Reklamı Kapat

İslamcıların milliyetçileşme serüveni

Geçen hafta milliyetçiliğin tüm fikri akımların içerisinde açık veya gizli bir şekilde yer edindiğine değinmiştik. Bunlardan küresel ölçekte iddiası olan İslamcılığın nasıl etkilendiği önemli bir konu. Tabi ki, burada bütünü kast ederek bir genelleme yapmıyoruz. Konuyu açıklayabilmek için genel ifadeleri İslamcıların sadece baskın ve görünen kısmını dikkate alarak kullanıyoruz.

Ümmet fikrini ve tüm Müslümanların birliğini ideal olarak dünya tasavvurunun merkezine yerleştirmiş olan İslamcıların dünden bugüne nasıl bir etkileşim geçirdiğine bakmak bugünkü durumu anlamamız açısından önemlidir. Çünkü İslamcılığı tahakküm altına alan milliyetçi düşüncenin birkaç senelik bir etkileşim sürecinden bahsedemeyiz. Bu etkileşimin tarihi bir sürekliliğin neticesinde olabileceğini kabul etmek gerekir.

İslamcılığın milli duygularla harmanlanmasının ilk nüvesini İstiklal Savaşı’nda görebiliriz. Bu savaşın duygusal yoğunluğu ve devamında gelen ulus inşa etme sürecinin İslamcılığı etkilemesi kaçınılmazdı. Özellikle dönemin en güçlü İslamcılarından Mehmet Akif’in yazdığı İstiklal Marşı’nın ulusal devletin bağımsızlık simgesi olarak kabul görmesi ileriki zamanlardaki İslamcıların bu duygusal yoğunluğu milliyetçilik olarak taşımalarına neden olmuştur. 

Tek parti döneminin jakoben tutumundan ve özellikle ulus inşa etme gayretiyle geçmişin dini izleriyle olan sorunlu yaklaşımından rahatsız olanların tepkisiyle iktidara gelen Demokrat Parti, yeni bir süreci başlatmıştır. Bu süreçte yaşananlar ulus devletle halkın arasındaki duvarları kaldırmış ve ulusal bilincin oluşmasında halkın değerlerine de atıf yapılması etkili olmuştur. Ezanın aslına geri çevrilmesi, Fatih’in türbesinin açılması, Kur’an eğitiminde yaşanan zorlukların kaldırılması halkta karşılık bulurken devletin gücü de artmıştır. Güçlü devlet profiliyle İslamcıların kutsal devlet algısının bu dönemde örtüşmeye başlaması İslamcıların milliyetçilikten örtük bir şekilde etkilenmesine neden olmuştur.

1970’lere doğru gelindiğinde sol hareketlerin karşısında yer alan milliyetçi düşünceyle, komünizm tehlikesini merkeze alan İslamcılık arasında sıkı bir bağ kurulmaya başlandı. Artık İslamcılık her ne kadar kendi gündemiyle hareket ediyor olsa da milliyetçiliğin etkisini üzerinde taşıdığı görüldü. MSP- CHP koalisyonunun da bu yakınlaşmaya etki ettiğini söyleyebiliriz. Sol ile ortaklıktan rahatsız olan bazı İslamcıların MHP içerisinde yer alması bunun bir göstergesi olmuştur.

1980’ler küreselleşmenin etkisinin arttığı, neo liberal politikaların ülkemizde güçlendiği bir dönemdir. İslamcılık tam bu dönemde bu gelişmeleri tehlike olarak görüyor ve küreleşmenin karşısında yerli ve milli vurgusunu ön plana çıkarıyor. 1990’lı yıllara geldiğimizde PKK eylemlerinin artması ve bölünme endişenin psikolojik etkisiyle milliyetçilik kimliğe doğru daralmaya başlıyor. Bu zaman diliminde İslamcılar için İslam kardeşliği vurgusu üzerinden mevcudun korunmasına dönük milliyetçi tutumlar benimseniyor.

2010’dan sonra karşımıza farklı bir durum çıkıyor. İslamcı olarak kabul edilen iktidar kendi konumunu koruyabilmek için daha çok hamasete sarılmayı tercih ediyor. Bu anlamda koyu bir şekilde milliyetçi söyleme müracaat ediyor. Milliyetçi söylemi ezan, bayrak ve vatan üzerinden yürüttüğü dini içerikle kullanarak milliyetçi düşünceye dini bir form yüklüyor. Bu şekilde vatancılık üzerinden güçlenen milliyetçi söylem İslamcılığı büyük oranda kuşatmayı başarıyor.

Neticede iddiasından uzaklaşmış, ufkunu kendi sınırlarının kutsanmasına indirgemiş İslamcı düşüncenin kendine alan açabilmesi için iktidarın kazanım muhafızlığından eleştirel düşünceye ve muhalif duruşa geçebilmesi gerekiyor. Bunun için tüm insanlığın her iki dünyasını da güzelleştirebilecek İslami özü düşüncenin merkezine alması şarttır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?