Zombilere, mankurtlara ve gâvurlara acıyın

Bir insanın kasten canını teninden ayırması büyük günahlardan sayılmış.

Bütün dünya devletlerinde bu suçun cezası değişik olsa da suç kabul edilmiş ve cezalandırılma tarafına gidilmiştir.

Anasından tertemiz doğan çocuğun eğitim yoluyla kirletenler ve onun safiyetini değiştirip en seçkin insanlarını bile toplu katliamlar emrini verebilecek hale getiren ve o çocuğun ruhunu katledip medeniyetin yürüyen robotu haline getirenler hakkında ceza olmadığı gibi aydın, ilerici, seçkin, çağdaş gibi rütbeler bile veriliyor.

Mekke’de İslam’a girenlere işkenceler yapan sonunda Allah’ın Resulünü hapsetme, öldürme ve sürgün etme konusunda parlamentolarında tartıştıktan sonra öldürme kararı alanlar ve ashabın Medine’ye hicretinde bile işkenceler yapanlar, Medine’ye savaş kararı alınca Rabbimiz:

“Sizinle harp edenlerle, Allah yolunda siz de harp ediniz, aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah haddi aşanları sevmez.

(Harpte) Onları nerede bulursanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne (zorla İslam dininden döndürmeye çalışmak) öldürmekten beterdir. Onlar sizinle Mescid-i Haram yanında harp etmedikçe, siz de onlarla harp etmeyin. Eğer onlar harp ederse siz de onları katledin. İşte kâfirlerin cezası budur.

Şayet harbe son verirlerse, şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Fitne (zorla İslâm dininden döndürmeye çalışmak, zulüm ve işkence) kalmayıncaya ve (yaşanan) din Allah’ın oluncaya kadar onlarla harp edin. Şayet harbe son verirlerse artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.” (Bakara süresi ayet 2/190-193).

Ruh avcıları, kendi çocuklarına bile merhameti olmayan insanlardır.

Gözleriyle Müslümanları görmesin de kendi ayıbı ortaya çıkmasın diye, kendi çocuğunu Müslümanlardan uzak tutmaya çalışırlar.

Onlardan bir ayet duymasın diye, çocuğuna güzel bir söz ulaşmasın ve onun ağzından da o ayetler dile gelmesin diye mahallesine, sokağına  girmesine izin vermezler.

Bunu ben söylemiyorum.

Macaristan Başbakanı ViktorOrban, Avrupa Birliği yöneticilerinin göçmen kabul etmeme sebeplerini bir türlü söyleyemediğini dile getirdi ve “Müslüman olan göçmenlerin Hıristiyan Avrupa kimliği ve kültürüne tehdit oluşturduğunu” ifade etti ve sınırlarını kapatarak üç bin sınır avcısıyla Müslüman avına çıkardı.

Örnekleri dışardan veriyorum, bizimkilerden belki geçmişte yaptıklarından yüzü kızaranlar vardır, onları morartmamak için yapıyorum bunu.

Ama şunu söyleyeyim, dünyadaki her dilden, ırktan, bölgeden doğan her çocuğun dünyaya fıtri bir dinle geldiğini, o dinin Hazreti Adem’le başlayan Hazreti Muhammed’le (sallallahü aleyhi ve sellem) sona eren İslam dini olduğunu ayet ve hadisler haber verir. Ayet:

“Sen, her türlü şirke meyletmekten arınmış olarak, yüzünü dine doğ¬rult. Allah’ın fıtratına (yaratmasına) ki, in¬sanları onun üzerine yarattı. Allah’ın yarattığını de¬ğiştirmek yok. İşte doğru din budur. Ancak insanla¬rın birçoğu bilmezler.” (Rum süresi ayet 30/30) ayetiyle.

Sevgili Peygamberimiz hadisinde:

“Her doğan çocuk (İslâm) fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu ya Yahudi,  ya Hıristiyan veya Mecusî yapar” buyurur. (Buhari, Sahih, cenaiz 80-92, Müslim, Sahih, Kader 25, Tirmizi, Sünen, Kader 5) Hadisiyle haber verir.

Ayette, “Allah’ın yarattığını değiştirmek yok” diyor. İşte bu bölüm, bütün dünya dillerine terceme edip, Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Parlamentosu’nun, Çin parlamentosunun giriş kapısının üzerine yazılmadan önce, sekiz milyarın gönlüne yazılmalı ki, hem Rabbimizin tabiata koyduğu  kanunları korunsun, hem indirilen son kitap Kur’an-ı Kerim’in kriterlerine göre hareket edilsin de bir tarafta dünyanın yarısından daha zengin olan insanlarla günlük ekmeğini bulamayanlar arasında adalet gerçekleşsin.

İnsanlar paraperestlerin kurbanı olarak onların uyduruk, zararlı gıdalarıyla zehirlenmesin. Erkekler, kadın diye, kadınlar erkek diye satışa çıkarılarak, ruhları her an ölümle dirim arasında can çekişmesin.

Hadiste “Anne-babası, o çocuğu ya Yahudi veya Hıristiyan yapar” diyor da “Müslüman yapar” demiyor. Çünkü fıtratı İslam’a göre ayarlı doğmuş.

Yahudi, Hıristiyan ve dünyada İslam dininden olmayan her anne ve babanın eğitim yoluyla ruhları öldürülmüş, kulakları ve gözleri İslam’a kapatılmış ve dili de hakkı söyleyemez hale gelmiş de kendi çocuğunu cehenneme göndermek için bir ömür boyu yorulurken iyilik yaptığına da inandırılmış.

Bu inancı İslam ülkelerine de ihraç etmişler ve iç düşmanlarımız tarafından ithal edilerek yaymaya çalışıyorlar.

Başaramazlar. 150 yıllık çalışmalarının boşa gittiğini gözleriyle gördüler de, telaşa kapıldılar ve adını da “İslam’a Fobi” koydular.

(Devamı yarın.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder

# Çin

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet Sezai Aydıngöz - "Hazreti Adem’le başlayan Hazreti Muhammed’le (Allahüalem aleyhi ve Sellem) sona eren İslam dini" Ben İslam dininin,kıyamete kadar baki olduğuna inanıyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Aralık 15:43


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?