Halkların virüsle imtihanı

Koronavirüs bütün dünyada etkisini gösterirken insanlar denize düşen yılana sarılır misali tutunabilecekleri bir çare arıyorlar. Zihinlerimizi işgal eden onlarca soru var: Virüs dünyayı ne zaman terk edecek? Koronavirüs sonrası hayatın seyri nasıl değişecek? Denek olarak görülen halklar bu sorularla meşgul olurken yukardan yeni dünya düzeninin seyrine işaret eden açıklamalar yapılıyor. Minareyi çalan kılıfını uydurur misali belli ki, virüsü üretenler halkların çaresizliğini öngörüp, planlarını nasıl aktif hale getireceklerinin, aşı üzerinden ne kadar kazanç elde edebileceklerinin hesabını çoktan yapmışlar. Nitekim koronavirüs öncesi dönemlerde Bill Gates ve eşinin kıta kıta gezerek virüslerden bahsettiklerine ve aşı propagandası yaptıklarına tanık olurduk. Bu nedenle pandemi sürecinde bu kişinin ekranlarda arz-ı endam edip, virüse, yapay zekâya, dijital dünyaya ve aşıya işaret eden açıklamaları bizi hiç şaşırtmadı. Büyüklerimizin eliyle koymuş gibi buldu sözü tam da yerine oturdu, adam virüsün akıbetini, ne zaman son bulacağını, yeni dünya düzeninin nasıl dizayn edileceğini açıklarken kendinden son derece emin görünüyor. Malum açıklamaların hemen ardından ABD’li Pfiser ve Alman BioNTech firmaları aşı geliştirdiklerini açıklayarak çaresizliğe teslim olmuş halkları ikna etmeye çalışıyorlar.

Virüs etkisini sürdürürken sözde virüse karşı geliştirilen aşı dünyanın gündemine oturuyor. Sağlık Bakanımız heyecanla açıklıyor: “Pfizer bize 1 milyon aşı verebilecek, yıl içinde 25 milyona kadar olabileceği şeklinde görüşmelerimiz var. 16 yerli aşı çalışması var. Çin aşısını en az 10 milyon almak istiyoruz” diyor. Yerli aşının ne kadar yerli olduğu hususundaki kuşkular ise gündemdeki yerini koruyor.

Virüsün bütün dünyayı etki altına aldığı bir süreçte aşı kurtarıcı bir el gibi lanse ediliyor. Doğal olarak bu süreçte aşıya sıcak bakmayan kişilerin nasıl bir muamele ile karşılaşacaklarını tahmin edebiliyoruz. Zira her ne kadar aşı bir çözüm gibi sunulsa da onlarca şaibeyi içinde barındırıyor ve birçok insan küresel güçlerin dünya nüfusunu bu şekilde kontrol altında tutabileceklerini, fertleri robotlaştırarak edilgen nesnelere dönüştüreceklerini, insan genini değiştirip ciddi sorunlara sebebiyet verebileceklerini gerekçe göstererek aşıyı reddediyorlar. Ancak anlaşılan bu kişiler bir şekilde aşıya mecbur bırakılacak ve dirençlerini kaybedecekler.

Korona otuz yıldan beri dillendirilen yeni dünya düzenine geçiş sürecinde bir araç olarak kullanıldı ve öyle sanıyorum asıl sorun bundan sonra başlayacak. Nitekim yeni süreçte insanın yerine geçecek robotlardan, yapay zekânın işlevinden, şaibeli aşı ve çiplerden söz ediliyor ki, herhalde yeni dönemin konuları bunlar olacak ve insanlar aşıya ikna edilmeye çalışılacak.

Zihinlerimizde cevabını bulamayan onlarca soru var fakat kime soracağız, kim bize makul bir açıklama yapabilecek… İnsanlarımız çaresizliğe teslim olmuş ve siyasetin en üst mercilerinden, Bilim Kurulu’ndan gelecek makul bir haberi bekliyor. Peki, ama şu süreçte böylesine kritik bir konuda yukarıdan bağımsız bir açıklama yapma imkânı var mıdır? Kim elini taşın altına sokacak? Kim risk alabilecek? Anlaşılan alınacak kararlar, dünyanın efendiliğine soyunan zümrelerin emir ve direktifleri doğrultusunda olacak... Bilmiyoruz!

Hemen herkes aşı çalışmalarında malum lobilerin parmağının olduğunun farkında, herkes dünyanın kimler tarafından yönetildiğinin ve yönlendirildiğinin farkında ama kimse cesaretini kuşanıp kötüye kötü diyemiyor, bundan şiddetle kaçınıyor.

İnsanın neye sahip olduğuna değil, nasıl inandığına ve nasıl yaşadığına bakan ve yeryüzünü adaletle buluşturan bir dinin mensuplarıyız ancak onurumuz ayaklar altında, evlerimizin bacasını saran ateşi görmeyip birbirimize çamur atmakla meşgulüz. Evlerimizin bacası tutuşmuş, yangın bütün mahalleyi sarmış fakat dindarlarımız ve sözde âlimlerimiz yutulan incir çekirdeğinin orucu bozup bozmayacağını tartışıyor, ellerine tutuşturulan elma şekeri ile avunup hakkı söylemekten kaçınıyorlar. Allah aşkına bu gaflet ve cehaletle nereye uzanabilir kime fayda getirebiliriz?

İslami ilimlerin tahsil edildiği eğitim kurumlarımızda kelami, fıkhi, iktisadi ve ideolojik tartışmaların ötesine geçebilecek ve olayları bütün yönleri ile değerlendirip, dostun düşmanın ayırtına varabilecek dava adamları yetişmiyor peki neden? Savunma mekanizmaları üretip vicdanlarımızı rahatlatmaya çalışmayalım, yaşananlarda inandığını iddia eden herkesin, hepimizin payı var ve artık dayanacak gücümüz kalmadı.

Güneş ne zaman doğacak bizim illere? Gafletten, uyuşukluktan, yalakalıktan, zulme boyun eğmekten, ödün vermekten ve mazeret üretmekten ne zaman vazgeçeceğiz? Vakit çok geç oldu… Artık uyanma vakti, düştüğümüz yerden kalkıp yıkılan duvarları yeniden inşa etmek zorundayız. Buna mecburuz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?