“Milli Görüş çadırının orta direği”; Ali Güneri’ye rahmetle…

Geçtiğimiz günlerde Rahmet-i Rahman’a kavuşan Ali Güneri…

* Ömrünü İslam davasına adamıştı.

* Erbakan Hocamızın Konya’da başlattığı yürüyüşte hemen yanı başındaki yol arkadaşı… Sırdaşı… Dönüm noktalarındaki kararlarında yakın istişare ettiği emin dava arkadaşlarından biriydi…

* Erbakan Hocamızın ifadesi ile “Ali Güneri, Milli Görüş çadırının orta direği” idi.

* Konya dışından gelen hiçbir dava insanını otele göndermedi, evinde ağırladı.

* Milli Görüş partilerinin resmi kurullarında yer alsın almasın sözüne itimat ve itibar edilir, deyim yerinde ise kestiği yenilirdi.

* Bu yönüyle özellikle Konya’da “abi”lik görevini bihakkın yerine getirmiştir. Dargınlıkların, küskünlüklerin, kırgınlıkların giderilmesinde vazifesini layıkıyla yerine getirdi. Adeta ‘kanaat önderi’ konumundaydı.

* Büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile teşkilatların uyumlu çalışması Ali Güneri’nin takibi, gerektiğinde müdahaleleri ile mümkün olurdu. Böylece kesintisiz bir hizmet ve daima heyecanın taze tutulması sağlanırdı.

* Vakit namazlarını kaçırmaz, cemaatle kılardı. İmamın arkasında yeri hazırdı.

* Milli Gazete'nin kuruluşundan tutun da, ülke çapındaki çok farklı hayırlı faaliyetlere öncülük eden bir isimdi.

* Milletvekilliği ve diğer adaylıklarda Konya teşkilatının gerekli süzgeçlerden geçen listesi son olarak Ali Güneri’ye gelir, pek az müdahale ile Ankara’ya Erbakan Hocamızın önüne ulaşırdı. Çoğunlukla da olduğu gibi onaylanırdı. Bu durum, teşkilatın çalışmasına da olumlu yansırdı.

* Ali Güneri, uzunca bir süredir yılın yarısına yakınını Medine’de, Peygamber Efendimize (s.a.v.) yakın bir ikametgâhta geçiriyor, kalan yarısını da Konya ve İstanbul’da değerlendiriyordu.

* Ali Güneri’nin son bir özelliğini de ifade edelim; merhum “gariplerin” de babasıydı. Elini açan kimseyi de geri çevirmezdi. Cebinde ne kadar para varsa, onu verirdi. İnsanların ihtiyacını gidermenin önemini bilirdi

 “HALKIN GERÇEK DUYGULARINA TERCÜMAN OLAN İLK İSİM ERBAKAN HOCA OLDU”

Merhum Ali Güneri, Konya'nın yerel gazetelerinden Yenigün'den Rasim Atalay’a bir röportaj verdi. Bakın merhum o sohbette nelerin altını çizdi;

* “Bir işte başarılı olabilmek için o işin delisi olacaksın. Biz de Milli Görüş'ün delisi olduk, vesselam.”

* “1936'da Uluırmak, Burhan Dede Mahallesi'nde doğdum... 1946, 1947 yıllarıydı. Ortaokulu bitirdikten sonra ticaret lisesine ara verdim. Kur'an kursuna gittim ve Arapça okumaya başladım. Kur'an-ı Kerim'i ezbere başladım ancak hafız olmadan yarım bıraktım. Ardından liseye gidecektim. Yaşıtlarım liseyi bitirmişler ben yeni liseye başlayacağım. Utandım ve ben de liseyi okumak için İstanbul'a gittim. Normal liselere de kayıt yaptıramayınca İtalyan Lisesi'ne gittim.”

* “Erbakan Hoca gerçek bir ilim adamıydı. Yıl 1969. Hocanın peşinde 40 gün ne eve, ne de dükkâna uğradık. Hoca o seçimlerde tam üç mebus seçilecek kadar oy alarak milletvekili oldu.”

* “Erbakan Hoca bende o kadar müspet bir etki bıraktı ki; bir defa fiziki yapısı, 1,86 boy, nurlu bir yüz ve o kadar güzel konuşuyor ki, şiir gibi. O zaman, 'Ya Rabbi, beni bu adama yakın et, ben bunun yakınında olayım' diye içten samimi bir şekilde dua ettim. Zamanla Erbakan Hoca'nın en yakınında bulundum.”

* “Benim kendi isteğimle değil şartlar öyle getirdi ki, Erbakan Hoca benden daha yakın arkadaşları varken, Milli Selamet Partisi kurulacağında Konya'ya gelirken bana telefon ederek, evime geldi, bende kaldı. Yani, kimin yanına gider, kiminle konuşursa olağanüstü bir müspet etki bıraktı.”

* “Erbakan Hoca Konyalıların aradığı bir insan oldu. O kadar ilgi görüyordu ki; mesela bir hadise arz edeyim. Hocanın seçim çalışmalarını takip için Cumhuriyet gazetesinden -Sadun Tanju olacaktı- bir gazeteci hocayı takip ediyordu. O günlerde bir yazısını okudum. 'Ya öyle bir adam ki' diye anlatıyor Hoca’yı; ‘Sanki Ecevit gibi konuşuyor. Biraz sonra bakıyorum, yok canım Ecevit değil Demirel’in söylediklerini söylüyor.’ Ama farkı şu, Ecevit konuşurken, ‘Moskova'ya’ diye bağıran halk, Demirel konuşurken, ‘Morrison Demirel Amerika'ya’ derken, Erbakan konuşurken, ‘Yaşa, var ol hocam, sabaha kadar konuş!’ diyorlar. Çünkü o dönemde Erbakan Hoca ilk defa halkın gerçek duygularına tercüman oluyordu. Halkın inancını paylaşıyor, onlarla birlikte namaz kılıyordu. Halkın menfaatlerinin savaşını veriyordu…”

 DARBE!

Askeri ya da sivil darbeler bu ülkede hiçbir dönemde çare olmadı, çözüm olmadı, ilaç olmadı. Darbelerle yaralar daha da derinleşti. Sandıkla gelen, sandıkla gitmeli.

Her bir askeri darbe, ülkemizde onarılması güç hasarlar açtı.

* 27 Mayıs askeri darbesi, ülkemizi en az 50 sene geriye götürdü!

* 12 Eylül askeri darbesi, ülkemizi en az 50 sene geriye götürdü!

* 28 Şubat darbesi, ülkemizi en az 50 sene geriye götürdü!

* 15 Temmuz darbesi, ülkemizi en az 50 sene geriye götürdü!

***

Şu gerçeği bir kez daha vurgulayalım; darbelerin tümü “dış parmak”la yapılmıştır.

“Dış parmak” demişken; 1) 15 Temmuz hain darbesine İncirlik Üssü’nden kalkan uçakların destek verdiği çok konuşuldu. Ne oldu bu konu? 2) Yine İncirlik Üssü’nde uzun uzun darbe toplantılarının yapıldığı ifade edildi. Bu konu ne oldu? 3) Darbecilerin ABD Büyükelçiliği ve ABD İstanbul Başkonsolosluğu ile yaptıkları telefon konuşmaları yansıdı. Buna ne demeli? 4) 15 Temmuz darbesinden sonra Amerika ve Batı’nın bir tek davul zurna eşliğinde oynamadıkları kaldı. Niçin!

Hiçbir darbe meşru değildir. Bu ülkede askeri ya da sivil darbeler artık yaşanmamalıdır, olmamalıdır. Nokta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?