“Dijital köleliğe, diktatörlüğe hayır”-2

Bu, çok donanımlı, kapasiteli, organize güç, tüm uluslararası kuruluş ve kurumları, devletleri, legal-illegal örgütleri, siyaseti, hukuku, ekonomiyi denetlemek suretiyle tüm insanlığı tehdit edecek aşamadadır. Tevrat’tan sonra tabiatı gereği bitkilerin, hayvanların ve nihayet insanların genetiğini bozacak aşamaya gelmiştir. Bundan sonra da hedef insanları robotlaştırmak. Dünya nüfusunu da azaltmak...

Ne yazık ki bu bozgunculuğunda siyasetçileri, dini temsilcileri, bilimi/bilim adamlarını, WHO/Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) ikna etmeyi, karşı devletleri de baskılamayı başarabilmektedir. Parayla, makamla, şöhretle, korkuyla satın alınamayacak, ikna edilemeyecek, devşirilemeyecek kaç insan vardır?
Bu koronavirüs ( Covid-19) de bu “elit” tarafından bir maske, araç olarak kullanılmaktadır. Son bir yılda dünya çapındaki büyük değişiklikleri hep birlikte yaşıyoruz. Dini, ahlaki, ekonomik, sağlık, siyaset, sosyal hayat... Tüm alanlarda ne büyük zararların içindeyiz. Medyanın narkozu ve büyüsüyle siyasetin, hukukun, sağlığın alet/araç edilmesiyle ifsad sürdürülebiliyor. Bu bir düşmanlıktır. İnsanlığa suikasttır, cinayettir, firavunlaşmaktır. “Sizin en büyük rabbiniz benim...” diyen firavun gibi. “Biz, her şeyi yaparız; kimse bize itiraz edemez” anlayışına izin veren köleler mi olacağız?

Güçlendikçe azgınlaşan Siyonistler açıkça insanlığa meydan okuyor. “Fuhşu, münkeri emrediyor...” (Nur/21). “Islah adı altında ifsad ediyor” (Bakara/11). “Harsı ve nesli ifsad ediyor” (Bakara/205). “Fıtrata müdahale ediyor” (Nisa/117-121). Kontrolündeki her türlü güç araçlarıyla Fıtratullahı ifsad edebiliyor. İklimi, tohumları, hayvanların, insanların genetiğini, tüm değerleri, kimlikleri ifsada çabalarken hiçbir devletin, hukukun, yargının, özel, tüzel kimselerin müdahalesine, itirazına uğramıyor! Tabiatın, insanın, düzeni/dengeleriyle oynayabiliyor. Lâyüsel/sorumsuz/dokunulmaz/hesap sorulamaz/yargılanamaz/itiraz edilemez durumda... Onlar hukukun da devletlerin de üstünde elit/efendiler. İlahlık taslamaktadırlar. Köleler narkoz ve büyülerle uyuşturulmuş, uyananlar, farkına varanlar da feryatta... Sesleri kısık...
Yasaları, yasakları her devlete kabul ettirmek/ikna gücüne sahipler. Bu sapkın zihniyetin sahiplendiği/tahrif ettiği Tevrat’ta; “Bir insanı öldürmek, tüm insanları öldürmek gibidir...” ayetine rağmen, dünya çapında nüfus planlamalarıyla, hem sağlık görüntüsü altında, insanları ilaçlarla/aşılarla öldürebiliyorlar; öbür taraftan da aşı/ilaç kullanmayı zorunlu kılarak, reddedenleri de cezalandırmak istiyorlar. Öldürmek serbest, hatta bir zorunlu/”hak”, buna itiraz etmek de suç olacak?! Bunun gibi tüm gıdaların genetiğini değiştirmek hak/yetki/serbest, buna itiraz etmek de suç sayılabilecek!? İşte dünyanın manzarası... Hukuk, siyaset, ekonomi, medya tümü azgın organize sermayenin denetiminde... Biz de kendi aramızda iktidar, egemenlik kavgasındayız. Ne yazık ki egemenlik/söz Siyonistlerde... Ne Hak’ta ne de halkta. Ne “teokrasi” ne de “demokrasi”!

Bu girişimler Allah Teala’nın rububiyet, uluhiyet hak ve yetkisini/alanını açıkça ihlaldir. Şeytana verdiği izni, Allah-u Teala, tağutlaşan insana da veriyor. Ancak gün gelecek Siyonistler feci sonlarını tadacaklardır. Bu konuda Rabbimizin vaadi vardır (İsra/4-8 ile Araf/167). Firavun’un ve ordusunun sonu nasıl olduysa, Hz. Musa (A.S.) zamanında onun safında, Firavun’un da karşısında olanlar, bugün de Firavun konumunda/ordusunda/safında ifsada koşuyorlar...

Siyonizm bir ırka mahsus/özgü bir ideolojik/dini sapkınlık değildir. Siyonizm’e karşı olan Yahudiler olduğu gibi, Siyonist olan başka etnik ve dini kimliklerde olanlar da vardır. Biden açıkça “Siyonist” olduğunu ilan etti. Trump’ın Siyonizm’e hizmeti de biliniyor. Siyonizm, sadece İslami değerleri değil, tüm insanî değerleri ifsad projesidir.

İlginçtir, ibretliktir ki; Hz.Musa (A.S.) zamanında O’nun yanında/safında zamanın Firavun’una karşı savaşan “beni israil” kavmi, çağımızda saf değiştirerek, azgınlaşarak Firavun’u, Haman’ı, Karun’u, temsil konumu ile ilahlık taslamak suretiyle “en yüce/büyük Rabbiniz benim” (Naziat/24) tağutluğuyla insanlığa meydan okuyabilmektedir, iblis gibi (Enbiya/29).

Ve nihayet her zulüm/ifsad gibi bu da sonlanacak (İsra/4-8,Araf/167). Elhamdülillah ki dürüst, cesur doktorlarımız, aydınlarımız var. Onlar da feryattalar. Sahip çıkalım özgürlüğümüze, kişiliğimize, aklımıza, irademize, bilincimize, cinsiyetimize, insanlığımıza, onurumuza... “Yarattıklarının, ins ve cin şeytanların şerrinden” Allah’a sığınalım... (Felak, Nas).
Bizim tevhidimiz, öncelikle tağutlara, şeytanlara “lâ”yı bize emretmekte değil midir? Lâ ilâhe illallah, Muhammed Resulullah... Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?