Kime inanacağımıza şaştık?

Ortalıkta birbirine taban tabana zıt o kadar çok söylem var ki hangisine inanmamız gerektiğini bilemiyoruz.

Bir bakıyoruz “işsizlik oranı geriledi” deniliyor.

Tam “aman ne güzel” diye sevineceğimiz anda bir bakıyoruz haberin gerisindeki açıklamalar başka telden çalıyor.

O açıklamalarda da istihdam oranının geçen yıla oranla düştüğü ifade ediliyor.

İşsiz sayısı azalıyorsa istihdam nasıl düşüyor? İstihdam düşüyorsa işsizlik nasıl azalıyor?  Yani tam anlamıyla “işin içinden çık çıkabilirsen” durumu ile karşı karşıyayız.

Hangi söylem doğru, hangi söylem gerçekleri dile getiriyor?

Hangisine inanacağımıza şaşıp kalmamak ne mümkün! Bir yanda “yol ve yemek parasına çalışırız” diyenler var. Diğer yanda ise “işsizlik yok, iş beğenmeyenler var” iddiasını ileri sürenler var.

Muhalefet sözcüleri “insanlar iş bulamıyor” derken, iktidar sözcüleri “işçi bulamıyoruz” iddiasını ileri sürüyor.

Yine hangi söylem doğruları dile getiriyor çözme konusunda zorlanıyoruz.

İşsizlik diye bir sorun olmasa ve insanlar verilen işi beğenmiyor olsalar “yol ve yemek parasına” çalışmaya razı olurlar mı?

Burada bir terslik yok mu?

Pandemi dönemi nedeniyle zaten piyasalar allak bullak! Çoğu esnaf siftah etmeden dükkânını kapayıp evinin yolunu tutuyor. Bakın ilk dalganın sonunda restoranların yüzde on beşi tekrar açılamamış durumda!

Ama birileri çıkıp marketlerin kasaları önünde oluşan kuyruklardan söz edebiliyorlar.

Belli ki lafı “millette para olmasa, marketlerin kasaları önünde böyle kuyruklar oluşur mu” demeye getirmek istiyorlar.

Piyasada doğru dürüst mahalle bakkalı mı kaldı?

Yurdun dört bir tarafı demir ağlarla örülür gibi market zincirleri ile örülünce vatandaş üç-beş market zinciri dışında alış veriş yapacak bakkal bulamaz hale geldi.

On beş yirmi bakkalın yapacağı işi tek bir market yapmaya kalkınca da kasaların önünde kuyruk oluşmasından doğal ne olabilir?

Evet, tam bir keşmekeş yaşanıyor.

Bir taraf öldük bittik diye ağlaşıyor.

Karşı taraf ise her şeyi güllük gülistanlık gösteriyor.

Bu şartlar altında kime inanmamız kime inanmamamız gerektiği konusunda ikileme düşüyoruz.

Ama gerçek olan şu ki her şey güllük gülistanlık olsa insanlar niye öldük bittik diye ağlaşıp dursunlar. “Ekonomi iyi” diye kendi kendimizi kandırmanın âlemi var mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Ceyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Türk - Dünyada Corona yüzünden issizlik cogaliyor ama Türkiyede azaliyormus. Almanlarin meshur bir masal kahramani var „ Lügenbaron“, yani yalanci Baron diye. Gercekten yasamis olsaydin bizim zamanimizda, AKP lilerin yaninda dogrucu baron olurdun herhalde.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 14 Aralık 16:54
01

Vatandaş - Sayın yazar abiii O yalancı,iki yüzlü utanmazlar için her şey güllük gülistanlık olabilir. Çünkü o hainler de yokluk diye bir şey söz konusu değil, en az iki üç yerden den ballı maaş,maaş harici yan gelir, ohhhhh haram helal ayrımı diye bir krıterleri,ilkeleri yok . Devletin bütün kaynakları babalarını malı sanki. Ama ister inanın ister inanmayın benim kapı komşum var dört çocuklu. Adamcağız gündelik yevmiyeye giderek evini geçindirmeye çalışıyor,Eğer bizler yardımcı olamasak vay o yavrucakların haline Allah kimseyi yokluk la terbiye etmesin

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 14 Aralık 12:43


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?