İki Korku

Ölürüm diye korkmakla ölümden korkmak aynı durum değil. Birincisi dünyaya bağlılığın güçlü olduğunu gösterirken ikincisi dünyanın geçiciliğinin bilincinde olmayı gösteriyor. Koronayla birlikte toplumda ölürüm diye korkanların hayli fazla olduğu gün yüzüne çıktı. Ölürüm diye korkanların farkında olsun ya da olmasınlar dünyaya güçlü bir şekilde bağlı olduğu görülüyor. Bu bağ, ölürüm korkusunu her gün daha fazla duyuruyor. İnsanımız artık ölürüm korkusuyla adeta işini gücünü tamamen bırakmış durumda. Belirsiz bir bekleyiş sonunun nereye varacağı belli olmayan bir şekilde olağanlaşarak sürüyor. Herkes durmuş bekliyor adeta. Neyi bekliyor peki? Salgının geçmesini. Peki, ne zaman geçeceğine dair kesin bir bilgi var mı? Bilimsel çalışmalara bakılırsa ne zaman geçeceği henüz kimse tarafından bilinmiyor. Beklenti korona aşısıydı; aşının neredeyse seri üretime geçileceği zaman yaklaştıkça aşının yüzde yüz geçirmeyeceği, aynı önlemlerin devam edeceği söylenmeye başlandı. Örneğin maske kullanılmaya devam edileceği söyleniyor. Vatandaş ise maske kullanmaya devam edeceksek neden aşı olalım ki sorusunu haklı olarak soruyor. Kaldı ki toplumun yarısı aşıya karşı, yani aşı olmayacağını söylüyor. Bu durumda devletin zor kullanması gerekecek ki bu da hukuka aykırı olur. O zaman ne yapılması gerekir? Bu sorunun cevabını toplumun ‘duruş’u ile devletin ‘karar’ı birlikte verecektir. Peki, dönelim asıl meselemize; ölürüm diye korkacak mıyız ölümden mi korkacağız?

Korkulan durum sabitleştirilerek insan bilincinde taşınmasıyla insan nereye varabilir. Ölürüm diye korkan insan her şeyi bırakıp bekleyerek ölümden kurtulabilir mi? Şu ortalıktaki illet geçene kadar evden dışarı çıkmadan ve hiçbir iş yapmadan öyle bekleyelim dense ölüm de öyle bekleyecek, gelmeyecek mi? Şu arkadaş koronanın geçmesini bekliyor biz de bekleyelim korona geçsin öyle icabına bakalım mı diyecek ölüm? İnsan kendi ‘ölüm saati’ni bilemeyeceğine göre belirsiz bir varlığa karşı belirsiz bir gelecekten korkarak neye çözüm üretilebilir. Dahası ölürüm korkusu suçlu olmanın verdiği bir sonuç değil mi. Normal şartlarda insanın geleceği her zaman belirsizken ve bu belirsizliğe karşı oturup beklenmezken ortalıktaki illetten dolayı neden belirsizlikten bu kadar korkuluyor. İnsan kendi iradesiyle bir saniye sonrasına hükmü yokken şimdilerde gelecek zamanlara hükmedecekmiş gibi pozisyona geçiyor. Hiçbir insan herhangi bir insanın bir saniye sonrasını var edemez. Beşeri iradeye ‘o yetki’ verilmemiştir. İnsan bu kadar acizken bu kadar muhtaçken neden ölürüm diye korkuyor da ölümden korkmuyor? Asıl ölümden korkmak gerekmiyor mu?

Her ne olursa olsun insan bir gün mutlaka öleceğine göre ‘ölürüm’den korkmak yerine ‘ölüm’den korkmak kendisi için insani gerçekliğini ortaya koymaz mı. Ölümden korkan yaşarken ölürümden korkacak işler yapmaz. Hesap gününe hazırlanan ölümden korkar ve hesabını veremeyeceği işlerden uzak durur. Kul hakkı yemez bir kere. Paraya mala mülke tapmaz. Ölümün gerçekliğini bildiği için ona hazır olur. Hazır olduğu için de ölürüm diye korkmaz. Ölürüm diye korkanlar kendi benliklerini ölümsüzmüş gibi algılayanlardır öte yandan. Ben ölmemeliyim ben ölümsüzüm algısı ölürüm korkusuna yol açıyor. Oysa kendi benliğini önemsemeyenler için ölürüm korkusu yoktur. Onlarda ölüm korkusu vardır; ölüme hazırlanmış vaziyetinin gereği olarak. Ölüm ve sonrasının bilincinde olduğundan dolayı ölümden korkar. Yönü ahirete dönük olanlar ölümden korkar. Yönü dünyaya dönük olanlar ölürüm diye korkar. Çünkü yönü dünyaya dönük olanlar dünyadan başka bir dünya olduğunu ya kabul etmezler ya da etseler de bu edişin gereğini yapmazlar. Ölürüm diye korkanlar ölümden sonra yok olacağını sananlardır. Ölümden sonra asıl hayata başlanacağına inananlar için ölürüm korkusu yoktur.

İnsan hazır olduğunun gerçekleşmesinden korkmaz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?