan uzaklaştırır. Enam 116: “Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Çünkü onlar, ancak zanna tabi olurlar ve ancak yalan söylerler.” İnsanların çoğu, ancak ortak koşarak Allah’a iman ederler. Onlar; günah, düşmanlık ve haram yemede yarışırlar. Yaptıklarının ne kadar kötü bir şey olduğunu bilmezler. Bakışları keyfiyete değil, çoğunluğa, niteliğe değil, niceliğedir. Oysaki ferasetle bakan, eşyanın hakikatine nazar eden, sebeplere değil, sebepleri yaratan Allah’a tabi olan için önemli olan nitelik ve keyfiyettir. İnsanların çoğu şükretmez.

ÇOĞUNLUK VE GÜÇ TUZAĞI

Günümüzde Müslümanların içine düştüğü çokluk ve güç tuzağı, temelde Allah’a itimatsızlık ve suizan olayıdır. İnsanlık tarihini doğru okuyanlar iyi bilirler ki, insanlığı boğan cahiliyet karanlığını, vahyin nuru ile değiştiren büyük devrimler, şuursuz kalabalıklar tarafından değil iyi eğitilmiş bir avuç şuurlu kadrolar eliyle gerçekleşmiştir. Bunun en canlı örneği, yeryüzünün en büyük inkılâbı olan Saadet Asrı şahlanışıdır. Bu inkılâbı Peygamberimiz ve ashabı gerçekleştirmiştir. Peygamberimiz bu devrimi, ashaptan oluşan kadrosunu şuurlandırarak gerçekleştirmiştir. Şuurlandırılması zorunlu olan çekirdek kadrolardır. Kitleleri adil düzene ikna edecek olan bu çekirdek kadrolardır. Günümüzde hakkın kapısını tutmuş Milli Görüş hareketi, kitlelere hakkı tebliğ edecek kadroları şuurlandırmaya çalışmıştır. Erbakan Hocamızın, “Bu milletin asıl gücü ne tankıdır, ne de tüfeğidir, milletin asıl gücü inanmış evlatlarıdır” sözü, iyi yetiştirilmiş şuurlu bir kadroyu işaret etmektedir. Millete ne anlatacağımız bellidir. Ancak bunu millete kim anlatacak sorusu üzerinde ciddi olarak çalışılmalıdır.

TABİ OLMAK

Allah’ın yeryüzündeki değişmez kanunları demek olan Sünnetullahta hiçbir değişme olmadığı gibi, Allah’ın vaadinde de hiçbir değişme olmaz. Allah’ın vaadi haktır. Müminin görevi Allah’a ve Resulüne tabi olmaktır. Allah’a ve Resulüne tabi olmak, Kur’an’a ve sünnete tabi olmaktır. Kur’an’a ve sünnete tabi olmak, hak ile birlikte olmaktır. Böyle bir kadroya Allah’ın zafer vaadi vardır. Allah’ın vaadi; yerine gelmesinde şüphe olmayan vaattir. Allah, asla vaadinden dönmez. Bu vaadin gerçekleşmesinin ilk şartı hakiki bir imana sahip olmaktır. Böyle bir imana sahip bir mümin, zilleti kabul etmez. İkinci şart; salih amel işlemek, yararlı işler yapmaktır. Namaz salih amelin direği cihat ise zirvesidir. Namaz kişinin kendisi, cihat ise toplumun saadeti için işleyeceği salih ameldir. Allah’ın vaat ettiği en önemli şey; yeryüzünde müminlerin iktidarıdır. Önceki müminlerin güç ve iktidar sahibi olduğu gibi, günümüzde gerçek müminlerin de güç ve iktidar sahibi olacakları, İlahi vaadin gereğidir. Önceki müminler, gerçekten iman edip salih amel işlediler ve Allah yolunda malları ve canları ile cihat ettiler ve iktidar oldular. Aynı İlahi vaat, kıyamete kadar geçerlidir. Yeter ki, o İlahi vaade ulaştıran şartlara sadık kalınsın. Allah; sadık müminler için, itikat ve düzen olarak İslam’ı yerleşik kılıp sağlamlaştırmıştır. Allah, korkuların yerine güvenliği ikame edendir. Bu ise, yalnız Allah’a kulluk eden ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan müminler içindir. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?