Adalet yok ise, kaos vardır

Bismillâhirrahmânirrahîm

TÜRKİYE’DE adalete olan güven azaldı. Bu, güvenliğimiz ve geleceğimiz için endişe verici. Adalet, devletin en başta gelen özelliği... Mülkün temeli. Devlet adaletle ayakta durur. Hatta adalet devletin dinidir (yolu, prensibi), diyenler var. Oturmuş bir adalet mekanizması toplumsal huzur ve barışın sigortasıdır.

Allah, istisnasız herkese, insan olmaları sebebi ile daha doğuştan itibaren 5 temel hak vermiştir: Din (inanma), can, mal, nesil ve aklını koruma hakkı. Bu haklar verilmeseydi, Allah kulunu imtihan etmezdi. İdeal İslâm toplumlarında insan hakları hiç ayrım yapılmadan korunmuştur.

Mekke’nin fethi yılında, Fatma binti Mahzûme isimli itibarlı bir kadın hırsızlık yapmıştı. Üsame bin Zeyd, bu kadının affı için aracı olarak Peygamber Efendimize (s.a.v.) geldi. Efendimiz (s.a.v.) Zeyd’i azarladı ve şöyle buyurdu: “Geçmiş ümmetlerin helâk olma sebebi, eşraftan biri suç işlediğinde hukuku uygulamamak; zayıf bir kişi suç işlediğinde hukuku uygulamaktı. Eğer, kızım Fatıma bu suçu işleseydi, cezasını aynen uygulardım.” (İbni Mace)

Hukuk karşısında zengin, fakir; devlet başkanı, halk herkes eşittir. Aynı suçu işleyen herkes aynı cezayı alır. Adaletin gereği budur. Adalet yöneticilerin oyuncağı olamaz.

Hz. Ebubekir (r.a.) halife olunca halka seslendi: “Doğruluk emanettir; yalan ihanettir. İçinizde zayıf kişiler; Allah’ın izniyle, onlar haklarını alıncaya kadar, benim yanımda kuvvetlidirler. Güçlü kimseler; zayıflar, onlardan hakkını alıncaya kadar benim yanımda güçsüzdürler.”

ADALET YARA ALDI

İKTİDAR hırsı; tarafgirlik; dış etkiler; eş dost; ahbap çavuş ilişkilerinin çarpıklığı sebebiyle hukuk büyük yara aldı. Hukuka güven sarsıldı. İnsanlar geleceklerine güvenle bakamaz oldu. Gençler, torpil olmadıkça bir işe giremeyeceklerine inanmaya başladılar. Adalet Bakanı, “Dünya yıkılsın, ama adalet ayakta kalsın” sözünü etti. Bu, özlediğimiz bir sözdü. Herkese âdil muamele edileceği bir mekanizmanın işler hale gelmesini dört gözle bekliyoruz.

Geçtiğimiz hafta, Devlet Bahçeli, “ HDP kapatılsın” sözünü etti. Meral Akşener bunun önündeki endişelerini anlattı: “Erdoğan HDP’yi kapatmaz. Çünkü HDP iyi bir manivela. Belli grupları dövmek için AKP; HDP üzerinden sürekli olarak bize çemkiriyor.” (12.12.2020)

Türkiye, tutarsızlık üzerine kurulmuş bu tiyatroyu sonlandırmalıdır. HDP, terörist ise, böyle bir parti Türkiye’de olmamalıdır. Teröristler, nasıl oluyor da İçişleri Bakanlığı’nın gözünden kaçıyor? Niçin âdil mahkemelerce yargılanmıyorlar? Bu insanlara, nasıl oluyor da, seçilme yeterliliklerine sahip olduklarına dair “adlî sicil belgesi” veriliyor? Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) onayından nasıl geçiyor?

Cevapsız sorular siyasi partileri birbirine düşman ediyor; güvenliğimizi tehlikeye atıyor. HDP’nin oyu 6 milyon. Halk, onlara kendilerini temsil ettikleri zannıyla oy veriyor. Hukuk âdil işlerse, halkla teröristler arasındaki fark netleşir. Devlet herkesi bilir. Teröristin süreçleri geçerek seçilme yeterliliğine ulaşması devletin kusuru. Bilge Başkan, “Adalete güven kalmadı. Önce zihinlerde reform yapılmalı” diyordu.

HUKUK HERKESE LAZIM

HUZUR ve barış adaletle sağlanır. Halk, hakkının kaybolmayacağını bilir. Devletine güvenir. Adalet, en üst seviyedeki yöneticiye de lazım; en gariban insana da. Adaletin olduğu yerde insanlar birbirini kıskanmaz; huzur ve barış egemen olur. Sevgi ve kardeşlik doyasıya yaşanır.

Cumhur İttifakı oluşmadan önce, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki Meclis Grubu Toplantısı’nda, Erdoğan’a karşı öylesine ağır sözler etmişti ki: “Her vatan evlâdı cumhurbaşkanı olabilir; ne var ki, Recep Tayyip Erdoğan olamaz. Teröristlere kucak açandan cumhurbaşkanı olmaz.” Tabiatıyla, Erdoğan’ın da Bahçeli’ye cevabı yenilir yutulur cinsten değildi. Türkiye, düşünmeden söylenen sözlerin konuşulduğu bir ülke olmaktan çıkarılmalı.

Meselâ; yönetici hitap ettiği kişiye, “hain”, “terörist”, “dolandırıcı” gibi ağır ithamlarda bulunsa; İçişleri Bakanlığı suç duyurusunda bulunarak konuyu yargıya taşıması, yargının da müddeiden delillerini istemesi ve suçun karşılığı neyse adil mahkemelerce o kişilerin cezalandırılması lazım. Yalan ve iftira ise, o zaman müddeinin, hukukun gerektirdiği cezaya mahkûmiyeti gerekir. Türkiye, onurlarıyla yaşayan insanların ülkesidir.

Adalette ihmalkârlık olursa, siyasi sistem toplumun tamamına açılamaz. Devlet adil olursa toplumun tamamını kuşatır. Kurumların vesayet altına girmesine izin vermez. “Bir gün adaletle hükmetmek, 60 yıllık nafile ibadetten hayırlıdır.” (Heysemî)

Rabbimizin buyruğu şöyle: “Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun.” (En’am, 152).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?