Milliyetçiliğe karşıyım diye diye

Son dönemde yoğun bir tartışma konusu milliyetçiliğin tüm fikir katmanlarında yaygınlaşmasıdır. Sadece ülkemiz özelinde değil tüm dünyada milliyetçiliğin görünür bir şekilde artış gösterdiğine şahidiz. Milliyetçilik akımının dünyadaki en azından Batılı literatürdeki yeri sağ siyasettir. Fakat bizim özelimizde milliyetçiliği ilk aşamada sağ siyaset içerisinde konumlandırsak bile tüm siyasi yelpazelerde milliyetçiliğin etkin bir vurgusu olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz.

Bugün sağ siyasetin içerisindeki milliyetçi partiler ile sol olarak kendilerini tanımlayan ulusalcı partilerin bu konuyla alakalı büyük bir görüş farklılığının olmadığını söylememiz gerekiyor. Görünürde her ne kadar karşıt bir zeminde yer alsalar da fikri arka planlarında milliyetçi düşünceden büyük oranda etkilendikleri bir gerçek. Bu durum milliyetçi anlayışa uymayan bazı olaylara karşı geliştirilen ortak siyasi reflekslerde rahatça fark edilebiliyor. 

Milliyetçiliği sadece Hitler faşizminin arı ve üstün ırk teorisiyle açıklamak insanların zihinlerde yer edinmiş milliyetçi düşüncelerinin gizlenmesini beraberinde getirir. Çünkü bu çerçeve içerisinde normal düşüncelere sahip olduğunu düşünenlerin bu düşüncelerinin milliyetçi bir karşılığı olduğunu fark etmeleri oldukça zordur. Bazı kavramların cazibesi sayesinde zihinlerinde yer edinmiş milliyetçi fikirlerin normalleşmesi söz konusu. Bu da milliyetçiliğin farklı fikir akımları içerisinde sinsi bir şekilde yer edinmesiyle neticelenir.

Milliyetçiliği bu kadar keskin sınırlarla ayıramadığımız için kişilerin insana devlete ve küresel gerçeklere olan yaklaşımına bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Arka planda gizlenmiş milliyetçi düşüncelerin bu şekilde anlaşılabilmesi muhtemeldir. Turnusol kâğıdı vazifesi görecek bakış açısını toplumsal çeşitlilik içerisinde bir kimliğin merkezileşmesinde, devlet halk ikileminde devletin merkezileşmesinde ve farklı devletlerle ilişkiler noktasında kendi devletinin merkezileşmesinde görebiliriz.

Bir toplumu oluşturan kimlikler arasında hak ve özgürlüklerini kullanmada farklılıklar oluyorsa ve bu normal bir durum gibi algılanıyorsa milliyetçi bir etkinin varlığından bahsediyoruz demektir. Çünkü toplum bu şekilde merkezi bir kimlik üzerinden tanımlanırsa tüm toplumsal farklılıklar aynı hareket alanına hapsedilir. Neticede varlığınız merkezi kimliğin varlığına armağan edilmiş olur.

Devletle insan arasındaki ilişkide insan için var olması gereken devletin merkeze alınması makul bir yaklaşım değildir. Bu şekilde devletin insana tercih edilmesini toplumsal ahenkle ve düzenle açıklayamayız. Devletin bekası gibi söylemlerin arkasında gizlenen gerçek, toplumsal farklılıkların devletin makbul gördüğü kimlik lehine merkezileşmesidir. Asıl arzulanan devletin mevcut yapısının korunarak imtiyazın kaybedilmesine engel olmaktır. 

Kendi toplumsal yapısının dışında diğer devletlerle olan ilişkisinde devletinin ayrıcalıklı bir konuma yerleştirilmesi ulusal çıkarla açıklanmaya çalışılır. Bu da aslında benim devletimin çıkarına olan eylemler iyi, çıkarına olmayan eylemler kötüdür demektir. İyinin ve kötünün belirlenmesi bu bakış açısıyla gerçekleştiği sürece ister istemez milliyetçi bir tutuma meyledilmiş olunur. Aynı şekilde eğer küresel ilişkilerde tüm kurguyu kendi ulusunun farklılığına ve üstünlüğüne olan inanç belirliyorsa milliyetçilik bu düşünce içerisinde fazlasıyla yer etmiş demektir.

Erbakan Hocamızın meşhur bir sözü vardır. “Ben hiç Siyonizm’e hizmet etmem diye diye Siyonizm’e asker oluyorlar” derdi. Bugün milliyetçilikle ilgili olarak farklı fikri akımlara mensup olanlar için aynı sözü kullanabiliriz. Farklı siyasi tercihlere sahip kesimlerin büyük çoğunluğu “ben milliyetçiliğe karşıyım, ben milliyetçi değilim” diye diye milliyetçiliği iliklerine kadar yaşıyor ve yaşatıyorlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?