Sokaktan nasıl kopulur?

Gelecek yılın bütçe görüşmeleri TBMM’de tamamlandı. Öncelikle hayırlı olmasını temenni ediyorum. Ancak bu görüşmelerde siyasetin dilindeki nobranlıklara muhatap olmanın ağırlığı omuzlarımıza bir kere daha yüklenmiş oldu. Şu noktayı sanırım herkes kabul eder; siyasetin doğasında rekabet, eleştiri, nükte, meşru zeminlerde mücadele, ortak sorunları birlikte konuşabilmek tabi ki var. Bunlar iyiye, güzele ulaşmak için doğal ve doğru yaklaşımlardır. Diğer taraftan siyasette düşmanlık, hakaret, muhatapla dalga geçmek, tuzak kurmak, mücadelede gayrimeşru yollara başvurmak, tartışmaları kişiselleştirmek ise kabul edilebilir değildir ve bunlar toplumun sorunlarını içinden çıkılmaz noktalara taşır. Bütçe görüşmeleri esnasında hem iktidar kanadı, hem de muhalefet sözcülerinin bu türden kötü örnekleri ortaya koymaları, sağduyu sahibi toplum kesimleri için rahatsızlık vericiydi ve her birisi milletin geleceği adına endişe kaynağına dönüştü.

Bununla birlikte belki yıllar sonra 2021 yılı bütçesi denildiğinde bu görüşmelerden sadece iki söylem akıllarda kalacak. Bunlardan birincisi AK Partili vekilin kürsüdeki konuşmacının toplumdaki açlık eleştirilerine laf yetiştireyim derken vatandaşla ilgili, “Kuru ekmek yiyorlarsa aç değiller” sözüdür. Ne kadar acı değil mi? Nereden nereye diye sormadan edemiyor insan. Çay, simit hesabından bugünlere uzanan aradaki uçurumu görmek, onlar ve ülkemiz adına gerçekten çok üzücüydü. Her ne kadar açıklamasında özür dilemeyi zafiyet olarak görse de o vekil de sonradan pişman olmuştur. Ancak bilinçsizce söylediği söz hem toplumda bir yara açtı, hem partisine zarar verdi, hem de büyük ihtimalle bir dahaki dönem adaylığını elinden almış oldu.

Bütçe görüşmelerine damga vuran ikinci anlaşılmazı zor söylem ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın, “Yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk Türkiye için sorun olmaktan kalktı” açıklamasıdır. Bunu ilk duyduğumda ‘olsa olsa iyi niyetli bir temenni bu’ diye düşündüm. Ancak bu cümle bile başlı başına iktidarın sokaktan, halktan koptuğunu anlamak ve anlatmak için yeterli bir örnektir. Hem de bu açıklamaların yapıldığı günlerde Samsun’da bir insanımız avucunun içine “iş, aş” yazarak intihar etti. Yoksulluğun ortadan kalktığını iddia eden Sayın Bakan’ın hem de asgari ücret belirleme komisyonuna başkanlık etmesi ayrı bir acı gerçek olarak tarihe geçti. Asgari ücretin yıllardır açlık sınırında belirlenmesi ve yoksulluk sınırının bu ücretin en az üç katı olduğu istatistiklerle ortadayken, Türkiye’de yoksulluk kalmadı demek sorumlu bir dil kabul edilebilir mi? Bir de -nedendir bilinmez- 3-4 yıldır beri ortalıkta görünmeyen isimlere Meclis kürsüsünden, inanmadıkları halde kendilerini ispat imkânı verircesine, Sayın Bakan’ın açıklamalarını savunmaya çıkarmak stratejik olarak iktidar için doğru bir seçim olmadı.

Bunların yanında tarım konusunda da birkaç şey söylemek istiyorum. Bu köşeyi takip edenler bizim tarıma ‘milli güvenlik meselesi’ olarak baktığımızı bilir. Bu noktada henüz bütçe görüşmeleri tamamlanmamışken ajanslara buğday, mısır ve arpa ithalatı için mevcutta sıfır olan gümrüklerin süresinin 30 Nisan 2021 tarihine kadar uzatıldığı haberi düştü. Aynı zamanda geliniz bu haberi şu bilgiyle beraber okuyalım. 2021 yılında bütçeden tarıma ayrılması gereken miktar resmen, yasal zorunluluk olarak 43 milyar TL idi. Ancak bu pay 22  milyar TL olarak açıklandı. Yanlış okumadınız aynen böyle oldu. Hem de salgın dönemi gibi gıda güvenliğinin ne denli önemli olduğunun anlaşılması gerektiği bir zaman diliminde bunlar yaşandı. Bütçeden tarıma gereken destek verilmeyince tabi ihtiyacı karşılayacak üretim için de çiftçiye gereken teşvik sağlanmamış oluyor. Kendi çiftçimize vermediğimiz payı, gümrükleri kaldırarak, hem de bu döviz yokluğunda maalesef başka ülkelerin çiftçilerine altın tepside sunuyoruz. Bu arada Tarım Bakanı’nın eleştirilere verdiği cevap da ilginçti. Cumhuriyet döneminin tamamında ithalat yapıldığını söyledi. Bu çok basit bir savunma oldu. Ancak Bakan Bey yaklaşık bir asırlık bu dönemde böylesine sarsıcı bir salgın olmadığına ise hiç değinmedi.

Sonuç olarak bu bütçe görüşmelerinde de akıllar yine başlara gelmedi. Salgın gibi olağanüstü bir süreç bile işe yaramadı. Sadece yukarıda ifade etmeye çalıştığımız örnekler dahi başlı başına “bir iktidar sokaktan nasıl kopar” sorusunun cevaplarını vermeye yeterli olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?