Reklamı Kapat

Sabır ve öfke-III

Basit anlamıyla siyaseti yönetmek, düzenleyip toparlamak, dağınık olanları bir araya getirip bütünleştirmek, birbirine karşıt olanları uyumlu kılmak vb. şekillerde nitelendirme olarak varsayalım. Bu nitelendirmeler onun fiili ya da insana bağlanan işleyiş yönünü işaret edebilir ancak. Fakat siyasetin fiili veya işleyiş yönüyle yetinildiğinde, onun maiyetini, anlam ve amacını, yani bir değeri temsil edip etmediğini tam olarak açıklamaz. Oysa basit anlamı içinde bile siyaset, olumlu veya olumsuz bir takım değerleri içkin, mündemiç olmak durumundadır. Onun için, salt veya basit anlamını işaret etmek bakımından “sanat” olduğu hatırlatması, hatta öncelikle vurgusu da yapılmıştır. Ancak bu hatırlatma ya da vurgu, çoğunlukla öznel (enfüsi, sübjektif) anlamalara, açıklamalara, yorumlamalara ve değerlendirmelere imkân ve fırsat verici şekilde algılamalara yol açmıştır, denebilir. Bu bağlamda onun bir takım ilkeler, değerler ile mutlaka ilişkilendirilmesi gerektiği, önemle vurgulanagelmiştir.

Bu açıdan siyaset olgusunu erdem bağlamında açıklamaya yöneldiğimizde, sabır ve öfke erdemleri çerçevesinde temellendirmenin imkân dâhilinde olabileceğini düşünebiliriz. Ancak, birer erdem olarak sabır ve öfkenin yerini, işleyiş biçimini, etki gücünü ve sonuç doğurucu niteliğini doğru tespit edebilme sorunuyla karşılaşmak kaçınılmaz görünmektedir. Siyaset olgusunun başat ve öncelikli anlam çağrışımı olan yönetme niteliğini erdem ölçütü temelinde açıklamaya çalışıldığında sorunun pek öyle basit olmadığı görülür, hatta görülmelidir.

Basitçe ifade edildiğinde yönetme olgusunun iki tarafının bulunduğu söylenmelidir. Yöneten ve yönetilen. Yönetilenin varlığı, kimliği, konumu ve niteliği, kökten bir değişkenlik göstermez. Sadece adlandırmalar bakımından bir nitelik farklılığıyla karşılaşılır. Yani yönetilen salt bir birey olabileceği gibi, bir grup, topluluk, cemaat, toplum, halk, millet veya fazlası olabilir. Buna karşılık yönetenin varlığı, kimliği, konumu ve niteliği değişkendir. Şef, reis, monark, hanedan, kral, diktatör, zorba, zalim vb. olarak adlandırılanların varlıkları, kimlikleri ve nitelikleri değişkenlik gösterirler. Çoğunlukla siyasi rejim türleri ayrımı ve farklılıkları yönetenin varlığıyla doğrudan ilişkilidir.

İşte yönetim olgusunun kavranması bakımından, sabır ve öfke erdemlerinin, öncelikle aidiyetini, konum ve işlevini doğru tespit etmek gerekmektedir. Aksi takdirde, yönetim olgusunun taraflarının üstlenmeleri gereken erdemlerin aidiyeti, konumu ve işlevi yanlış temellendirilmişse, o yönetim kaçınılmaz olarak, tarafların varlığını, kimliğini, işlevini olumsuz bir niteliğe dönüştürecektir.

Buraya kadarki açıklamaların ışığında, siyaset bağlamında sabır yöneticinin ilkesi, erdemi, varlık şartı şeklinde nitelenebilir. Buna karşılık öfke yönetilenin, yer ve şartların değişkenlik gösterebileceği ihtimalini de hesaba katarak, ilkesinin, erdeminin öfke olarak nitelendirilmesi daha açıklayıcı gözükmektedir. Sözgelimi yönetici, teknik ve geniş anlamda devlet, yönetme işlevini yerine getirirken sabırlı hareket ettiği takdirde, insanı, toplumu, halkı veya milleti hoşnut tutabilir. Böyle bir yönetim, devlet, olumlu nitelikte görülür ve değerlendirilir. Buna uygun siyasi rejimi gerçekleştirebilir. Sonuçta yönetilen insan, toplum halk veya millet ona karşı yapması gereken olumlu hareketlerde bulunur. Aksi takdirde, öfke onun başvuracağı bir ilkeye, erdeme dönüşmek durumundadır. Bu bağlamda, teknik ifadesiyle, direnme, başkaldırma, isyan, ayaklanma, ihtilal, devrim gibi seçenekler yönetilenin birer aracına dönüşürler. Böyle bir durumda sabır, itaat, boyun eğme, en azından erdemsizlik olarak ortaya çıkabilir. Bu ise, iyiye, doğruya ve güzele karşı yapılmış bir hareket demektir ki, insan olmanın gereğine aykırılık meydana getirir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?