Sıkı can iyidir

Eskilerde şöyle bir diyalog vardır, herkes bilir: Çocuk, anne-babasına, “Canım sıkılıyor” der. Anne ya da baba her kime dediyse şak diye cevabı yapıştırır: “Sıkı can iyidir evladım, rahat ol.” Z kuşağı ile alakalı Evrim Kuran’ın bir kitabı var. Yeni nesli anlamak için yazılan üç beş tane nitelikli eserden bir tanesi. Evrim hanım kitabında “sıkı can iyidir” üzerine yapılan bilimsel araştırmalardan bahsediyor. Meğer gerçekten sıkı can iyiymiş. Bizim yıllarca şaka diye yaptığımız şey aslında çok iyi bir şeymiş.

Yeni nesilden bahsederken gözümüze çarpan en üzücü şeylerden biri yeni neslin resimleri, oyunları ve benzeri zihin geliştirici ne varsa hazır olarak alması. Hani Cem Yılmaz kartondan ev, araba, bahçe yapımlarını anlatırken, “Şöyle şöyle yapıyoruz ama işte burada yapılmışı var” derdi ya işte böyle her şeyin hazırı, yapılmışı sunuluyor yeni nesle, bu da düşünmenin, düşünceyi geliştirmenin, akıl yürütmenin önüne geçiyor. Sıkı can iyidir diyorduk. Çocuklar gerçekten sıkılıyorlardı çünkü hazır oyuncakları, bilgisayar oyunları, akıllı telefonları, tabletleri yoktu hatta televizyon bile yoktu. Televizyon olan dönemlerde doğru dürüst kanal yoktu, olan kanallarda da izlenecek pek bir şey yoktu. İşte böyle bir dönemde sıkılan çocuk ne zaman derdini dökse alacağı cevap büyük oranda belliydi.

Uzmanlar diyor ki, canı sıkılan çocuğun beyni çalışmaya başlıyor, can sıkıntısını gidermek için kendini zorluyor ve hayal gücü devreye giriyor sonra bir de bakıyorsunuz çoraplar topa, lastikler direksiyona, tahta parçaları araca, ağaçlar yaşam alanlarına, yoncalar labirente dönüşmüş. Bir de bakıyorsunuz akla hayale gelmez şeyler birer oyuna, oyun envanterine dönüşmüş. Ekipler kuruluyor, hayaller devreye giriyor, el ele gönül gönle oyunlar oynanıyor. Biraz büyükler küçüklere hikâyeler anlatıyor, hem dinleniyor hem de film gibi izleniyor hikâyeler. Yeni bir dünya kuruyor çocuklar, kendilerinin hayallerinin yaşadığı, can sıkıntısının olmadığı bir dünya.

İşte uzmanların bahsettiği sıkılan canın ortaya koyduğu üretimin bir kısmı. Ayçiçeği başlarından ve saplarından yapılan tekerlekli oyuncaklar, mahallenin tüm çocukları ile oynanan asker oyunları, dokuz kiremit, didi, bir ucu kalın sopalar ve kayrak taşları ile buz üzerinde yerli ve milli hokey maçları, kaba taşları ıslatarak bıçakla yapılan oyuncaklar ve daha neler neler. Ayrıca bölgesel olarak farklılık gösteren oyuncak çeşitliliği saymakla bitmez. Kısacası sıkılan canın üretemeyeceği hiçbir şey yoktur.

Yeni nesle laf ederken canlarının sıkılmadığını gözden kaçırmamak lazım. Çocuklar ne yapsın. O kadar konforlu bir hayatımız var ki, aynısını çocuklarımıza da yaşatıyoruz. İyi yapalım derken aslında hayatlarını mahvediyoruz. Düşünsenize, her şey hazır olursa çocuk ne yapacak? Çocukların canının sıkılacağı bir boşluk yok, yani çocukların beynini kullanacakları, sınırları zorlayacakları bir ara, bir fırsat, bir imkân yok. Konfor her yaştan beyni çürütüyor.

Şöyle bir geçmişe baktığımızda büyüklerin, “Biz görmedik evladımız görsün, biz oynayamadık evladımız oynasın, biz yaşamadık evladımız yaşasın” dedikleri üzerine de düşünmek lazım. Göremediklerimiz, oynayamadıklarımız, yaşayamadıklarımız daha mı iyiymiş ne! Belki de bu dünyadaki aradığımız en yanlış şey konfor. Belki de bu dünyada tek vazgeçmemiz gereken şey konfor. Babam vakitli-vakitsiz uyuyan birini gördüğünde, “Yavrum uykuyu mezara bırakın” derdi. Aynen, uykuyu mezara, konforu diğer tarafa bırakıp bu dünyada dert sahibi olmak var. Bu dünyada sıkılmak, dertlenmek, hüznü kuşanmak, yoksul ile sofraya oturmak, garibanın elinden tutmak, paradan, maldan, mülkten uzak durmak var. Bırakın bu dünyada canımız sıkılsın, sıkı can iyidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?