Kapılar yüzüme kapandı

“Fatma Hanım, yazılarınızla duygularıma eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Samimiyetinize güvenerek bir derdimi açmak istiyorum. Üç çocuk annesiyim, çocuklarım üniversitede okuyorlar. Açık öğretim ilahiyat ve kamu yönetimi mezunuyum. Daha önce dernek ve vakıflarda, anaokullarında çalıştım. Sosyal çevrem oldukça geniştir ama insan kendi derdini açmaktan kaçınıyor. Birkaç yıldır iş için çalmadığım kapı kalmadı, çocuklarım okuyor bana katkı sağlayamıyorlar. Onlar ayaklarının üzerinde duruncaya kadar çalışmak ve evimin geçimini sağlamak zorundayım. Yardımlaşmaktan söz eden kardeşlerimiz işiniz düştüğünde sizi tanımazdan geliyorlar. İş alımı konusunda da emin olun sizi kapitalist kültürün dayattığı kriterler üzerinden değerlendiriyor genç ve çekiciliğinizi ön planda tutuyorlar. Başarılarınız, iffetli oluşunuz ve yetenekleriniz önemli görülmüyor. Hele şu günlerde pandeminin de etkisi ile iş konusunda ciddi sıkıntılar var. Ama ihtiyaçlar karşılanmayınca insan ruhen de kendini iyi hissedemiyor. Kafam hep meşgul oluyor ama inanın çalmadığım kapı kalmadı kapılar hep yüzüme kapanıyor… Dualarınızı bekliyorum…” (Sevde Gök)

Pandemi sürecinde e-posta adresime düşen mektupların çoğunda ekonomik sorunlardan bahsediliyor. Koronavirüs sadece bedenleri hedef almadı, ruhsal sorunlara ve ekonomik çıkmazlara sebebiyet vererek insanları çaresizliğe itti. Herkes kendi derdine düştü kimse kimsenin yarasına merhem aramıyor.

Sevde kardeşimizin de bahsettiği gibi iş istihdamı konusunda kendilerini muhafazakar dindar görenler de dahil birincil kriter görsellik ve referans aldığınız kişinin mevkii oluyor. Bu durum ekonomik sorunlarını çözüme götürmek isteyen insanları belirsizliğe ve çıkmaza itiyor.  Düşünün, işi yapan değil dikkat çeken tercih ediliyor. Bu ne kadar adil?

Koronavirüs sadece asgari ücretle çalışan vatandaşı değil, bunun yanında küçük esnaf grubunu ve birçok ticari kurum ve kuruluşu da etkiledi. Ticari kurumların çoğu kapandı, birçok kişi işten çıkarıldı. İflas eden şirketler, işsiz kalan vatandaşlar salgının getirdiği krizi daha da tetikledi. Karantina nedeniyle birçok kişi işe gidemiyor, şirketler kapanıyor, çalışan işçi maaşını alamıyor.

Pandemi sürecinde yaşanan ekonomik krizden hemen herkes etkilendi. Peki, duyarlı insanlarımız bu sancılı süreçte neler yaptılar ya da neler yapmalıydılar? Yukarıda paylaştığım mektup aslında birçok kadın ya da erkeğin meramını özetliyor. “Yeter ki karnım tok olsun, aç olandan bana ne” anlayışıyla hareket eden insanlarımız, bu tutumlarını acaba hangi gerekçe ile açıklayabilirler? Açıklayamazlar çünkü bencilleştiklerinin farkında değiller.

Torpilcilik ve ehil olmayan kişileri yüksek mevkilere taşımakla, ekmek parası için çaba gösteren kişiyi istihdam etmek aynı değildir. Birinde liyakatsizlik, doyumsuzluk ve kul hakkı var, diğerinde ise ihtiyaç sahibine verilen bir imkân, uzatılan şefkatli bir el var… Evine ekmek parası götüremeyen kadın ya da erkeğe destek vermek hepimiz için bir sorumluluktur. O nedenle özellikle şu sancılı süreçte işsizlere, hasta ve yaşlılara öğrencilere ve darda kalanlara ulaşmak ve yaralarına merhem olmak zorundayız.

Yardımlaşma duygusu canlılar içinde sadece insana bahşedilmiştir. Eğer birey ve toplumlarda bu duygu zayıflamışsa bu toplumlar her türlü suça açık hale gelirler. Zira yardım duygusu zayıflayan fertlerin kalpleri katılaşır ve hakkaniyet duyguları kaybolur. Ve o toplum maddi anlamda refah ve konfora sahip olsa da manevi anlamda çökmeye mahkûm olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?